Ana içeriğe atla

Kayıtlar

dogma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HAKİMİYET

 Baskının, kontrolün, sınırlamanın olduğu yerde sevgi yoktur. Akıl ve vicdan ile kurulan idrakli hakimiyette sevgi vardır ve asıl özgürlük bu disiplini sağlayabilmektir. İstenildiği kadar meditasyon yapılabilir, dünya ile kurulan bağlar zayıflatılıp insanlardan uzak durulabilir ya da oruç tutulabilir. Eğer varlık, yüzleşmesi gereken gölgeleri üzerinde, realiteler düzeyinde yaşayarak ve deneyerek hakimiyet kuramaz ve korkularından bilinçli bir şekilde arınamazsa bu geçici çözümler pek bir yarar sağlamayacaktır. Varlığı zayıflatan ve konfor alanına iten dış şartlanma ve denge disiplinleri, yerini, kişinin özgün yolunda, kendi kendine geliştirdiği vicdanıyla içsel olarak sağlandığında umulan gelişim sağlanabilir. Yaşam döngülerine adım adım odaklanmak ve duyguları kendinden ayrıştırmadan gözlemlemek bu gelişimin yolunu açar. İradenin yetersizliği söz konusu olduğunda kontrol altında tutma ya da baskılama yoluna gidilir. Bu durum, zihin üzerinde varlığın hakimiyet kuramamasına, deneyim...

REFERANS NOKTASI

 Şekillere bürünüp form aldığınız zaman, isim verip tanım atadığınız zaman, sonuca odaklanıp başarıyı kıyasladığınız zaman, geçmiş deneyimlerinize takılıp kendinizi suçlamayı sürdürdüğünüz zaman, korktuğunuz ve endişelendiğiniz zaman, tüm bu kalıplara sıkıştığınız zaman ki gerçekten bunların hepsi zamandır yani illüzyondur; limitli ve ben merkezci yaklaşım biçimlerine sahipsiniz ve katı egonuzla hareket ediyorsunuz demektir. Enerjinizi, referansı limitli madde illüzyonu olan bir noktaya sabitlerseniz tepki ve yaklaşımlarınız da dar, limitli ve bütünsellikten uzak olacaktır. Bu kalıpları neden sonuç ilişkisi geliştirerek giderdiğiniz, çok yönlü yaklaşımlar geliştirdiğiniz ve referans noktasını yaşamın aktığı an olarak belirlediğiniz zaman ise özünüzdeki limitsiz sevgiye erişerek yüksek karakterli vicdani yaklaşımlar geliştiriyorsunuz demektir.  İmajinasyon ruhsal bir faaliyettir ama öte yandan bu yolla meydana gelen imgesel örüntüler maddedir. İllüzyon içerisinde, zaman düzlemi...

MEDİTATİF

Enerjinizi zaman düzleminden çekerek, klasik meditasyonda nasıl düşüncenin ve duygunun etkisinden  özgürleşiyor ve özünüzle uyumlanıyorsanız; günlük yaşamda da realiteleriniz yani düşünceleriniz üzerinde de aynı hakimiyeti kurarak anda kalabilir ve bu meditatif hali sürekli kılabilirsiniz. Geçmiş diye hatırladığınız ve gelecek diye hayal ettiğiniz her şey aslında birer imajdır. Madde illüzyonu zihinde meydana getirilen bu imajlara duygu ve düşünce biçiminde hareket kazandıran jeneratif çok boyutlu bir düzlemdir. Gözlemcinin bu hakimiyeti sağlaması için, duygularının yönlendirici tesirlerini içselleştirerek düşüncesine odaklanması gerekir. Odaklanmak, sorgu ve algı sürecinin neticesinde hadiseyi bütün halde görmenin yolunu açar. Bu yaklaşım biçimi varlık enerjisinin yönelimini kademe kademe disipline eder ve düşünce üzerinde kurulan hakimiyet giderek artar. İdrakin artması da bu sorgu ve odaklanma aşamalarının artışıyla paralellik gösterir. İnanç, gelenek ve katı düşünce kalıplarına...

GEÇİŞ

Bilinç, inancın yerini algıya bırakmasıyla evrilebilir. İnanç, zaman düzlemine varlık tarafından yerleştirilen bir imgedir dolayısıyla hakikat değil illüzyondur. Bu imgeye yine aynı varlık tarafından kutsiyet yani dokunulmazlık da atandığı için sorgulamanın önüne geçilir, putlaştırılır. Bu şekilde enerjisini illüzyon içerisine hapseden varlık, kendi icat ettiği tanrısının yörüngesinde şartlanmış bir şekilde döner durur ve düşüncesinin esiri olur. Varlık, ne zaman ki irade göstererek bu imgeye odaklanır, onu algılar ve sorgulayarak anlamlandırmaya başlar; o zaman realitesinin üzerinde hakimiyet kurarak bilincini yükseltebilir. Üçüncü yoğunluk derecesine ait korku, baskı ve ceza ile yönlendirilen otomat bilinçler, yaşamlarındaki katı kalıpların birer illüzyon olduğunu fark ederek onlara odaklandıklarında idraklenmeye başlarlar. Sevgi yalnızca idrakin olduğu yerde belirebilir. Sevgi ve idrak birbirinden ayrı olmayan iki unsurdur, bu düzlemde yaşayanların cennetini temsil eder ve dördüncü ...

İNANÇ & İLLÜZYON

Sonsuz Yaratan madde illüzyonundaki dağılacak bir imgede aranmaz; O, süregelen ve genişleyen anın farkındalığında aranır. Bu yüzden inançta ve imanda sevgi yoktur, sadece sanı vardır. Her ikisi de, madde illüzyonuna ait bir tanrı imgesinin şartlandırdığı yani hakim olunmamış düşüncenin yönlendirdiği ve kontrol altında tuttuğu zihin yapısına hitap eder. İllüzyona ait imge gözlemlenip algılanmaya başlanınca imaj yerini idrake; inanç şartlanması ise yerini sevgiye bırakır. Üçüncü boyut insanının zihni dördüncü boyuta bu şekilde evrilir. Korkunun bittiği yerde sevgi ve idrak belirmeye başlar. Saflaştırılmış bir zihinle algılamak, yani zaman düzlemine ait düşünce temelli bir unsuru gözlemleyerek içselleştirmek realite üzerinde hakimiyet kurulmasını sağlar. İnanç temelli tüm düşünce unsurları da ancak sağlıklı bir şekilde sorgulandığı ve gözlemlendiği zaman algılanıp üzerinde hakimiyet kurulabilir. Enkarnasyon gözlemlemek için; gözlem süreçleri de madde illüzyonu üzerinde hakimiyet kurabilme...

SAF

Ruh bütünseldir ve yüksek benlikler arasında sanıldığı gibi bir ayrım yoktur. Katlanan boyutlar içerisinde dağılan varlık enerjisinin, farklı bilinç odaklarınca tezahür ettirilmesi madde illüzyonunu, yani imajinatif ayrılığı meydana getirir. İllüzyon seperasyondur. Bu separasyonun giderilmesi, bilinç odağının bir diğerini saf bir biçimde algılamasıyla mümkündür. Algı, ruhun madde illüzyonuna açılan kapısıdır. Tanrı tohumu olan yüksek benliğin, katalizör ve deneyimlerle evren içerisinde yeşermesi ve meyvelerinin toplanması algılamakla mümkündür. Demek oluyor ki, yaşamlar boyunca verimli gözlem süreçleri geçirebilmek ve tekamül basamaklarını tırmanabilmek, algının saflaştırılmasına bağlıdır. Bu saflaşma, varlık nezdinde zaman, düşünce ve duygunun üzerinde kurulan hakimiyet ile sağlanabilir. Bu hakimiyet şartlanmaları ve dogmaları giderir.  Düşüncenin mahiyetini anlayan varlık, ona bağlanmaz ama onu algılayarak evrilir, yani görüş açıklığını artırır. Özdeki sevginin kademe kademe beli...

YAKIN

 Mesih bilinci ya da mehdi karakteri, devre sonu yaklaşırken insanın kendisini yine kendi şuur uyanıklığıyla hareket edebilecek hale getirebilmesinin aktif sembolleridir. İdrakin artması, vicdanın gelişmesi ve bilincin dikey ve yatay yönde genişlemesi; kısacası varlığın yüksek benliğine yakın hareket edebilmeye başlaması bu aşamanın karakteristiğidir. Hala dışardan bir görevli varlığın gönderilmesini beklemek, kendi uyanışını yine kendi içine dönerek keşfetmesi ve sorumluluk alması gereken varlıklar için abes ve anlamsızdır. Devrenin bu aşaması, dışarı bakan gözlerin, kendi iradesiyle içe yönelerek ve kendi eşsiz yolunu bularak gerçeğe ulaşması ile tamamlanabilecek bir dönemdir. İnsanın, en büyük yardımcısının yine kendisinin olduğunu ve o gün hesap verebilmek için kendi vicdanıyla yüzleşmesinin kendisine yeteceğini anlaması gerekir. Varlığın uyanışını ve gelişimini o istemediği sürece hiçbir dış tesir sağlayamaz. Kişi eğer isterse ve irade gösterirse bunu yalnızca kendisi için yap...

YANSIMA

 Dışınızda gördüğünüz ve gözlemlediğiniz her varlık aslında sizsiniz. İnsanlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve gözlemleyebildiğiniz her varlık sizin dualite içindeki birer yansımanız. Siz yaşamlar boyunca kendinizi gözlemekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Karşınızdakini algılayınca aslında kendinizi algılıyor ve kendinizi keşfediyorsunuz. Bu yüzden kardeşinize göz bebeğiniz gibi bakmalı ve ona değer vermelisiniz. Bu yüzden çatışmaya, yargılamaya son vermeli, barışın yollarını aramalı ve koşulsuz sevebilmelisiniz. Yanınızdaki varlık sizi size aynalamaktan başka bir şey yapmıyor. Kendinizin ne olduğunu iyi anlamalısınız. Sorgulanmamış kalıpları ve tutumları dönüştürdükçe, katı egoları bu sayede giderek geçirgen bir hale gelen ve ışığı madde düzleminde belirebilen saf sevgiden ibaret varlıklar olduğunuzu fark edebileceksiniz. Gözlemleyen kimse gözlemlediğinden ayrı değildir ve onu anlayınca kendisini anlar ve algılar. Bu anlama hali maddenin üstüne çıkmak ve realiteye hakim olmanın yol...

ALGI & ZAMAN

Bir olayı ya da durumu düşündüğünüz zaman algılayamazsınız. Düşünerek oluşturduğunuz imajları ardı sıra gözlemlediğiniz zaman algılayabilirsiniz. Düşünmek zamana ait bir faaliyettir ve çaba gerektirir. Algı ise içinde bulunulan ana aittir ve çaba gerektirmeksizin, geliştirilen imajların gözlenmesiyle zihinde belirir. Bu yüzden, düşüncelerinizin etrafında dolanmak, sürekli analiz etmek ve yargı oluşturmak size hiçbir fayda sağlamaz. Onları bilince getirmeniz sizi ileriye götürebilir ve döngüyü kırmanızı sağlar. Bunun için de dikkatle odaklanmak gerekir. Odaklanmak varlık enerjisini zaman düzleminden ana çeker ve zihni sakinleştirir. Bu, saf ve duru bir biçimde görebilmenin ön koşuludur. Limitsiz sevgi, farkındalık ve bütünlük hali; limitli madde illüzyonunda bu zihinsel işlem döngüsü sonucunda belirebilir.  Duygu ve düşüncelerin karşılığı olan realiteler bu şekilde kapsamlanır ve evrimin karşılığı olan 'varlığın kendini bilebilmesi' aşama aşama bu yolla gerçekleşir. Düşünceyi gö...

NEGATİF KUTBİYET

Üçüncü yoğunluk derecesi pozitifinden mezun olacakların yanı sıra negatifinden mezun olacak varlıklar da vardır. Bu özgür irade sapmasını deneyimleyen varlıklar, pozitifin aksine, maddesel güç ve kontrolü ellerinde bulundurdukları kader planlarıyla yeryüzüne gelirler. Diğer varlıkları etki altına alarak, onların özgür iradelerini ele geçirmek ve üzerlerinde egemenlik sağlamak en yüksek motivasyonlarıdır. Kendilerini tanrısallaştırarak diğerlerinden ayrıştırmakta ustalaşan bu varlıklar, genellikle dinsel ve toplumsal dogmaları kullanarak hakimiyet sağlarlar ve haz odaklı, maddeci bir anlayışı benimserler. Pozitifin benimsediği birlik kavramının aksine, ayrıştırıcı egosal tutumlar geliştirerek bölme ve yönetme eğilimindedirler. Bunu da, düşünme ve irdeleme yeteneklerini gasp ettikleri varlıkların algılarını kontrol altında tutarak gerçekleştirirler. Tesirler bütünü olan varlıklar enerjilerini odakladıkları düzlemde, düşünsel algı kapasiteleri oranında idrakli tekamül süreçleri geçirebili...

AYRIM

Kendinizi sınıflara, mezheplere, partilere, dinlere, milletlere dayanarak ayrıştırmayı sürdürdüğünüz sürece tüm yaşama sevgiyle bakarak birlik bilincini idrak edemezsiniz. Tutunduğunuz tüm bu kalıplar zamana ait dağılacak realitelerdir, şartlanmaya neden olurlar. Yani düşünce ve iradenizi ele geçirerek yaşamın kısır döngülerinin içine hapsederler. Sonsuz Yaratan, ayrışma ve çatışmaya neden olan bu illüzyonatif döngülerde aranmaz. O, korkunun olmadığı yerde, yalnızca öze ve ana ait olan kapsayıcı sevgide, barışta ve merhamette aranır. Bunun için de her birey, dışa bakan gözlerini kendi içine odaklamalı, sorgulamalı ve ayrışmaya yol açan tavır ve düşüncelerini idrak edebilmelidir. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmemesi gerektiğini, onun da Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve evrenin işleyişinde kıymetli bir fonksiyonu olduğunu unutmamak gerekir. Her etkileşim, karşınıza çıkan her insan sizi size yansıtan bir aynadır ve aynadan yansıyan Yaratan...

PERDELEME SÜRECİ

Evrimsel sürecin getirisi olarak, varlıkların deneyimlemeleri gereken katalizörlerin niteliğini ve niceliğini artırmak amacıyla bilincin, bilinçdışından ayrışması perdeleme sürecini doğurur ve varlığın psişesini meydana getirir. Bilinçdışı havuzu, evrensel ve ruhsal üst tesirlerin alındığı bilinçüstünü, geçmiş yaşam deneyimlerinin depolandığı bilinçaltını kapsar ve kolektif deneyimsel örüntülerle varlıkları birbirlerine bağlar. Üçüncü yoğunluk derecesi tekamül süreçlerinde bilinçli prensipler tarafından zamanla geliştirilen perdeleme, özgür irade sapmasının deneyimlenmesine olanak vererek negatif ve pozitif kutbiyetin açığa çıkmasına neden olur. Perde, çivit rengi çakrada yoğunlaştırılan enerjinin sonsuz zekaya temas edebilmesiyle; rüya, meditasyon, imgeleme, duru görü, sezgi vb. yöntemler ile delinebilir. Perdeleme sadece üçüncü yoğunluk derecesi tekamül süreçlerinde varlıklar tarafından deneyimlenir. Yani üst boyutlarda bu tarz bir bilinç bölünmesi söz konusu değildir. Özgür iradeye ...

ZAMAN & İLLÜZYON

Zaman bir gerçeklik değildir ki bitip tükendiği zaman siz de yok olasınız. Zaman illüzyondur, dolayısıyla görecelidir ve değişkenlik gösterir. Değişkenlik gösteren dağılmaya mahkumdur. İki, bire hizmet etmesi için zaman ve düşünceyle meydana gelen illüzyondan ibarettir.  Anda olan birlenir, zamana giren deveran eder, gözlem için ikilenir. Zaman, biri iki gibi parçalara ayırarak gösterir. Anda olan harekete bağlanmış düşünceyi gözler, deveran edeni algılar, farkındalığını artırır. Günün sonunda ikiliğe ait her unsur ve realite görevini yapar, varlığın enerjisi özüne çekilir. Bir bütün olur, illüzyon dağılır. İkilik biter birlik başlar. İkilik dünyasını gözleyiniz ve özün birliğini de gözleyiniz. İkilik olan her unsurun bire hizmet ettiğini ve yıkılmaya mahkum olduğunu fark ediniz. Zaman, birin enerjisinin, kendi kendisini tanıyabilmesi için madde ortamına aktarılarak ikilik düzleminde fark edilmesinin yolunu açar. İkilik çatışma doğurur, çatışmanın giderilmesi özün gözlemesine, algı...

YARATIM

İki türlü yaratım vardır. İlki, yoktan var etme biçiminde gerçekleşen ruhsal ve fiziksel evrenin Sonsuz Yaratan tarafından meydana getirilmesidir. Yaratılış sonsuzluktur. İkincisi, varlıklar aracılığıyla meydana getirilen yaratımdır. Bu yaratım, maddeyi şekillendirmenin ve üzerinde hakimiyet kurmanın pratiklerini içerir. Bu sayede elde edilen veriler, varlık ve onunla birlikte deneyimleyen Yaratan tarafından gözlemlenerek özümsenir. Sonsuzluk bu şekilde sonsuz enerjiye odaklanır. Bu odaklanma bilinçli prensipler dahilinde, kademe kademe varlıkları ve varlık sistemlerini oluşturur. Her aşaması bilginin işlenerek bir diğer vasata projekte edilmesi ile gerçekleşir. Odaklanarak gözlemlemek farkındalık kazandırır. Farkındalık kazanan varlık tekamül eder ve kendisini gerçekleştirir. Varlıkların eliyle meydana getirilen yaratım temel manada şu şekilde gerçekleşir: Ruhsal özün ve bu özün manyetik alanına bağlandığı bedenin birlikteliği varlığın zihnini meydana getirir. Zihin imge, yani düşünce...

ANALİZ

Varlık, geçmişi sürekli analiz edip, olan biteni zihninde imgeler ve yaşananların etrafında dolaşarak onları daima canlı tutarsa, kendisini zamanın içine hapsetmiş olur. Gözlemci, yaşadığı her olaya farkındalıkla odaklanarak, enerjisini, o olayı en geniş bir biçimde algılamak için yoğunlaştırdığı ve gerekli düşünce süreçlerini geçirebildiği zaman, olayın sonuçlarını öz bilgi haline getirebilir. Dönüşüm bu şekilde, sadece içinde bulunulan anda gerçekleşir. Geçmişin tesirlerinin etkisinde savrulmak yerine, o tesirleri kendisini dönüştürmek için itici güç olarak kullanmayı seçmek, anda olan varlığın irade göstermesine bağlıdır. Zaman, düşünce ve hareketlerimizi madde illüzyonunun içine hapsetmesi için değil; korku, endişe, kaygı gibi duyguları farkındalıkla gidererek, gölgelerimizle yüzleşmemiz ve özümüzdeki sevgiyi, bilgiyle ortaya çıkarabilmemiz için vardır. Sürekli bir biçimde geçmişin analiz edilmesi varlığa hiçbir şey kazandırmaz. Geçmişin tesirleri, bu analiz ve veriler ışığında, iç...

GÖZLEMCİ

Yaşanan üzücü bir olay karşısında zihinde beliren korku, kaygı, öfke, acı gibi duyguların dönüştürülmesi; varlığın tüm yönleriyle o olayı algılayarak gözlemci pozisyonunda kalabilmesine bağlıdır. Duyguların sürüklediği varlık zamanın, hareketin ve düşüncenin etkisinde yaşam içinde savrulurken; anda kalabilen varlık, farkındalık içinde odaklanarak, yüksek bilgiyle ve duru bir zihinle olaya hakim olmaya çalışır. Yani duygular varlığı değil, varlık duyguları kontrol edebilmeye başlar. Anın barındırdığı sevgi, ancak gözlem halinde, korkusuz ve endişesiz bir zihinle illüzyona hakim olunduğunda ortaya çıkabilir. Yeryüzünde bulunmamızın tek nedeni gözlem yapmaktır. Gözlem, bir olayı sadece görmek demek değil, aynı zamanda o olayı bütün bir biçimde kavrayarak, mümkün olan en yüksek bilgi ve anlayışla içselleştirmek demektir. Birçoğumuzun pratiklerini yaptığı anda kalabilmek bu yüzden önemlidir. Gözlemci andadır, realiteye hakim pozisyona gelmiştir ve yargısızdır. Çatışma ve ayrışma olarak görd...

SORUMLU

Kader, kendi sorumsuzluğunuzun, vicdansızlığınızın, yüksek bilgi ve akılla hareket etmeyişinizin suçunu yükleyebileceğiniz bir mekanizma değildir. Sizin kaderiniz iki elinizin arasında, realitelerinize; yüksek ahlak, etik ve bilgelikle hakim olmanızdadır. Sorumluluğu, adına yalanlar uydurduğunuz, onun adına varlıkları köleleştirdiğiniz, evrenin dışında bir yerde sizi yasaklarla ve felaketlerle sınayan bir tanrıda değil; kendi özünüzden akan sınırsız kaynağın ortaya çıkmasını engelleyen katı egolarınızda aramalısınız. Bilirseniz ki, bu egoların tek beslendiği duygu korkudur.  Yozlaşmış, dogma anlayışları temel alan kaderci ve ayrıştırmaya dayalı söylemler; aklınızı kullanıp, silkelenmediğiniz sürece sizi kontrol altında, hipnoz halinde tutmaya devam edecektir. İradeniz ile yapabildiğiniz en yüksek hareket ve düşünceyle kendinizi dönüştürmenin gerçek kaderiniz olduğunu unutmayınız.  Burak Cömertler

EĞİLİM

Negatif eğilimli bir varlık öfkesini ayrıştırmaya, bölmeye ve yasaklarla başka varlıklar üzerinde hakimiyet kurmaya kanalize eder. Pozitif eğilimli bir varlık ise, bu duyguyu, kendisinin bir parçası olarak kabul eder, akıl süzgecinden geçirir, onunla yüzleşir ve enerjisini; acıdan doğarak karşısındaki varlıkla bütünleşmek için kullanır. Çatışma, çatışan tarafların birbirlerinden ve bütünden farklı olmadıklarını anlamalarıyla, yerini dönüşüme ve birleşime bırakır. Olayın derinliklerinde barındırdığı sevgi açığa çıkar. Birlik, bağlarını, kendisini yeniden keşfederek fark eder ve varlıklar birbirlerine hiç olmadığı kadar sıkıca kenetlenirler. Madde illüzyonu kurulur, dağılır ve yenilenir. Yaşanan hiçbir şey nedensiz ve birbirinden bağımsız değildir. Varlıkların dahil oldukları tüm realiteler kendi bilinç ve düşüncelerinin birer yansımasıdır. Yani, insan kendi gerçekliğini, iradesiyle yine kendisi meydana getirir ve bu gerçekliğin üstüne çıkabilmek için yine kendisini vazifedar kılar. Yaşa...

İKİ TANRI

Korku, egonun tanrısıdır. Varlığın düşünce ve eylemlerinin umuttan değil, endişeden ötürü olmasına yol açar. Yaşamsal döngülerin şifalandırıcı yönünü gizler, ızdırap verici, ayrıştırıcı yönünü ortaya çıkarır ve varlığın düşünceye değil, düşüncenin varlık üzerinde hakimiyet kurmasına neden olur. Kısır kalıplar, gelenekler ve sorgulanmayan öğretiler, onu duyguya ve zamana bağımlı kılar. İlahi ışıktır özün tanrısı. Karanlığı aydınlatması yegane kaderidir. Katı vicdanlardaki küçücük bir çatlak bile yeter içeri sızması için. Sonsuzluğu ve bilgeliği andadır. Özgür irade tek yol göstericisidir. Ancak şartlanmamış bir zihinle, gölgelerle yüzleşmeye hazır olduğunda, varlık onu kendi içinde keşfedilebilir. Her cümlenin ve surenin başında söylenen ve tekrarlanan "Şeytandan Allah'a sığınmak" ne demektir? Otomatik bir biçimde yüz yıllardan beri mühür gibi ağzımızda olan bu ayet; korkmaktan, sorgulamamaktan, akıl etmemekten, nefsi kontrolünde yaşamaktan, yani aklın alabileceği tüm nega...

O

Kuvvetli ve samimi bir inanca dayalı iman, varlığın anlayışını belirli bir noktaya kadar götürebilir. Ulaşılan bilinç düzeyinde, Tanrı'nın varlığına inanıp inanmamanın hiçbir önemi yoktur. Tanrı'yı, kendimizi keşfederek fark edebilmenin bir önemi vardır. Etrafımızdaki her şey bizim yansımamızdır ve eğer bir Tanrı varsa, O'nun anlaşılması ancak varlıkları aracılığıyla meydana getirdiği yaratımını anlamakla mümkün olabilir. O'nu, evrenin dışında, ulaşılması imkansız bir yerden yarattıklarını izleyen, cezalandıran ve yasaklar koyan eril bir varlık olarak görmek yerine; özümüzden fışkırarak tüm madde alemine yayılan sevgide, zamansızlıkta, gelişmiş vicdani değerlerde ve yüksek bilgelikte aramak, bu farkındalığın artmasına yol açacaktır. O, varlıklarından ayrı değildir. O'nu çok uzaklarda, ayrık hissederek değil; içimizdeki yüksek değerlerde bütünlük hissederek keşfetmek gerekir. O, inanç kalıplarına ve dogmalara sığdırılamaz. Giderek yükselen anlayışlarda şartsız ve sın...