Izdırap, çekilecek bir tür ceza ya da ödenecek bir kefaret değildir. Aksine, insanın üstün bir şuura ulaşabilmesi/itilebilmesi için gereken kıymetli tesirleri barındıran ve idrakle aşılması gereken maddi bir duvardır. Tekamülünde olumlu ilerleme sağlayacak olan birisi, çektiği ızdırabın kaçıp kurtulanacak bir his olmadığının farkındadır ve bu duyguyu kıymetli bir mücevher gibi kendisine yakın tutar. Izdırabın tesirini alarak korkusuzca, vicdani, birleştirici tepkiler geliştirebilmek ya da bağışlayabilmek, maddeye hakim olabilmenin ve duvarın ötesine geçebilmenin sonucunda belirir. İnsanın kaderi giderek genişleyen ve yükselen bir şuur sahasında, karşılaştığı durumlara ait tesirleri sindirmekle ve bu yolla madde ile olan ilişkilerini kapsamlandırarak düzenlemekle süregelir. Izdırap sürekli ve sonsuzdur. Ta ki irade gösteren insan, sorumluluğunu alıp, kendisini içinde bulduğu bir durumun ya da ruh halinin ötesine geçmeyi, üstüne çıkmayı başarana kadar. Yani kutsal metinlerdeki sonsuz ızd...
İnsanların hayata karşı yaklaşımlarında bakış açılarını daraltan temel unsurlardan biri reenkarnasyon bilgisine sahip olmamaları ve hatta bu olgunun bir inanç meselesi olduğunu düşünmeleridir. Dünya yaşamı kısa sürede geçirilen tek bir hayattan ibaret değildir. Madde düzleminde, birçok yaşamda birbirleriyle bağlantılı türlü enkarnasyonlar geçirilir ve bu süreçlerde geçirilen deneyimler ile birlikte elde edilen gözlemler sonucunda varlıklar belirli bir sevgi ve ışık düzeyine ulaşırlar. Evrimin sonu yoktur. Farklı üst boyutlarda, beden yapılarında ve gezegenlerde tekamül her daim ileriye doğru devam eder. Cennet, dünyanın yaşamının zorlu tesirlerini geride bırakmaktan ve gelişmiş tekamül imkanları sunan evrendeki başka bir gezegenin spatyomuna doğabilecek seviyeye gelebilmekten başka bir şey değildir. İdrak edebilenler için bu süreçler, varlığın kendisini aşama aşama tanıdığı ilahi bir vazifeden ibarettir. Cennetin altından akan ırmak, geride bırakılan dünya yaşamının zorlu tesirlerini s...