Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ayna etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

RUHUN DERİNLİĞİ

 Ruh sonsuz, yaratılış sonsuzluktur. Sonsuz olan, sınırsız yaratım potansiyelini bünyesinde barındırır. Ruhun deneyim için evrende zaman ve mekana bağlandığı ilk bilinç odağını biz yüksek benlik olarak algılıyoruz. Yaratım, deneyimin çıkış noktasıdır ve akıl, deneyimin düzenlenmesi ve deneyimlenenin gözlemlenmesi için bu noktada belirmeye başlar. Akıl, varlığın düşünceyi organize edebilme ve yaratımı genişletebilme kabiliyetidir. Bu çıkış noktası yüksek benliği boyut katmanlarının içerisine enerjisini yoğunlaştırmaya iter. Beden katmanları, kabalaşan madde ortamlarında, giderek daralan şuur kademelerinde, göreceli türlü akış biçimlerinde yüksek benliğin uzantısı olan sonda araçları olarak işlev görmeye başlarlar. Bizler sadece zihin ve beden katmanları üzerinden ilk biçimleri algılarken, derinlikli varlık yapısı, yönlendirilmenin yapıldığı ve tesirin başlangıcı olan, sonsuzdan potansiyel alan yüksek benliğe kadar uzanır ve yüksek benlik bir kumanda masası görevi yaparak bu süreçler...

KOŞULSUZ

 Koşulsuz sevgi, bir fantezi ya da zorla içine girilmesi gereken bir şuur ve vicdan hali değil; teknik bir farkındalık durumudur. Sevgi, birisine bağlanıp her şeye rağmen onu hoş görmek, kabul etmek ya da karşı konulamaz bir çekimle o kişiye ilgi duymak demek değildir. Sevgi, o kişiyi kendi realitesi dahilinde anlayarak, yargı oluşturmadan saf bir biçimde algılamak ve idrak etmek demektir. Bu noktada geliştirilen ideal tepki de zaten sevgiden ötürü olur. Bu sevginin koşulsuz olması gerekliliği ise, madde illüzyonu dahilinde, kendine hizmete odaklanmış negatif bir figürün, zalim bir topluluğun ya da affedilmesi imkansız gibi görünen insanların dahi, neden sonuç ilişkisi kurabildiğimiz zaman katı yönlerimizi, çatışmalarımızı, gelişmeyen birlik ve merhamet anlayışlarımızı bize yansıtmalarından ve bizden ayrı olmamalarından kaynaklanır. Mesele karşıdakini ayrıştırmadan algılama ve koşullanmayı meydana getiren benliklerin ötesinde bilinçli tepki geliştirme meselesidir.  Bu idrak ha...

TOPARLANMA

Yaşananlar, geçmişiniz ne kadar da kıymetli. Tüm bu yüklerin altına girerek sorumluluğu üstlendiğiniz için kendinizi kutlamalısınız. En çirkin ve bayağı görünenleri bile bugün bu noktaya gelmenize yardımcı oldu. Geçmişi şu anda dönüştürdünüz ve artık görevini yerine başarıyla getirdi. Emeliniz evrilmek değil miydi? Onları kucakladınız ve kabul ettiniz. Ayrılık ortadan kalktı. Bu sefer de kucakladıklarınız yükselmenize zemin oluşturdu. Geçmişi kucaklamak gerektiğini fark edebilmek ne büyük erdemmiş. Dönüp baktığınızda geriye içiniz hala acıyorsa ya hala kendinizi yargılıyor veya başkalarının gözlerinden değerinizi biçiyorsunuz demektir. Etten kemikten olduğunuzu unutuyorsunuz. Sizi geriye çeken ve affedemediğiniz her şeyin bir imaj olduğunu da unutuyorsunuz. Sen geçmişe ait bir imajda değil şu andasın. Oysa ki sen farkında ol ya da olma, onlar farkında olsunlar ya da olmasınlar geçmiş imajlarında bu rolleri büyük bir cesaretle üstlendiniz. Hem bunu birbiriniz için büyük birer vazife bil...

VARIŞ NOKTASI

Zamanın tükendiği noktada ana varılır. Bu varış, düşüncenin, yargının, analizin, çatışmanın, korkunun ve kaygının sonuna gelindiği yerdir. Tam burada varlık için sonsuzluğun kapıları açılır ve dağılan illüzyon yerini sevgiye bırakır. Kahraman, yolda kaldığı süre boyunca gözlediklerini artık bilince getirmelidir ve anın barındırdığı sevgiyi açığa çıkararak, var olmanın ve ilerlemenin yüksek sevincini iliklerine kadar hissetmelidir. Macerası boyunca, bugüne kadar hazları ve bağımlılıkları sandığı sevgisinin; derin anlamda, algılamada ve kendinden ayrıştırmadan gözleyerek karşısındaki ile bütünleşmek demek olduğunu fark etmiştir. İkilik artık biter, gözlemcinin kendisini aynalayan gözlediği varlık ile bütünleşmesi, onu sarsılmaz bütünlükten olduğu idrakine ulaştırır ve birlik başlar. Bu noktadan sonra gözleyen ve gözlenen diye iki farklı varlıktan bahsetmek artık yersizdir. Çünkü aslında gözleyen de gözlenen de aynıdır. Bu anlayış, sarsılmaz sevginin, bütünlük, barış ve birlik halinin evr...

MUTLAK

 Tanrı, varlığına ya da yokluğuna inanmak durumunda olduğunuz, sığ ve bilgiden yoksun anlayışların kısıtlı, dar ve şekilsel kalıplarına sokulabilecek bir varlık değildir. Bu seçim dogmatik dinsel anlayışların otomatizmaya dayalı uygulamalarına dayanır. Tanrı; içinizdeki sevgide, merhamette, anlayışta, yargısızlıkta, aklınızın alabileceği, sezgilerinizin önderlik ettiği en yüksek bilinç ve duygularda giderek keşfettiğiniz, ancak varlığınızın özüne dönerek kendi içinizde bulabileceğiniz sonsuz, erişilmez ve mutlak bir varlıktır.  Bu yüzden yüksek bilince uyumlanmak ve vicdani duyguları yaşayarak ortaya çıkarmak, kendimizi tanıma ve sonsuz Tanrı'yı sonsuz realitelerde içimizde keşfetme yolculuğudur. Bilgisi sonsuzdur, enerjisi her daim bizimledir. Ulaştığımız bilgi ve deneyim düzeyinde eriştiğimiz evrim düzeyi kadar algılayabileceğimiz bir kavramdır. Tanrı nedir sorusunu kendimize korkmadan sorup  bu yolda bir adım atabiliriz. Diğer türlü inandığımızı düşündüğümüz belki de k...

AYNA

Tüm varlıkları kendimizi yansıtan bir ayna gibi görebilmek, diğer benliklerimizle yüzleşerek ayrılıkları gidermemizi ve birlik anlayışına yaşayarak kavuşmamızı sağlar. Bu süreçler, aklın sınırlayıcılarından giderek kurtulmasına, karmik döngülerin merhamet, sevgi ve anlayış ile çözümlenmesine neden olur. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmediğini, Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve sonsuz evrim yollarında bir fonksiyonu olduğunu bilmemiz, yargılamanın önüne geçer ve herkesin birbirinin realitesine saygı duyması gerektiği idrakini bize kazandırır. Kutuplaşmanın olmadığı, Tek ve Sonsuz Yaratan'ın katındaki birlik anlayışına bu şekilde yaklaşılır.   Etkileşim içinde bulunduğumuz tüm varlıklarla aynı kolektiften besleniriz, bu bileşik bilinç ağı tek büyük bir varlık gibidir ve her birimiz onun farklı benliklerini oluştururuz. Bu demektir ki, yaşam içerisinde sürekli olarak bizim farklı bir yansımamız olan diğer varlıklarla yani aslında kendim...