İnsanların hayata karşı yaklaşımlarında bakış açılarını daraltan temel unsurlardan biri reenkarnasyon bilgisine sahip olmamaları ve hatta bu olgunun bir inanç meselesi olduğunu düşünmeleridir. Dünya yaşamı kısa sürede geçirilen tek bir hayattan ibaret değildir. Madde düzleminde, birçok yaşamda birbirleriyle bağlantılı türlü enkarnasyonlar geçirilir ve bu süreçlerde geçirilen deneyimler ile birlikte elde edilen gözlemler sonucunda varlıklar belirli bir sevgi ve ışık düzeyine ulaşırlar. Evrimin sonu yoktur. Farklı üst boyutlarda, beden yapılarında ve gezegenlerde tekamül her daim ileriye doğru devam eder. Cennet, dünyanın yaşamının zorlu tesirlerini geride bırakmaktan ve gelişmiş tekamül imkanları sunan evrendeki başka bir gezegenin spatyomuna doğabilecek seviyeye gelebilmekten başka bir şey değildir. İdrak edebilenler için bu süreçler, varlığın kendisini aşama aşama tanıdığı ilahi bir vazifeden ibarettir. Cennetin altından akan ırmak, geride bırakılan dünya yaşamının zorlu tesirlerini s...
Tekamülde bir sonraki aşamaya geçebilmek üst bir realitenin tesirini alabilecek hale gelmekle mümkün olabilir. Bunun için öncelikle mevcut hallere ait tesirlerin sindirilerek alım açıklığının oluşturulması gerekir. İnsan sürekli aynı şeyleri yaparak ya da geleceği hayal ederek tekrar eden döngülerinin ötesine geçemez. İdrakli bir şekilde irade göstererek, makul bir kabul ile geçmişi geride bırakmayı göze almak, en azından bunun için bir adım atmaya çalışmak gerekli olan değişimi getirir. Bu değişim idrakin ve vicdanın gelişiminden başka bir şey değildir. Tekamülün tanımı basittir. Üst bir tesire el uzatılır, mevcut hallerden alacağını alan bu tesire tutunarak kendisini yukarı çeker. Bunu yalnızca kendisi, yine kendisi için yapabilir. Varlık bu yolla, madde illüzyonunda, alabildiği sorumluluk ve açığa çıkarabildiği yüksek tepkiler oranında gelişir. Yaşam denilen olgunun, bu tepkilerin geliştirilebilmesi adına kurgulanan türlü mizansenlerden başka bir şey olmadığını iyi idrak etmek gerek...