Üzerinde kontrolü olunmayan olaylar hakkında endişelenmek veya beklenti içerisine girilen bir durumun arzulanan biçimde sonuçlanmayacağını hayal ederek karamsarlığa kapılmak, varlık enerjisini zaman düzleminde tutar ve ben merkezci kısır yaklaşımların yolunu açar. Herhangi bir konuda hissedilen sorumlulukla birlikte varlığın kendisini olduğu gibi kabul etmesi, sonuç için suçlamaması ve elinden gelen çabayı göstermesi yeterlidir. Varılacak sonuç değil gidilecek yol önemlidir. Bu yol, türlü deneyim ve gözlemlerle doludur. Sonuç odaklı yaşam, maddenin varlık üzerindeki hakimiyetinin, kıyasın ve şartlanmanın ürünüdür. İçinde bulunulan anda, yaşamın akmasına izin vererek tüm ihtimalleri geniş bir gönül açıklığıyla kucaklamak ise sevginin ürünüdür. Sabır, tam bu noktada enerji israfından koruyan büyük bir erdemdir. Duygular ve arzular varlığı deneyim sahasına yani madde illüzyonuna çeker. Deneyimin gözlemlenip sonuçlarının irdelenmesi ve aşama aşama algılanması ise sevgiye götürür. Yaşa...