Ana içeriğe atla

Kayıtlar

eylem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AKSİYON

Harekete geçmediğiniz sürece sevgi aksiyonları da alamazsınız. Dışarı doğru genişleyen yaratımınız olan duygularınız, ancak onları deneyimleme cesareti gösterdiğiniz takdirde sevgi eylemlerine dönüşebilir. Korkunun, ruhunuzun derinliklerinden akseden ilahi ışığın eylemlerinize yansımasını engelleyen bir yanılsama olduğunu unutmayınız. Küçücük bir eylemin, basit bir sözün bile kolektifte nasıl geniş yankılar uyandıracağını tahmin bile edemezsiniz. Şimdi ataleti ortadan kaldırmanın, sarsılmaz birliğin bir parçası olduğunuzu anımsamanın ve bunu sergilemenin zamanı. Etkili bir sevgi eyleminin karşısında ne zorbalık ne de cehalet ayakta kalabilir. Yaratılış gayenizi hatırlayınız, o zaman hiçbir şeyden, hiçbir koşulda korkmamanız gerektiğini anımsayacaksınız. Burak Cömertler

BASKI

 İnsan, yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumludur. Dünya yaşamı, maddesel deney ve gözlem sahasına gönüllü olarak enkarne olmuş ruhların gelişimi için kurgulanmıştır. Bu gelişim ancak deneyerek, yanılarak ve sonuçları, düşünen varlık tarafından öz bilgi haline getirilerek sağlanabilir. Deneyimleri bastırmamak bu açıdan önemlidir. Sorgulanmamış dinsel, geleneksel ve toplumsal kalıplar içerisinde pürüzsüz dengeli bir hayat yaşamanın ideal olduğu düşünülebilir. Fakat deneyimlemek, korkmadan hamle yapmak, bazen savrulmak ve ızdırap çekmek vicdani gelişimin temelini oluşturur. Bu gelişim, dış şartlanma öğeleriyle baskılanarak dengede kalındığında değil; yaşananlar üzerinden neden sonuç ilişkisi kurulduğunda sağlanabilir. Yaşamda dengeyi kurmak amaç değil sonuç olmalıdır. İçinde bulunulan ana odaklanılarak realiteye hakim olunduğunda elde edilen veriler varlığı bir üst davranış ve düşünce biçimlerine ulaştırabilir. Hata yapmayayım diye hareket etmemek, sonuca ulaşamayacağım diye mü...

SEVGİ&HAZ

Sevmek ve haz duymak sıklıkla karıştırılan, birbirinden tamamen farklı kavramlardır. Çoğu zaman sevdiğimizi sanırız, fakat sadece hazza odaklanmışızdır. Haz, zamana ait bir imgeden ötürüdür, dağılır ve tükenir. Varlık enerjisini zaman düzlemine çeker ve deneyime sebebiyet verir. Sevgi ise andadır. Deneyimlenen bu realitenin, saf ve duru gözlem biçimleriyle algılanması, anlamlandırılması ve öz bilgi haline dönüştürülmesi sonucunda ortaya çıkar. Haz eylemdir; eylem ise eylemsizliğe, yani ana hizmet edebildiği ve yerini sevgiye bırakabildiği ölçüde görevini yapmış olur. Sevinç, bu farkındalık anında duyumsanır.  Haz odaklı yaşamak; başarı, başkaları üstünde hakimiyet kurma, seks, para, bağımlılık vb. tüm durumlarda varlığı verimsiz kısır döngülerin içine sokabilir. Öte yandan haz, yaşamın ve dolayısıyla sevginin potansiyel vericisidir, bu yüzden baskılanmamalıdır. Dinsel ve toplumsal kalıplarla yapay sınırlar inşa etmek sadece deneyim eksikliğine sebebiyet verir. Bu, varlığın karmik d...

DÜŞÜNCE&REALİTE

Yaratan düşünmez. Düşünmek zamana ve varlıklara ait bir eylemdir. Yaratım da evren dahilinde, yaratılan varlıklar tarafından bu şekilde meydana getirilir. Duygu, düşünce ve bilginin karşılığı olan realiteler ile madde illüzyonu kurulur ve yaşam, katlanan boyutlar içerisinde belirir. Din, millet, ülke, eş, çocuk, evlilik, zenginlik, duygular, travmalar... vb. tüm yaşamsal realiteler birer düşünce unsurudur, varlıklar tarafından oluşturulur, zamanla dağılır ve yükselen düşünceyle kapsamlanır. Tüm bu unsurların tesirleri varlık tarafından gözlenir, algılanır ve anlamlandırılır. Bu sayede üst bilinç aşamasına geçilerek tekamül basamakları tırmanılabilir. Realite kavramının ne olduğunu sorgulayarak iyice anlamak; hangi realitemize tutunduğumuzu ya da hangisini kullanarak bilincimizi yukarı çıkarabildiğimizi idrak etmemiz adına biz kolaylık sağlayacaktır. Düşünce, varlığa aittir ve ayrılık yaratır. Deneyimlediğimiz ikilik alemi, düşünce ve sapmalarının gelişip yayıldığı uzay/zaman düzlemidir...

DİKKAT

Birisini sevmek ya da bir olayın derinlerinde yatan sevgiyi ortaya çıkarmak, o kişiye ya da olaya dikkatin verilebilmesinden geçer. Farkındalıkla odaklanmak varlık enerjisinin dağılmadan, egoya ait korku, endişe, kaygı vb. duyguların tesiri altında kalınmadan bütünüyle algılanıp anlamlandırılmasının yolunu açar. Konsantre halde, etki altında bırakılmamış bir zihinle odaklanmak ve dikkati yoğunlaştırmak sevmeye eş değerdir. İçinde bulunulan anın barındırdığı sevgi bu şekilde ortaya çıkarılabilir. Zamana ve dolayısıyla ikiliğe ait ayrılıklar, yargılar, eleştiriler, çatışmalar, korkular ve sınırlar bu odaklanma anında yerini sevgiye, anlayışa, özgürlüğe, merhamete ve bilgeliğe bırakır. Gözlemci gözlemlediğinden ayrı olmadığını, illüzyona dair her unsurun kendisinin bir farklı yansıması olduğunu anlar. Zamana ait olan sadece zamansızlık halinde layıkıyla algılanabilir. Burak Cömertler

KARAR

Bir eylemin gerçekleştirilmesi konusunda kararsız kalındığı vakit, o eylemin sevgiden ötürü mü yoksa; korku, kaygı, öfke vs. gibi ego kaynaklı bir duygudan ötürü mü olup olmadığı gözlemlenerek en doğru ve vicdani karar verilebilir. Yaşanan her ne olursa olsun tanrısal bir eylemdir ve derinlerinde gizli olan sevgiyi bulup ortaya çıkarmak, bu düzlemde tekamül eden varlığın temel fonksiyonudur. Sevgini olmadığı yerde korku vardır ve korku deneyimlerin kısıtlanmasına yol açar. Oysa ki, varlık deneyimlediğinde, yanıldığında ve yaşananların sonuçlarını saf bir biçimde gözlemleyerek bilince getirebildiğinde kendisini tanıyarak düşüncesine hakim olmaya başlar. Sorgulanmamış toplumsal ve dinsel kalıpların içerisinde, dışsal şartlanma öğelerinin himayesinde hata yapmadan yaşamak en doğru yol gibi görünse de, varlık kendi içsel tepki mekanizmasını oluşturamadığı sürece gereken gelişimi sağlayamaz. Bu baskılama ve sınırlama deneyim eksikliğine yol açarak karmik döngülerin oluşmasına neden olabilir...