Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÖZGÜR İRADE, SEÇİM ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÜZERİNDEDİR

Seçim özgürlüğüne sahip olmak ile özgür iradeye sahip olmak aynı şey değildir. Enerjisini, realitelerini deneyimleyebilmek adına madde illüzyonuna doğru yönlendiren her varlığın iradesi mutlaka vardır. Fakat bu iradenin özgürlüğü, varlığın her dilediğini arzu ettiği şekilde gerçekleştirebilmesiyle ya da istediği zaman, istediği gibi davranabilmesiyle ilgili değildir. Bir eyleme potansiyel veren iradenin özgürlüğü, maddenin yoğun tesirlerinden arı bir şekilde açığa çıkarılabilmesiyle doğru orantılıdır. Varlık, gerçek anlamda özgür irade gösterebildiğinde, gerçekleştirdiği eylemin nedenlerinin ve sonuçlarının mümkün olan en yüksek oranda idrakindedir.  Bu da ona, yüksek benliğe yakın hareket etmenin, etik değerleri gözeten ve vicdanının sorumluluğunu idrak düzeyinden alabilen bir yaşantı sürmenin kapılarını açar. Saf bir sevgi eyleminin, ancak özgürleştirilmiş bir irade ile gerçekleştirilebileceğini unutmamak gerekir. Duygusuyla, inancıyla, düşüncesiyle, bilgisiyle hareket eden ve ka...
En son yayınlar

İNSANÜSTÜ

 Ahlaksız olmak bir yönüyle, neyin doğru neyin yanlış olduğunu dikte eden mekanik sınır ve ilkelere karşı gelmekse de, diğer bir yönüyle insanın kendi sorumluluğunu üstlenerek yönlendirme ve otomatizasyona ihtiyaç duymadan, vicdanının sesi yönünde aksiyon alabilmesine karşılık gelir. İnsanüstü bir hayatta yönlendirilmeye ya da dışsal şartlandırıcılara ihtiyaç yoktur. Böyle bir hayatta insan, vicdanının sorumluluğunu bilinçli bir şekilde üstlenerek eylemlerinin niyetlerine, nedenlerine ve sonuçlarına hakim olur. Yaşam uygulamalarının amacı, insanı kendi yükünü taşıyabilecek bir seviyeye ulaştırmaktan başka bir şey değildir. Bu seviye; insanın içsel bağlantısını güçlendirerek kendi öz kaynaklarından faydalanabildiği, gerçek anlamda kuvvetli bir iman, yüksek bir farkındalık ve bilgelikle hareket edebildiği, dolayısıyla dışarıdan dayatılan ahlaki kurallara ihtiyaç duymadığı bir bilinç düzeyidir. İnsanın dünya okulunu başarıyla bitirebilmesi bu bilinç düzeyine ulaşabilmesine bağlıdır. O...

IZDIRABIN FONKSİYONU

Izdırap, çekilecek bir tür ceza ya da ödenecek bir kefaret değildir. Aksine, insanın üstün bir şuura ulaşabilmesi/itilebilmesi için gereken kıymetli tesirleri barındıran ve idrakle aşılması gereken maddi bir duvardır. Tekamülünde olumlu ilerleme sağlayacak olan birisi, çektiği ızdırabın kaçıp kurtulanacak bir his olmadığının farkındadır ve bu duyguyu kıymetli bir mücevher gibi kendisine yakın tutar. Izdırabın tesirini alarak korkusuzca, vicdani, birleştirici tepkiler geliştirebilmek ya da bağışlayabilmek, maddeye hakim olabilmenin ve duvarın ötesine geçebilmenin sonucunda belirir. İnsanın kaderi giderek genişleyen ve yükselen bir şuur sahasında, karşılaştığı durumlara ait tesirleri sindirmekle ve bu yolla madde ile olan ilişkilerini kapsamlandırarak düzenlemekle süregelir. Izdırap sürekli ve sonsuzdur. Ta ki irade gösteren insan, sorumluluğunu alıp, kendisini içinde bulduğu bir durumun ya da ruh halinin ötesine geçmeyi, üstüne çıkmayı başarana kadar. Yani kutsal metinlerdeki sonsuz ızd...

REENKARNASYON FARKINDALIĞI

İnsanların hayata karşı yaklaşımlarında bakış açılarını daraltan temel unsurlardan biri reenkarnasyon bilgisine sahip olmamaları ve hatta bu olgunun bir inanç meselesi olduğunu düşünmeleridir. Dünya yaşamı kısa sürede geçirilen tek bir hayattan ibaret değildir. Madde düzleminde, birçok yaşamda birbirleriyle bağlantılı türlü enkarnasyonlar geçirilir ve bu süreçlerde geçirilen deneyimler ile birlikte elde edilen gözlemler sonucunda varlıklar belirli bir sevgi ve ışık düzeyine ulaşırlar. Evrimin sonu yoktur. Farklı üst boyutlarda, beden yapılarında ve gezegenlerde tekamül her daim ileriye doğru devam eder. Cennet, dünyanın yaşamının zorlu tesirlerini geride bırakmaktan ve gelişmiş tekamül imkanları sunan evrendeki başka bir gezegenin spatyomuna doğabilecek seviyeye gelebilmekten başka bir şey değildir. İdrak edebilenler için bu süreçler, varlığın kendisini aşama aşama tanıdığı ilahi bir vazifeden ibarettir. Cennetin altından akan ırmak, geride bırakılan dünya yaşamının zorlu tesirlerini s...

DÖNGÜNÜN ÖTESİNE GEÇMEK

Tekamülde bir sonraki aşamaya geçebilmek üst bir realitenin tesirini alabilecek hale gelmekle mümkün olabilir. Bunun için öncelikle mevcut hallere ait tesirlerin sindirilerek alım açıklığının oluşturulması gerekir. İnsan sürekli aynı şeyleri yaparak ya da geleceği hayal ederek tekrar eden döngülerinin ötesine geçemez. İdrakli bir şekilde irade göstererek, makul bir kabul ile geçmişi geride bırakmayı göze almak, en azından bunun için bir adım atmaya çalışmak gerekli olan değişimi getirir. Bu değişim idrakin ve vicdanın gelişiminden başka bir şey değildir. Tekamülün tanımı basittir. Üst bir tesire el uzatılır, mevcut hallerden alacağını alan bu tesire tutunarak kendisini yukarı çeker. Bunu yalnızca kendisi, yine kendisi için yapabilir. Varlık bu yolla, madde illüzyonunda, alabildiği sorumluluk ve açığa çıkarabildiği yüksek tepkiler oranında gelişir. Yaşam denilen olgunun, bu tepkilerin geliştirilebilmesi adına kurgulanan türlü mizansenlerden başka bir şey olmadığını iyi idrak etmek gerek...

BAĞIMLILIK ÖRÜNTÜSÜ

Farkedilen bir bağımlılık örüntüsünü gerçek anlamda yok edebilmenin yegane yolu ona idrakle yaklaşmaktır. Zihin inisiye edilmeden beden inisiye edilemez. Varlık, geliştirdiği bağımlılığın fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları üzerindeki etkilerini irdeleyip anlayamadığı sürece bir kabloyla bağlanmış gibi negatif tesir alanına bağlı kalmaya devam eder. Bunun sonucunda da zayıflayan enerji alanına sirayet edebilen negatif varlıkların düşünce formları yoluyla yaptıkları saldırıların hedefi olur. Yani bağımlılık örüntüsü idrak ve iradeyle çözümlenmediği sürece, düşünsel ve deneyimsel sapmasından ötürü varlığın enerji alanında meyda gelen zayıflama, hem negatifi çağırır hem de bu yolla varlığın enerjisini sömürmeyi sürdürür. Ta ki varlık iradesini idrakiyle özgürleştirip hayır demeyi başarana ve deneyimlediği sapmayı dengeleyene kadar. İradenin özgürleşebilmesi demek, alınacak bir aksiyonun potansiyelinin, bilincin yüksek benliğe yakın bir bölümünden verilmesi demektir. Düşünce formları ma...

İNSANIN SORUMLULUĞU

 Devrenin sonunda, beşer düzeyindeki insanın dünya okulunu tamamlayabilmesi için ulaşması gereken sevgi ve ışık düzeyi kendi sorumluluğunu üstlenebilmesiyle ölçülür. Üçüncü yoğunluk derecesi insanı, doğası gereği vicdanının sorumluluğunu inanç düzeyinden almaya yatkındır. Varlığın ruhsal kudretinin oluşturduğu tesir alanı olan vicdanı, ancak otomatizma içerisinde savruldukça ve realiteler boyunca sarsıldıkça adım adım yarı idrakli ve idrakli hallere doğru yol alabilir. Bu süreç varlığın kendini doğurma sürecidir. Ne kadar sancılı olsa da, günün sonunda vicdanının sorumluluğunu idrak düzeyinden almayı bir noktada mutlaka başaracaktır. Gün bugündür. Kendisini bilinçli bir fakındalıkla denetleyerek idrakli olmaya gayret edenler ve ancak bu yolda çabalayanlar, yüksek benlikleriyle bağlantı kurabilecek ve Sonsuz Yaratan'ın ışığını taşımanın sorumluluğunu iliklerine kadar hissedeceklerdir. İnsanın kendi vicdanından sorulacağı gün yakındır. Onun önünde iki seçenek vardır. İlki sabit ...