Ana içeriğe atla

Kayıtlar

REENKARNASYON FARKINDALIĞI

İnsanların hayata karşı yaklaşımlarında bakış açılarını daraltan temel unsurlardan biri reenkarnasyon bilgisine sahip olmamaları ve hatta bu olgunun bir inanç meselesi olduğunu düşünmeleridir. Dünya yaşamı kısa sürede geçirilen tek bir hayattan ibaret değildir. Madde düzleminde, birçok yaşamda birbirleriyle bağlantılı türlü enkarnasyonlar geçirilir ve bu süreçlerde geçirilen deneyimler ile birlikte elde edilen gözlemler sonucunda varlıklar belirli bir sevgi ve ışık düzeyine ulaşırlar. Evrimin sonu yoktur. Farklı üst boyutlarda, beden yapılarında ve gezegenlerde tekamül her daim ileriye doğru devam eder. Cennet, dünyanın yaşamının zorlu tesirlerini geride bırakmaktan ve gelişmiş tekamül imkanları sunan evrendeki başka bir gezegenin spatyomuna doğabilecek seviyeye gelebilmekten başka bir şey değildir. İdrak edebilenler için bu süreçler, varlığın kendisini aşama aşama tanıdığı ilahi bir vazifeden ibarettir. Cennetin altından akan ırmak, geride bırakılan dünya yaşamının zorlu tesirlerini s...
En son yayınlar

DÖNGÜNÜN ÖTESİNE GEÇMEK

Tekamülde bir sonraki aşamaya geçebilmek üst bir realitenin tesirini alabilecek hale gelmekle mümkün olabilir. Bunun için öncelikle mevcut hallere ait tesirlerin sindirilerek alım açıklığının oluşturulması gerekir. İnsan sürekli aynı şeyleri yaparak ya da geleceği hayal ederek tekrar eden döngülerinin ötesine geçemez. İdrakli bir şekilde irade göstererek, makul bir kabul ile geçmişi geride bırakmayı göze almak, en azından bunun için bir adım atmaya çalışmak gerekli olan değişimi getirir. Bu değişim idrakin ve vicdanın gelişiminden başka bir şey değildir. Tekamülün tanımı basittir. Üst bir tesire el uzatılır, mevcut hallerden alacağını alan bu tesire tutunarak kendisini yukarı çeker. Bunu yalnızca kendisi, yine kendisi için yapabilir. Varlık bu yolla, madde illüzyonunda, alabildiği sorumluluk ve açığa çıkarabildiği yüksek tepkiler oranında gelişir. Yaşam denilen olgunun, bu tepkilerin geliştirilebilmesi adına kurgulanan türlü mizansenlerden başka bir şey olmadığını iyi idrak etmek gerek...

BAĞIMLILIK ÖRÜNTÜSÜ

Farkedilen bir bağımlılık örüntüsünü gerçek anlamda yok edebilmenin yegane yolu ona idrakle yaklaşmaktır. Zihin inisiye edilmeden beden inisiye edilemez. Varlık, geliştirdiği bağımlılığın fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları üzerindeki etkilerini irdeleyip anlayamadığı sürece bir kabloyla bağlanmış gibi negatif tesir alanına bağlı kalmaya devam eder. Bunun sonucunda da zayıflayan enerji alanına sirayet edebilen negatif varlıkların düşünce formları yoluyla yaptıkları saldırıların hedefi olur. Yani bağımlılık örüntüsü idrak ve iradeyle çözümlenmediği sürece, düşünsel ve deneyimsel sapmasından ötürü varlığın enerji alanında meyda gelen zayıflama, hem negatifi çağırır hem de bu yolla varlığın enerjisini sömürmeyi sürdürür. Ta ki varlık iradesini idrakiyle özgürleştirip hayır demeyi başarana ve deneyimlediği sapmayı dengeleyene kadar. İradenin özgürleşebilmesi demek, alınacak bir aksiyonun potansiyelinin, bilincin yüksek benliğe yakın bir bölümünden verilmesi demektir. Düşünce formları ma...

İNSANIN SORUMLULUĞU

 Devrenin sonunda, beşer düzeyindeki insanın dünya okulunu tamamlayabilmesi için ulaşması gereken sevgi ve ışık düzeyi kendi sorumluluğunu üstlenebilmesiyle ölçülür. Üçüncü yoğunluk derecesi insanı, doğası gereği vicdanının sorumluluğunu inanç düzeyinden almaya yatkındır. Varlığın ruhsal kudretinin oluşturduğu tesir alanı olan vicdanı, ancak otomatizma içerisinde savruldukça ve realiteler boyunca sarsıldıkça adım adım yarı idrakli ve idrakli hallere doğru yol alabilir. Bu süreç varlığın kendini doğurma sürecidir. Ne kadar sancılı olsa da, günün sonunda vicdanının sorumluluğunu idrak düzeyinden almayı bir noktada mutlaka başaracaktır. Gün bugündür. Kendisini bilinçli bir fakındalıkla denetleyerek idrakli olmaya gayret edenler ve ancak bu yolda çabalayanlar, yüksek benlikleriyle bağlantı kurabilecek ve Sonsuz Yaratan'ın ışığını taşımanın sorumluluğunu iliklerine kadar hissedeceklerdir. İnsanın kendi vicdanından sorulacağı gün yakındır. Onun önünde iki seçenek vardır. İlki sabit ...

İNANILAN VE İDRAK EDİLEN BİLGİ

Bilgi hakikate eriştirmez, irade göstererek sorgulayan kişi bilginin tesirini sindirerek kendi kendini hakikate eriştirir. Yani bilgi, gerçekliğine inanmak ya da inanmamak tercihinin yapılması gereken bir şey değildir. Bir bilgi ona inanıldığı için değil, sorgulayan kişi tarafından idrak edilerek yaşam uygulamalarında kendi gerçekliğini açığa çıkarabildiği için gerçektir. Bu aşamaya gelinene kadar kabul edilmeden göz önünde tutulmalıdır. Bilgi tek bir nüve gibi görünür ama aslında bir bütündür ve diğer bilgilerle ilmek ilmek örülüdür. Yatay tekamül süreci geçiren birisi için bilgi geçmiştir yani zamandır ama dikey tekamül süreci geçiren birisi için bilgi gelecektir ve yine zamandır. Zamana bağlanmış her unsur gibi tesir aktaran bilgi, devinim eden yaratılışı ve Bir'in yasasını arayan varlıkları aşamadan aşamaya geçirmeye yarayan yegane olgudur. Üçüncü yoğunluk varlıklarının temel şartlanmalarından birisi inançtır. İnanç, sorumluluk almaktan kaçınan bir zihnin, belirli sabit bir kab...

DİRİ

Sonsuz Yaratan her daim yarattıkları ile birliktedir, ama sadece idrak edebilenler ile birlikte canlı ve diridir. Otomatik insan sadece yaşar. İdraklenen insan ise idraki ölçüsünde Yaratan'ın sevgi ve ışığını adım adım keşfeder. Diri insan dikkatli yaşayan, yaşadıkça sorgulayan ve idraklenen insandır. Dikkatli yaşamak, varlığın her zerresinde bulunan yaratıcı enerjinin madde illüzyonuna doğru bilinçli, dengeli ve farkındalıklı bir biçimde yönlendirilmesinin, yani özgür iradenin belirebilmesinin yolunu açar. İnsan o zaman gerçekten Yaratan'dan ötürü yaratan olur, o zaman gerçekten O'nun yeryüzündeki halifesi ünvanını hak eder. Dikkatle odaklanmak egoyu geçirgen kılarken, varlığın saf bir biçimde gözlem yapmasını sağlar ve onu özüne doğru yaklaştırır. Düşüncenin neden olduğu çatışmalar, ayrılıklar, korkular ancak bu yakınlık haliyle sonlanır ve ardından sevgi bu sayede belirir. Sevginin, dikkatle odaklanılan anda barındığını unutmamak gerekir. Gerçekleştirilen bir eylemin niy...

AYRIK VARLIK BİLEŞENİ

 Ego, bir düşman ya da kurtulunması gereken bir şey değildir. Aklın karşılığı olan ego; duygu, düşünce ve bilgiden oluşan, varlığı deneyim sahasına çeken mekanik bir bilinç yapısıdır. Üçüncü yoğunluk derecesi dersleri ego ile deneyimlenmek üzere tasarlanmıştır. Varlığın acı çekmesi, kısır döngülere tutsak yaşaması veya ayrıştırıcı tutumlar sergilemesi, bu mekanik bilincin mekanik olmayan bilinçdışı ile, yani yüksek benlik ile bağlantı kuramamasından kaynaklanır. Beşerin benliği bir bütündür. Egosu yani benleri ise onun ayrık, maddi sahalara dağılmış limitli bileşenleridir. Ne kadar çok sorgu varsa, ne kadar çok idrak edilirse yüksek benliğe o kadar yaklaşılır, ego geçirgen hale getirilir ve limitli bileşenler üzerinden limitsiz bütünlüğe o denli ulaşılır.  İç sese kulak vererek, sakin ve sessiz bir zihinle olanı biteni duru bir şekilde gözlemlemek idrakin yolunu açar. İnsanın en önemli özelliği kendi bilinç sahasının dışına çıkarak kendisini gözlemleyebilmesidir. Bunu yapmaya ...