Ana içeriğe atla

Kayıtlar

rüya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ARAYIŞ

Yaşama ve varoluşa dair cevabını aradığınız her ne varsa artık dışarıda değil içeride aramalısınız. Kendi içsel sorgunuzla, üzerinde saf bir biçimde düşünerek elde ettiğiniz sonuç size özgüdür ve ancak sizin yaratımınız olarak yaşamda karşılık bulabilir. Yaratan vasfını ortaya koyabilmesi varlığın yegane gayesidir. Bunun için de dışarıdan gelecek yönlendirme ve şartlanmalardan zihni irade göstererek temizlemek gerekir. Artık yüksek benliklerle hareket etmenin zamanıdır. Bu, bilerek yaşamanın ve atılan adımların idrakinde olabilmenin varlık nezdindeki karşılığıdır. Bu, egosal benliklerinizi dönüştürerek derinlerde yatan tanrısal özünüz ile bağlantı kurabilmenizdir.  Yüksek benliğiniz aşkın zaman ve mekan boyutlarında var olan tanrısal özünüzdür. Bir altıncı yoğunluk varlığıdır ve deneysel süreçler geçirmek için evrenin farklı fiziksel, zihinsel ve ruhsal boyut katmanlarında enkarnasyonlar planlar. Bunun için, sonda aracı olarak katmanlı beden yapıları kullanır. Bedenler içerisinde g...

DİKKAT

Birisini sevmek ya da bir olayın derinlerinde yatan sevgiyi ortaya çıkarmak, o kişiye ya da olaya dikkatin verilebilmesinden geçer. Farkındalıkla odaklanmak varlık enerjisinin dağılmadan, egoya ait korku, endişe, kaygı vb. duyguların tesiri altında kalınmadan bütünüyle algılanıp anlamlandırılmasının yolunu açar. Konsantre halde, etki altında bırakılmamış bir zihinle odaklanmak ve dikkati yoğunlaştırmak sevmeye eş değerdir. İçinde bulunulan anın barındırdığı sevgi bu şekilde ortaya çıkarılabilir. Zamana ve dolayısıyla ikiliğe ait ayrılıklar, yargılar, eleştiriler, çatışmalar, korkular ve sınırlar bu odaklanma anında yerini sevgiye, anlayışa, özgürlüğe, merhamete ve bilgeliğe bırakır. Gözlemci gözlemlediğinden ayrı olmadığını, illüzyona dair her unsurun kendisinin bir farklı yansıması olduğunu anlar. Zamana ait olan sadece zamansızlık halinde layıkıyla algılanabilir. Burak Cömertler

HAKİMİYET

Varlığın zihninde gerçekleştirdiği imajinasyon faaliyeti sonucu oluşan imgenin, zaman enerjisine mekan içerisinde bağlanması ve bu sayede sürekli hareket biçimlerini açığa çıkarmasıyla; madde illüzyonu ve realiteler meydana gelir. Demek ki, yaşam tümüyle bizim düşüncemizin bir yansımasıdır. İdrakli varlık bu düşüncelere neden ve sonuçlarıyla hakim olabilendir. Realitelere hakim olabilmek demek, varlığın, bir olayı bilgisi ölçüsünde, etki altında bırakılmamış bir zihinle ve yüksek düşünceyle algılayabilmesi demektir. Bu algılama hali, herhangi bir analiz ya da yargılamadan uzak olmalıdır. Bu sayede varlık, enerjisini duygu durumlarının içerisinde tüketmek yerine, hadiseyi en yüksek mertebeden anlamlandırmak için kullanır, anda kalmaya yaklaşır ve kapsamlanan realiteler arasında geçiş yaparak gelişim basamaklarını tırmanabilir. Enkarnasyonun temel amacı olan gözlem bu şekilde sağlıklı yapılabilir. Varlığın evrimi, kapsamlanan realitelerinin doğrultusunda, giderek kendini daha çok bilebil...

GÖZLEMCİ

Yaşanan üzücü bir olay karşısında zihinde beliren korku, kaygı, öfke, acı gibi duyguların dönüştürülmesi; varlığın tüm yönleriyle o olayı algılayarak gözlemci pozisyonunda kalabilmesine bağlıdır. Duyguların sürüklediği varlık zamanın, hareketin ve düşüncenin etkisinde yaşam içinde savrulurken; anda kalabilen varlık, farkındalık içinde odaklanarak, yüksek bilgiyle ve duru bir zihinle olaya hakim olmaya çalışır. Yani duygular varlığı değil, varlık duyguları kontrol edebilmeye başlar. Anın barındırdığı sevgi, ancak gözlem halinde, korkusuz ve endişesiz bir zihinle illüzyona hakim olunduğunda ortaya çıkabilir. Yeryüzünde bulunmamızın tek nedeni gözlem yapmaktır. Gözlem, bir olayı sadece görmek demek değil, aynı zamanda o olayı bütün bir biçimde kavrayarak, mümkün olan en yüksek bilgi ve anlayışla içselleştirmek demektir. Birçoğumuzun pratiklerini yaptığı anda kalabilmek bu yüzden önemlidir. Gözlemci andadır, realiteye hakim pozisyona gelmiştir ve yargısızdır. Çatışma ve ayrışma olarak görd...

EĞİLİM

Negatif eğilimli bir varlık öfkesini ayrıştırmaya, bölmeye ve yasaklarla başka varlıklar üzerinde hakimiyet kurmaya kanalize eder. Pozitif eğilimli bir varlık ise, bu duyguyu, kendisinin bir parçası olarak kabul eder, akıl süzgecinden geçirir, onunla yüzleşir ve enerjisini; acıdan doğarak karşısındaki varlıkla bütünleşmek için kullanır. Çatışma, çatışan tarafların birbirlerinden ve bütünden farklı olmadıklarını anlamalarıyla, yerini dönüşüme ve birleşime bırakır. Olayın derinliklerinde barındırdığı sevgi açığa çıkar. Birlik, bağlarını, kendisini yeniden keşfederek fark eder ve varlıklar birbirlerine hiç olmadığı kadar sıkıca kenetlenirler. Madde illüzyonu kurulur, dağılır ve yenilenir. Yaşanan hiçbir şey nedensiz ve birbirinden bağımsız değildir. Varlıkların dahil oldukları tüm realiteler kendi bilinç ve düşüncelerinin birer yansımasıdır. Yani, insan kendi gerçekliğini, iradesiyle yine kendisi meydana getirir ve bu gerçekliğin üstüne çıkabilmek için yine kendisini vazifedar kılar. Yaşa...

İDRAK AĞACI

Eğer bir Tanrı varsa, O'nu, yaratımını algılayabildiğiniz kadar bilebilirsiniz. Bu yüzden Tanrı'yı tanımak, varlıklar aracılığıyla meydana getirilen yaratımını anlamakla mümkündür. Sevgi, ancak idrak ağacının dallarına tırmanabildiğinde genişleyebilir ve göğe yaklaşabilir. Dolayısıyla idrakin artması, varlığın kendisiyle birlikte deneyimleyen Tanrı'yı tanımasının da anahtarıdır. Bu içsel bir keşif ve kendini gerçekleştirme sürecidir. O'nu hala korku dolu, baskıcı, cezalandıran ve kısıtlı dar anlayışlarda aramak; İbrahim'in kırdığı putlara tapınmaya eş değerdir. Üst realiteye geçiş, varlığın sorgulayarak, saf ve şartsız düşünce modelini içselleştirmesi ile mümkün olabilir. En yüksek dinin, aklınız ve sezgilerinizle eriştiğiniz en yüksek anlayışta olduğunu ve ancak idrak etmenin hakiki mutluluğu getirebileceğini anlamak gerekir. Kendinize varlık ve yaratım hakkında sorular yöneltebildiğiniz ve içtenlikle, egolarınızı bir kenara bırakarak onları cevapladığınızda gelişi...

BİLGİNİN SÜRECİ

Çok bilmek ya da her konuya hakim olmak gerekmiyor. Olaylara karşı saf, duru bakış açıları geliştirebilmek, şartlanmamış bir zihin yapısı inşa edebilmek ve yargısız yaklaşım tarzının geliştirildiği, açık bilgiye dayalı düşünce süreçleri geçirebilmek yeterlidir. Bilgi, ona tapılması ve biriktirilmesi için değil, muhatabını; o bilginin tesiri doğrultusunda, içsel keşif süreçleri geçirmesini sağlayarak, yüksek anlayışlara eriştirebilmesi için vardır. Diğer türlü, saplanılan realite varlık üzerinde hakimiyet kurar ve onu, tekrar eden kısır döngülerin esiri haline getirir. Bilmediğini bilerek hareket etmek, geçmiş ve gelecek imgelerinin ardından sürüklenmeden, duyguların esiri olmadan ve sınırlandırıcılarından farkındalıkla kurtulmuş bir zihinle yaşamı an be an gözlemlemek gerekir. Sonsuz Yaratan'ın bilgisi evren içerisinde istasyonlardan geçerek ilerler. Varlıkların oluşturduğu bilinç bileşkeleri (logoslar) her seferinde, himaye ettikleri alt logoslara projekte ettikleri bilgilerle, bo...

TESİRLER BÜTÜNÜ

 Bizler, birer tesirler bütünüyüz. Şaka yollu bile olsa kendimize negatif nitelemeler yaptığımızda, zihnimiz ve bedenimiz ona göre tepki vermeye başlar. Geçmiş anıları anımsayıp onlara tutunduğumuzda, tıpkı büyü gibi tesir yapar ve bizi dolu dolu yaşamaktan, anda kalmaktan alıkoyar. Kendimizi hassas radyo alıcıları gibi düşünebiliriz. Bu yüzden, tesir aldığımız noktaları kontrol edebilmek; dengeli bir yaşam sürmenin ve idrakli olabilmenin ön koşuludur.  Yaşam içerisinde, tesir odaklarına karşı verdiğimiz tepkiler evrim düzeyimizle doğru orantılıdır. İnanç kalıpları, geleneksel etkiler ya da bütünün hal ve hareketlerini sorgusuz doğru kabul etmek, farkında olmadan bizi yönetir ve otomatik bir yaşam sürmemize yol açar. İşin kötüsü, "neden" diye sorgulamadığımız müddetçe bu kısır döngülerin tatlı huzurunda sürüklenir dururuz.  Söz tıpkı büyü gibi tesir yapar. Bu tesiri sindirebilmek ve uygun tepkiyi geliştirebilmek için egosal kimliklerimizi optimize hale getirmemiz gerekir....

BİRLİĞİN BENLİKLERİ

Yaşamsal realiteler içerisinde, varlıklara dair gözlemlenen tüm ayrılıklar, Yaratan'ın enerjisinin farklı benlikler yoluyla tezahür etmesinden kaynaklanır. Yani, bütünün ayrık ve çatışma halinde görünmesinin ana sebebi, madde illüzyonunda, logosun, doğası gereği yarattığı katalizörler sayesinde, etkileşime girerek birbirini dönüştürmesi ve tamamlaması gereken benliklerdir. Kolektif denilen organik tanrısal yapı, bu benliklerin beslendiği ve birlikte oluşturduğu bilinçdışı bileşkesidir. Bu yüzden, düşüncenin form bulmuş hali olan beşer, birbirinden ayrı değildir, karşısındakine bakınca kendisini görür, aynaya bakınca Yaratan'ı görür. Tekamül düzeyimiz olan üçüncü yoğunluk derecesi, bu benliklerin dönüştürüldüğü ve sevgi uygulamalarının yapıldığı evrim düzeyidir. Bu dönüşüm ise ancak bilgiyle, akıl ederek, sorgulayarak ve nefsi, deneyimler yoluyla bilinçlendirerek sağlanabilir. Tekamül süreçleri, bu ayrılıkları gidermek üzerinedir. Yaşanılan deneyimler ve bu süreçlerde elde edile...

GÜVEN DUYGUSU

Sizi güvende hissettirmesi gereken şey malınız, mülkünüz, gücünüz ya da mevkiniz değil, eriştiğiniz yüksek bilinç ve geliştirdiğiniz vicdanınız olmalıdır. Madde illüzyonu yıkılır, dağılır ve yenilenir. Realiteler geçicidir ve salt güven hissi sadece bir yanılsamadır. Maddesel unsurlarla etrafınızı çevreleyebilir ya da inanç kalıplarınız içerisinde sorgulamadan, huzurlu, hazlarla dolu bir ömür geçirebilirsiniz. Bu kısır döngüler sizi, sahte bir güven hissinin ötesine geçiremeyecek ve konfor alanınızdan çıkmanızı engelleyerek, tekamülünüzü negatif yönde etkileyecektir. Yaşamsal realiteleri ulaşılacak birer amaç değil, üst bilince erişmek için kullanılıp geçilecek birer araç olması gerektiği ve mutlak güven hissinin erişmeye çalıştığınız özünüzde, Mutlak olan Yaratan'ı arayışınızda olduğunu anımsayabilirsiniz. Gece suladığınız ekinlerinizi, sabah uyanınca sapasağlam, yerinde bulabileceğinizin garantisini kim verebilir?  Etrafınızı ördüğünüz, size güven ve güç veren maddesel unsurlara ...

DOGMA

Bilincin genişlemesi ve yükselmesi, dogmaların çözümlenmesi ile paralel gerçekleşir. Sorgulanmamış sabit düşünceler ve katılıklar ortadan kalkmaya başlayınca, varlığın davranışları yüksek benliğine, özüne daha da yakınlaşır ve uyumlu hale gelir. Anda olan Yaratan'a yakınlaşmanın, geçmiş ve gelecek imgelerinin büyüsel tesirlerinden uzaklaşarak, meditatif, duru bir zihne sahip olabilmenin yolu bu kalıpları kırmaktan geçer. İdrakli varlık, tekrarlayan döngülerin ötesine sorgulayarak ve sağlıklı neden-sonuç ilişkileri kurarak geçebilir. Varlığın kendini bilebilmesi ve içindeki tanrısallığı keşfetmesi süreci bu şekilde işler. Teoride, kendimize ne kadar çok 'neden' sorusunu korkmadan sormayı başarabilirsek, pratikte bir o kadar aşama kaydeder, bilincin hamlığını giderebilir ve varoluşa dair farkındalık kazanabiliriz. Her ne kadar kendimizi aşkın bilinç halleri içerisinde hayal etsek de pek çoğumuz sorgulanmamış kalıplardan oluşturduğumuz türlü zırhlarla etrafımızı çevirmekte old...

UYAN

 Bir varlığa ya da topluluğa hitaben söylenen 'artık uyanın!' ya da 'ne zaman uyanacaksınız?' tarzı cümleler, hitap edilen varlıkların realitelerine saygısızlıktan başka bir şey değildir. Her varlık bir diğerine göre farklı evrim aşamasında ve ihtiyacında olabilir. Dönüşüm, ancak kazanılan tecrübeler, çekilen ızdıraplar ve elde edilen farkındalıklardan sonra varlığın içsel olarak kendisini keşfetmesiyle sağlanır ve bunu özgür iradesiyle kendisinin talep etmesi gerekir. Uyanma süreci herkes için farklı gelişen, subjektif ve kişinin yalnızca kendi içine dönerek geçirebileceği bir süreçtir. Bilge insan, diğer bir varlığın realitesini anlayıp ona saygı gösterebilen insandır. Her varlığın tanrısal özü farklı karakterdedir, dolayısıyla izleyeceği yol ve tesir kaynaklarına vereceği tepkiler ve bunların süreleri de farklı olacaktır. "Ben uyandım, bakalım siz ne zaman uyanacaksınız?" "Ben bu bilgilere hakim oldum, ya siz bunları anlayabilir misiniz?" "Si...

KUTUPLAŞMA

Korku ve endişe frekansından yayın yapan, kaostan beslenen uyarı ve bilgi kaynaklarını iyi analiz edebilmeli, korkmamız gereken tek şeyin özgür irademizin gasp edilmesi olduğunun farkına varabilmeliyiz. İçerisinde bulunduğumuz üçüncü yoğunluk derecesi, kutuplaşma tercihinin yapıldığı tekamül düzeyidir. Pozitif kutuplaşma, özgür iradesi ile hareket eden varlığın, Bir olan Yaratan'dan, evrenden ve farklı bir yansıması olan diğer varlıklardan ayrı olmadığı anlayışına dayanır. Negatif kutuplaşma ise özgür iradeyi hiçe sayan ve kendine hizmeti Yaratan'a hizmet olarak gören, varlıkları kontrol ve himaye altında bulundurmayı amaçlayan benmerkezci anlayışı benimser. İdrakli olmak, bilerek yaşamanın gereğidir. Bilerek yaşamak ise özgür irade sahibi olan varlığın, Sonsuz Yaratan'ı arama yolculuğunda, pozitif yönde kutuplaşabilmesinin en temel adımıdır. İkilik dünyası, varoluşu birbirine zıt öğelerle içinde barındırır. Her ne kadar Sonsuz Yaratan'ın katında kutuplaşma olmasa da, b...

İÇSEL TEPKİ

Ne hakikat sizi özgür kılabilir ne de çektiğiniz ızdırap... Kendinizi ancak yine kendiniz özgür kılabilirsiniz. Tesir odaklarına karşı içsel tepki oluşturacak düşünme süreçleri geçirmeniz, elde edilen verileri içselleştirerek öz bilgi haline dönüştürmeniz ve bu yolla evrimsel üst bir basamağa çıkabilmeniz gerekir. Aklın sınırlandırıcılarını gidermek net ve özgür bir bakış açısı sağlar, dogmalar yıkılır. Ne yaşarsanız yaşayın, olan bitenin üzerine neden sonuç ilişkisi kuramıyorsanız, tekrarlanan döngülerde otomatik bir yaşam sürüyorsunuz demektir. İdrak, varlığın bu döngülerde, etkisi altında kaldığı tesirlere karşı irade göstererek, Yaratan'ın bahşettiği biricik hediyesi olan düşünme kabiliyetini kullanması sonucu belirir. Ve sizin cennetiniz idrak üzerinedir. İçsel tepki geliştiremediğiniz müddetçe hiçbir bilgi ya da gerçeklik sizi yükseltemez ya da çektiğiniz hiçbir acı sizin dönüşmenize katkı sağlayamaz, bunu, içinize dönerek kendiniz için yalnızca siz yapabilirsiniz. Bunun için...

YANILSAMA

Kader konusu üzerine düşünürken aklımıza sıkça takılan, 'Eğer yaşayacaklarım zaten belliyse yaşamanın ne anlamı var?' sorusu, cevabını kendi içinde barındırır. Yaşamın özünün, arzu ve isteklerimiz doğrultusunda ulaşılması gerektiğini düşündüğümüz realiteler ve hedefler olduğunu zannederiz. Bu bir yanılsamadır çünkü yaşam andadır. Duyumsadığımız realiteleri, gereken gözlemi yapabilmek yani tekamül süreçleri geçirebilmek için her yaşam öncesinde, yüksek benliğimizde kendimiz kurgularız. Bu haller evrim ihtiyacımıza göre belirlenir ve geçicidir. Yaşamın, kurgulanan mizansenler dahilinde, egosal benliklerimizle rol aldığımız bir illüzyon olduğunu ve dağılmaya mahkum gelecek imajlarından öte, içinde bulunduğumuz şu anda akıp gittiğinin farkına varabilmek, kendimizi ve yalnızca anda olan Sonsuz Yaratan'ı keşfedebilmemiz için, bizlere önemli bir bakış açısı sağlayacaktır. Yaratan'ın bilgisi sonsuzdur dolayısıyla duygu ve bilgimizin karşılığı olan realiteler de hiç tükenmeksizi...

ENKARNASYON & REENKARNASYON

 Reenkarnasyon bir inanç değil, farkındalık meselesidir ve evrenin işleyiş biçiminin temelidir. Evrim ihtiyacı duyan tüm varlıklar, belirli bir devre boyunca, bilinç yapılarına ve gözlem ihtiyaçlarına uygun olan gezegenlerde tekrar tekrar doğarlar. Ölüm bir son değil, yeniden doğacak, yani yeni bir şuur haline geçecek olan varlığın geçiş, dinlenme ve bir önceki enkarnasyondan elde ettiklerini özümsemesi sürecidir. Yaratan'ın bilgisi sonsuzdur, dolayısıyla evrim farklı gezegenlerde, farklı beden yapılarında ve bilinç seviyelerinde hiç bitmeden devam edecektir. Reenkarnasyon anlayışını, ruhsal bilgiler ışığında, dogmalardan kurtararak gereğince içselleştirebilmek, varlığın, evreni yani kendisini tanıyabilmesinin ve farkındalıklı hayatlar yaşayabilmesinin gereğidir.  Enkarnasyon şuur değişimi demektir. Her yeni yaşam, öncesinde kurgulanır ve realiteler düzeyinde gerekli olan şuur haline geçilir. Bu kurgu, yaşam maketini oluşturan yüksek benliğin kader planlamasıdır. İç içe geçmiş...

OTOMATİZMA

Siz, herhangi bir dinsel otomatizmanın içerisine girmeyi reddettiğinizde, Sonsuz Yaratan'ı ve onun yasalarını reddetmiş olmuyorsunuz. Tam tersi, size dikte ettirilen sınırlamalar ve yaşamın özünü oluşturan deneysel süreçlerinizi kısıtlayan dogmatik, kapalı anlayışlardan kurtulmuş oluyorsunuz. Açık bilgilerle hareket ederek, Yaratan'ın sevgisi ve ışığının, varlığınızın her zerresinde olduğunu fark etmeniz, attığınız her adımın zaten O'ndan ötürü olduğunu anlamanız, dışsal şartlandırma öğeleri yerine, nefsinizi tanıyarak kendi denetim mekanizmanızı oluşturmanız, idrakli yaşamanın temelini oluşturur. Aklınızla, sorgulayarak ulaşabildiğiniz en yüksek anlayışın sizin hakiki dininiz olabileceğini anladığınız zaman, kendi realitenizi kendiniz belirleyebilecek ve evrim basamaklarını özgürce tırmanabileceksiniz. Dinler, evrenin işleyişi dahilinde, bizlerin tekamülünü gözeten vazifeli varlıkların, Sonsuz Yaratan'ın bilgisinden ötürü aktardıkları, bilinç düzeyimizin gelişmişliğine...

SEVAP & GÜNAH

Günahlar biriktikçe endişe duymamız gereken, sevaplar ise topladıkça çıkar sağlayıp, puan kazanabileceğimiz kavramlar değillerdir. Günah diye nitelediğimiz ve bazen de kendimizi yargıladığımız negatif tutum ve eylemler, neden sonuç ilişkisi dahilinde, bizleri dönüştürecek ve evrim basamaklarında yukarı taşıyacak olumlu adımları atabilmenin itici gücünü oluşturmaları için vardır. Erişilen yüksek bilinç ve gelişen vicdani değerler ile birlikte, olaylara verdiğimiz tepkiler de giderek rafine bir hal alırlar. Sevap, geliştirilen davranış ve tepki modellerinin, pozitif kutuplaşmanın ve ruhsal kazanımların bir göstergesidir. Bu kavramlar hakkındaki bakış açımızı bilgiyle genişletebilmek; kendimizi bağışlayıp, geçmişin tesiri altında kalarak suçluluk duymamamız gerektiğini ve attığımız her adımın, Sonsuz Yaratan'ın yolunda, çıkar ve fedakarlıktan öte birer vazife olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır. Korku, cezalandırılma, suçluluk hissi ya da ödül beklentisi, yaşam içerisinde bilgisizc...

ŞEYTAN

 Şeytan, boynuzu, kuyruğu ve alevden bedeni olan bir varlık değildir. Duyumsadığımız korku, sevgisizlik ve nefsimizin kontrolü altında yaşamamızın evrensel sembolüdür. Şeytan: koşulsuz sevgiyi, merhameti, anlayışı, yüksek vicdani değerlerin ortaya çıkmasını engelleyen, içsel kaynaklarımızdan beslenen, bizden ayrı ve uzak olmayan yanımızdır. İkili denge sisteminde, pozitif yönde kutuplaşmanın, potansiyel verici negatif unsurudur. Akıl etmek, idrakli yaşamaya çalışarak sorgulanmamış anlayışları dönüştürmek, bu konuda elde edebileceğimiz farkındalığın anahtarıdır.  Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınmaya niyet etmek: korkudan, bilgisizlikten ve akıl etmemekten; Sonsuz Yaratan'da temsil olunan yüksek vicdani değerlere uyumlanmaya niyet etmek demektir. Geçmişten bu yana gelen ve dinsel metinlerde çokça bahsedilen şeytan kavramı, kolektifte imgelenen korkunç imajların aksine, negatif ve geri yönde kutuplaşmanın ve maddesel düzlemde Sonsuz Yaratan'dan öte rabler edinmenin sembolüdür....

GİDİLECEK YOL

 Yanlış seçim diye bir şey yoktur, varılacak sonuç değil gidilecek yol önemlidir. Gidilen her yol türlü tecrübeler ve gözlemlerle doludur. Her varlık yaratandır ve bu yolların deneyimlenmesi tanrısal birer eylemdir. Sonsuz Yaratan'ın kendi kendisini tanımasında vazifedar olmak budur. Pişmanlık, evrenin ve tekamül süreçlerinin işleyişini anlayamayıp sonuç odaklı yaşamamızdan kaynaklanır. Izdırap, duygu geçişine izin veremeyip, yüzleşemediğimiz için ve yargıyı kıramadığımızdan duyumsanır. Ayrılıklardan yakınmamız ise tüm yaratımın, evrenin ve varlık sistemlerinin zaten bütün ve birbirinden ayrılmaz olduğunu, ayrılık diye bir şeyin söz konusu olmadığını ve her varlığın birbirini yansıtan, Yaratan'ın farklı birer ifadesi olduğu bilincine varamadığımızdandır. Günün sonunda; Nasıl bir seçim yaparsak yapalım, yaşadığımız anların nasıl dolu dolu olduğu ve kendimizi ve eriştiğimiz sonucu ne kadar bilgelikle kucaklayabildiğimiz önemlidir.  Evrenin bizi asla yargılamayacağını bilmek, içs...