Ana içeriğe atla

Kayıtlar

gözlem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GÖZLEMCİ OLAN RUH

Gözlemci gözlemlediğinde değil, gözlemlediğini idrak ettiğinde onu kendine mal edebilir. Gözlemci varsa gözlenen vardır, yargılayan varsa yargılanan vardır, analiz eden varsa analiz edilen vardır. Şuur, bu ikilik hallerinin tümünde zaman düzlemindedir, limitlidir ve ego devrededir. Madde illüzyonunun etkin olduğu bu ayrılık halleri, dışarıya odaklanılan ve karşıdaki varlığa referansı zaman olan mekanik bir noktadan bakılması sonucu belirir. Ayrılıkları giderebilmek ve gözlemlediğini kendinden ayırmadan bir bütün halinde görebilmek için ise, içe doğru odaklanarak ana, yani zamansızlık noktasına gelebilmek gerekir. Varlık, yüksek benliğine bu anda hizalanır ve şuur sahasının dışına çıkarak kendisini, kendisinden ayrıştırdığı şeyle, bir bütün halinde bu anda gözlemleyebilir. Şuur sahasının dışına çıkabilmek için ise sessizlik gerekir. İçe odaklanma halinde beliren sessizlik, karşıdakini saf ve direkt bir biçimde kendinden ayrıştırmadan algılamanın yolunu açar. Sevgi bu yolla tomurcuklanır...

ANIN FARKINDALIĞI

 Anın farkındalığı, geleceği düşünmemek ya da geçmişi hatırlamamak gibi bir durumdan ibaret değildir. İçinde bulunulan an sevgi taşır. Bu sevgiye erişebilmek, yaşamın esas akışının, inanılan ve hayal edilen geçmiş/gelecek vizyonlarında değil; tam şu anda, içinde bulunulan durumların idrakiyle mümkün ve aktif olabileceğini kavramaktan geçer. Gelecek imajları kaygı duyar, mutluluk, rahatlık, haz arar ve idealize eder. Geçmiş imajları acı çeker, pişmanlık duyar ve suçluluk taşır. Tüm bunlar zamana ait limitli benliklerin eseridir. Duyguyu fark etme, kabullenme ve içselleştirme ise anda belirir. Geçmiş bu anda dönüştürülür, gelecek aksiyonları ulaşılan idrakin ardından bu anda dizayn edilir. Tüm mesele, zamana yayılan ve varlığı tüketen limitli imajların neden olduğu düşünce sapmalarının saf bir şekilde gözlemlenip algılanmasıdır. Bu yüzden duyguyu ayrıştırmadan gözlemlemek, kabul etmek ve odaklanarak kıymetli tesirlerini özümsemek dağılan varlık enerjisini derleyip toparlar. Bu durum ...

RUH

Ruh kavramı en temelde sonsuz yaratıcı enerjiyi ve sonsuz zekayı temsil eder. Sonsuzluğun özgür iradesini kullanarak sonsuz enerjiye odaklanması, kaynak olan sonsuz yaratıcı enerjiyi açığa çıkarır. Bu enerjinin, bireyselleşmiş, şekillere ve formlara bürünen, göreceli varlık ve varlık sistemleri tarafından boyutlar içerisine yönlendirilmesi ise deneyim alanları olan evrenleri meydana getirir. Özgür irade sahibi sonsuz sayıda varlığın, sonsuz farklı tercih yaparak yönlendirdiği bu enerji, zaman ve mekan dahilinde yaşam örüntülerini açığa çıkarır ve madde illüzyonunun kurulmasına sebep olur. Ruh, yani sonsuz yaratıcı enerji bu illüzyonun oluşmasına kaynak olurken, bu enerjiden ayrı olmayan benlik sahibi varlıkları aracılığıyla gerçekleşen tüm yaratım süreçleriyle birlikte de, varoluşun her zerresinde yer almış olur. Sonsuz yaratıcı enerjinin bireyselleşerek benlik kazanması, özgür irade sahibi, yaratılmış ve Yaratan'dan ayrı olmayan varlığın tezahür etmesini sağlar. Bir evren varlığı ...

ALGI VE GÖZLEM

 Bir şeyi düşündüğünüz zaman değil, gözlemlediğiniz zaman algılarsınız. Düşünce, algılanacak imgesel örüntünün uygun biçime dönüşmesini ve saflaşmasını sağlayan süreçtir. Ağacın ağaç olduğunu anladığınız anda sadece odaklanmışsınızdır ve zihninizde herhangi bir imaj kalmamıştır. Bu hal, imajlardan arınmış saf gözlem halidir. Bu odaklanma anında Sonsuz Yaratan'a kanal olursunuz. Evrendeki sevgi de bu odaklanma halinde keşfedilebilir. Önce arzu vardır, bu duygudan ötürü varlık deneyim sahasına itilir. Sonra aksiyon alınıp realite deneyimlenir ve yaşam örgüsü belirir. Son aşamada deneyimlenen gözlenir ve elde edilen veriler öz bilgi haline dönüştürülür. Varlığın, Sonsuz Yaratan'ın kendisini tanımasındaki fonksiyonu budur. Yine özgür iradesiyle deneyimlediği madde düzleminde tecrübesini artırması ve yükselmesi de buna bağlıdır. Realitelerinizin düşünce ürünü olduğunu anladığınız ve onları amaç değil araç edindiğiniz zaman yükselen anlayışlara ulaşırsınız. Bu realiteleri meydana get...

REFERANS NOKTASI

 Şekillere bürünüp form aldığınız zaman, isim verip tanım atadığınız zaman, sonuca odaklanıp başarıyı kıyasladığınız zaman, geçmiş deneyimlerinize takılıp kendinizi suçlamayı sürdürdüğünüz zaman, korktuğunuz ve endişelendiğiniz zaman, tüm bu kalıplara sıkıştığınız zaman ki gerçekten bunların hepsi zamandır yani illüzyondur; limitli ve ben merkezci yaklaşım biçimlerine sahipsiniz ve katı egonuzla hareket ediyorsunuz demektir. Enerjinizi, referansı limitli madde illüzyonu olan bir noktaya sabitlerseniz tepki ve yaklaşımlarınız da dar, limitli ve bütünsellikten uzak olacaktır. Bu kalıpları neden sonuç ilişkisi geliştirerek giderdiğiniz, çok yönlü yaklaşımlar geliştirdiğiniz ve referans noktasını yaşamın aktığı an olarak belirlediğiniz zaman ise özünüzdeki limitsiz sevgiye erişerek yüksek karakterli vicdani yaklaşımlar geliştiriyorsunuz demektir.  İmajinasyon ruhsal bir faaliyettir ama öte yandan bu yolla meydana gelen imgesel örüntüler maddedir. İllüzyon içerisinde, zaman düzlemi...

YARATAN VE GÖZLEYEN

 Düşünce üretmek ve deneyim sağlamak için madde illüzyonuna yönlendirdiğiniz enerjinizi, zihinde tekrar bir noktada toparlamalısınız ki, yaratımınızı ve bu yolla ne ürettiğinizi görebilesiniz. Salt gözlemci bu anda hareket alanını fark ederek realitelerini tıpkı bir resim gibi bütün halde görebilir. Varlığın hem yaratıcı hem de yarattığını gözlemleyen iki fonksiyonu bu noktada, döngünün sönümlenmesiyle tamamlanır ve bir üst aşamaya geçilir. Bu nokta, ancak odaklanma halinde açığa çıkan ve birbirinin aynısı olan sessizlik, sevgi, an, barış ve şimdi kavramlarıyla tanımlanabilen kapsayıcı zamansızlık noktasıdır. Bu anda illüzyon dağılır ve içinizden bir kelime bile geçirmezsiniz. Sadece sevinç içinde güzelliği duyumsarsınız. Tekamül süreçleri, sonsuz potansiyelden güç alan varlığın, enerjisini enkarne olduğu boyut düzleminde yönlendirebilmeyi öğrenmesiyle gelişir. Bu da, varlığın bedenini, zihnini, yaşadığı fizik düzlemi ve şekillendirdiği madde ortamını mümkün olan en iyi oranda idra...

VARLIK İMAJI

 Yaşam, her zerresiyle düşüncenin zihin tarafından aksettirildiği bir ekran görevi yapar. Yani, zihinde canlandırılan imaj, zamanın akışıyla mekan içerisinde hareket kazanır ve madde illüzyonunda can bulur. Deneyimlenen bu akış içerisinde, karşınızda gördüğünüz arkadaşınız değil onun duyularla algıladığınız imajıdır. Gözlemlediğiniz bir olay ya da geçmiş hatıralarınız da birer imajdan ibarettir. Duygu, bilgi ve hislerinizle bağlantı kurduğunuz aileniz, ırkınız, milletiniz, bayrağınız da sadece birer imajdır. Madde illüzyonu, varlık imajlarını etkin olduğu boyut düzlemi boyunca yoğunluğu oranında taşıyan deneyim sahasıdır ve limitlidir. Bu limitli sahanın gözlemlenmesi, algılanması ve bu sayede imajların meydana getirdiği ayrılıkların giderilmesi, limitsiz olanın tezahürünü sağlar. Siz bunu sevgi olarak duyumsarsınız. Yaşamda deneyimlenen ve algılanan olaylar, kişiler ya da durumlar değil; tüm bunların limitli sahada yani madde ortamında tezahür etmiş hareketli birer versiyonudur. İ...

TEZAHÜR

 Yaşam örüntülerine dikkatle odaklanıldığında sınırsız ve birleştirici olduğu fark edilen tüm olguların, Yaratan'ın sevgisinin ve ışığının tezahürü olduğu anlaşılır. Sevgi sınırsızdır ve andadır. Sevgiden doğan merhamet ve barış eylemleri birleştiricidir. Düşünce ise sınırlıdır ve zamandadır. Düşünce ve duygunun illüzyon içerisinde karşılığı olan realiteler ayrılık yaratır. Bu ayrılıkların giderilmesi, özgür irade sapmalarının algılanarak idrak edilmesi ve realiteler üzerinde hakimiyet kurulması ile mümkündür. Sınırsızın, sınırlı olanı gözlemleyerek anlamlandırması ve aradaki bağı illüzyon içerisinde keşfetmesi, kendisini tanımasının ve özündeki sevgiyi açığa çıkarabilmesinin yoludur. Sınırları olan, değişken ve tükenen yaşam unsurlarını kavrayabilmek, illüzyona dair temel bir farkındalık kazandırdığı gibi tüm bunlara kaynak olan sınırsız kapsayıcı sevginin de anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Sınırsız olanın, kaynak olduğu sınırlı ortamlarda, illüzyonatif imajlar sayesinde kendisi...

YARGI

Yargı, varlığı ben merkezci bir anlayışla tepki vermeye iter. Benliklerle verilen bu tepkiye düşünce odağı olan ego biçim verir. Düşünce ise madde illüzyonuna yani zamana aittir ve yargılama durumunda gözlemci ile gözlenen arasında ayrılık yaratır. Odaklanarak, düşünce ve duyguların ötesinden bütün halde görebilmek saf bir biçimde algılamanın ve sapmaları gidermenin yolunu açar. Bu anda yargı ve ayrılık biter, illüzyonun ötesine geçilir ve farkındalık hali başlar. Varlık ya zihninde imaj oluşturur onun ardından sürüklenerek ayrışmaya devam eder ya da oluşturduğu imajı gözlemleyerek özden sevgi dolu bir bütünlük anlayışına ulaşır. Birisi illüzyonun etkisini sürdürür, diğeri ise varlığın idrakli hakimiyetini sağlar. Özgür irade sapmaları, ikilik unsurlarının gözlemlenerek teke indirgenmesi ile giderilebilir. Bu anlayış ve algılama durumunda sevgi deneyleri başarıyla sonuçlanır. Yani illüzyona dair çatışma, ayrışma ve korkunun gözlemlenerek algılanması ve giderilmesi varlığın bu madde düz...

SAF

Ruh bütünseldir ve yüksek benlikler arasında sanıldığı gibi bir ayrım yoktur. Katlanan boyutlar içerisinde dağılan varlık enerjisinin, farklı bilinç odaklarınca tezahür ettirilmesi madde illüzyonunu, yani imajinatif ayrılığı meydana getirir. İllüzyon seperasyondur. Bu separasyonun giderilmesi, bilinç odağının bir diğerini saf bir biçimde algılamasıyla mümkündür. Algı, ruhun madde illüzyonuna açılan kapısıdır. Tanrı tohumu olan yüksek benliğin, katalizör ve deneyimlerle evren içerisinde yeşermesi ve meyvelerinin toplanması algılamakla mümkündür. Demek oluyor ki, yaşamlar boyunca verimli gözlem süreçleri geçirebilmek ve tekamül basamaklarını tırmanabilmek, algının saflaştırılmasına bağlıdır. Bu saflaşma, varlık nezdinde zaman, düşünce ve duygunun üzerinde kurulan hakimiyet ile sağlanabilir. Bu hakimiyet şartlanmaları ve dogmaları giderir.  Düşüncenin mahiyetini anlayan varlık, ona bağlanmaz ama onu algılayarak evrilir, yani görüş açıklığını artırır. Özdeki sevginin kademe kademe beli...

KARARSIZ

 Kararsızlık enerji kaybına yol açar. Herhangi bir konuda ideal kararın verilebilmesi için dikkatle odaklanılması ve varlık enerjisinin zihinde toparlanması gerekir. Durumun neden ve sonuçlarının saf bir biçimde, şartlanmamış bir zihinle algılanması, o kararın sevgiden ötürü vicdani olmasına ya da korku, endişe, kaygı, öfke, kıskançlık vb. duygulardan ötürü verilmesinin yolunu açar. Gerisi sadece tercihtir. Hangisi seçilirse seçilsin gidilecek yol türlü tecrübelerle doludur. Atılan her adım tanrısal kıymetli birer eylemdir ve gözlemcinin kendisini keşfetmesi için fırsatlar doğurur. Bu yolla evrim basamakları tırmanılır ve Sonsuz Yaratan'a hizmet edilir. Bu yüzden akıl ve vicdanın önderliğinde korkmadan karar verilmeli ve gerekli deneyim süreçleri baskılanmadan geçirilmelidir. Yaşanılanlara dair hissedilen pişmanlık ise hakiki değildir ve geçmişe dair imajlara yönlendirilen varlık enerjisinden ötürü duyumsanır. Yapılan seçim varlığı bir öte adıma deneyimleyerek ulaştırmak için vesil...

BASKI

 İnsan, yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumludur. Dünya yaşamı, maddesel deney ve gözlem sahasına gönüllü olarak enkarne olmuş ruhların gelişimi için kurgulanmıştır. Bu gelişim ancak deneyerek, yanılarak ve sonuçları, düşünen varlık tarafından öz bilgi haline getirilerek sağlanabilir. Deneyimleri bastırmamak bu açıdan önemlidir. Sorgulanmamış dinsel, geleneksel ve toplumsal kalıplar içerisinde pürüzsüz dengeli bir hayat yaşamanın ideal olduğu düşünülebilir. Fakat deneyimlemek, korkmadan hamle yapmak, bazen savrulmak ve ızdırap çekmek vicdani gelişimin temelini oluşturur. Bu gelişim, dış şartlanma öğeleriyle baskılanarak dengede kalındığında değil; yaşananlar üzerinden neden sonuç ilişkisi kurulduğunda sağlanabilir. Yaşamda dengeyi kurmak amaç değil sonuç olmalıdır. İçinde bulunulan ana odaklanılarak realiteye hakim olunduğunda elde edilen veriler varlığı bir üst davranış ve düşünce biçimlerine ulaştırabilir. Hata yapmayayım diye hareket etmemek, sonuca ulaşamayacağım diye mü...

SONSUZLUĞUN TEZAHÜRÜ

Sonsuzluk yaratılıştır ve evren içerisinde benlikler, bilinç bileşkeleri yani logoslar olarak belirir. Bu bileşkeler, sonsuzluğun sonsuz enerjiye odaklanmasıyla, maddeyi gelişen varyasyonlarda şekillendirerek evren içerisinde fonksiyon görürler. Her aşamada duygu, bilgi ve düşüncenin karşılığı olan realiteler, bu odakların bilgiyi işleyerek başka bir maddesel düzleme projekte etmesiyle oluşur, deneyimlenir ve kapsamlanır. Her varlık kendisini ulaştırabildiği realitesi ölçüsünde evrende görev yapar. Yaratan'a, Kaynak olan sonsuzluğa bu şekilde var olarak ve yaşayarak hizmet edilir. Rahman, sonsuzluğu yani ruhsal evreni; Rahim ise sonsuzluğun odaklandığı fizik evreni yani sonsuz enerjiyi temsil eder. Bilinç odakları, varlıkları ve varlık sistemlerini katlanan boyutlar dahilinde meydana getirir. İlahi idare mekanizması denilen yapı da bunlardandır. İç içe geçmiş örgüsel vazife sistemlerini de bu mekanizmalar meydana getirirler ve kademe kademe evrende fonksiyon görürler. Kimimiz onlar...

YANSIMA

 Dışınızda gördüğünüz ve gözlemlediğiniz her varlık aslında sizsiniz. İnsanlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve gözlemleyebildiğiniz her varlık sizin dualite içindeki birer yansımanız. Siz yaşamlar boyunca kendinizi gözlemekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Karşınızdakini algılayınca aslında kendinizi algılıyor ve kendinizi keşfediyorsunuz. Bu yüzden kardeşinize göz bebeğiniz gibi bakmalı ve ona değer vermelisiniz. Bu yüzden çatışmaya, yargılamaya son vermeli, barışın yollarını aramalı ve koşulsuz sevebilmelisiniz. Yanınızdaki varlık sizi size aynalamaktan başka bir şey yapmıyor. Kendinizin ne olduğunu iyi anlamalısınız. Sorgulanmamış kalıpları ve tutumları dönüştürdükçe, katı egoları bu sayede giderek geçirgen bir hale gelen ve ışığı madde düzleminde belirebilen saf sevgiden ibaret varlıklar olduğunuzu fark edebileceksiniz. Gözlemleyen kimse gözlemlediğinden ayrı değildir ve onu anlayınca kendisini anlar ve algılar. Bu anlama hali maddenin üstüne çıkmak ve realiteye hakim olmanın yol...

DÖNGÜ

Dışarı baktığınızda gördüğünüz çatışmayı ve ayrışmayı, içeri dönerek gidermenin yollarını aramıyorsanız özünüzdeki sevgiye erişemezsiniz. Dışınız illüzyondur, yani zamandır ama içiniz sevgidir ve birliktir. İllüzyon dağılır, yinelenir ve ancak varlığı sevgiye eriştirebildiği ölçüde görevini yerine getirir. Sevgi ise özdedir, andadır ve sarsılmaz olandır. Sevgi derslerini vermeye geldiğiniz bu düzlemde karşınıza çıkan etkileşim fırsatlarına odaklanarak katı yanlarınızı dönüştürmeyi istemek gerekir. Bu döngüler halihazırda acımasızlık, bencillik, kin, korku, kıskançlık, rekabet vb. duyguları, bizi bize yansıtan varlıklar aracılığıyla fark edip dönüştürebilmemiz için fırsatlar sunar. Yaşam, bu mizansenler ile birlikte, irade gösterildiği takdirde yükselmenin ve gelişmenin yolunu açabilir. Tüm yollar katı egoların ardında gizli olan sevgiye erişmek içindir. Hayatta kalmak, yaşamak demek değildir. Her birimiz zaten belirli periyotlarda rutinleri gerçekleştiriyoruz. Bu döngülerin bize ne söy...

VARIŞ NOKTASI

Zamanın tükendiği noktada ana varılır. Bu varış, düşüncenin, yargının, analizin, çatışmanın, korkunun ve kaygının sonuna gelindiği yerdir. Tam burada varlık için sonsuzluğun kapıları açılır ve dağılan illüzyon yerini sevgiye bırakır. Kahraman, yolda kaldığı süre boyunca gözlediklerini artık bilince getirmelidir ve anın barındırdığı sevgiyi açığa çıkararak, var olmanın ve ilerlemenin yüksek sevincini iliklerine kadar hissetmelidir. Macerası boyunca, bugüne kadar hazları ve bağımlılıkları sandığı sevgisinin; derin anlamda, algılamada ve kendinden ayrıştırmadan gözleyerek karşısındaki ile bütünleşmek demek olduğunu fark etmiştir. İkilik artık biter, gözlemcinin kendisini aynalayan gözlediği varlık ile bütünleşmesi, onu sarsılmaz bütünlükten olduğu idrakine ulaştırır ve birlik başlar. Bu noktadan sonra gözleyen ve gözlenen diye iki farklı varlıktan bahsetmek artık yersizdir. Çünkü aslında gözleyen de gözlenen de aynıdır. Bu anlayış, sarsılmaz sevginin, bütünlük, barış ve birlik halinin evr...

VAZİFEDAR

Bir insanın vazifesi, içinde bulunduğu ana odaklanarak dolu dolu yaşamasından ve hayatın içinden akıp gitmesine izin vermesinden başka bir şey değildir. Yaşam zaten gereken her şeyi bu akış halinde varlığın karşısına çıkaracaktır. Etkileşimde bulunduğumuz en küçük toplumsal birimden, en geniş kitlesel ölçeğe kadar dahil olacağımız her türlü aksiyon halihazırda vazifemizi tanımlar. Yaratılışın bir üst ölçekten algılanmasıyla birlik duygusu giderek derinleşir ve diğer varlıklara karşı sorumluluk hissedilir. Bu sorumluluk, liyakati ve eriştiği bilinç düzeyi doğrultusunda varlığı, yansıması olan ve kendinden ayrı olmayan diğer varlıklar için mücadele etmesi gerektiği idrakine ulaştırır. Bu yüzden vazife verilmez, vazife yapmanın farkındalığına ve önemine erişen kimse tarafından emek verilerek ve irade gösterilerek alınır. Yaşam içerisinde, deneyimlediğimiz realiteler boyunca yaptığımız gözlemler ve elde ettiğimiz tüm veriler, bizimle birlikte deneyimleyen Sonsuz Yaratan tarafından da özüms...

KIYAS

Şu anda içinde bulunduğunuz haller size özgüdür ve deneyimledikleriniz tesadüf değildir. Her varlığın tekamül süreci eşsizdir. Karşınıza çıkan olaylar, sizi gölgelerinizle yüzleştirerek, tıkanmış süreçlerinizi giderebilmeniz ve karmik döngülerinizin ötesine farkındalıkla adım atabilmeniz için birçok fırsatlar sunar. Bu yüzden kendi yolculuğunuzu bir başkasının yolculuğuyla kıyaslamanız anlamsızdır. Onun yerine, enerjinizi kendi içinize odaklanmak için kullanabilir, yaşadığınız süreçleri mümkün olan en yüksek dereceden algılayarak vicdanlarınızdaki katı yanları gidermek için çalışabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Özgür irade ile dikkatle odaklanılan ve anlamlandırılan anda sevgi vardır.  Nasıl geçmiş ve gelecek imgelerine yönlendirilen varlık enerjisi zihni çözümsüzlük içinde zaman düzleminde tutuyorsa, her yönüyle eşsiz süreçler geçiren iki varlığın kıyaslanması da enerjinin israf edilmesine yol açar. Enerji, varlık özelinde saf düşünce ve gözlem...

YARGILAMA, SEV!

Sizin gibi düşünmeyen ya da görüntüsü ve davranışları sizinkine benzemeyen herhangi bir varlık, onu gözlemleyerek saf bir biçimde, kendinizden ayrıştırmadan algılamanız içindir ve sizi size gösteren bir ayna görevi görür. Zihninizde o varlığa dair imaj oluşturmaya başladığınız an analiz yapmaya, kıyaslamaya ve dolayısıyla yargı oluşturmaya başlarsınız. Görecelinin, yine kendi gibi göreceli bir varlıkla kıyaslanması varlık enerjisini özden uzakta, zaman düzleminde tutar. Derin odaklanma ve dikkat halinde zaman düzlemine yönlendirilmiş bu enerji öze çekilir ve kendisine ayna olan varlığı anlamanın yolu açılır. Bilinçli farkındalık ve sevgi bu noktada tomurcuklanmaya başlar. Bunun için bir çabaya, eyleme ve zihinde imaj oluşturmaya gerek yoktur. Sadece görmeyi istemek yeterlidir. Saf bir biçimde anlayıp algılamak sevmeye eş değerdir ve kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Her varlık eşsiz bir öze sahiptir ve yolculuğu esnasında deneyimledikleri özgündür. Yargı, bu yolculuk esnasında birinin...

AYNA

Tüm varlıkları kendimizi yansıtan bir ayna gibi görebilmek, diğer benliklerimizle yüzleşerek ayrılıkları gidermemizi ve birlik anlayışına yaşayarak kavuşmamızı sağlar. Bu süreçler, aklın sınırlayıcılarından giderek kurtulmasına, karmik döngülerin merhamet, sevgi ve anlayış ile çözümlenmesine neden olur. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmediğini, Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve sonsuz evrim yollarında bir fonksiyonu olduğunu bilmemiz, yargılamanın önüne geçer ve herkesin birbirinin realitesine saygı duyması gerektiği idrakini bize kazandırır. Kutuplaşmanın olmadığı, Tek ve Sonsuz Yaratan'ın katındaki birlik anlayışına bu şekilde yaklaşılır.   Etkileşim içinde bulunduğumuz tüm varlıklarla aynı kolektiften besleniriz, bu bileşik bilinç ağı tek büyük bir varlık gibidir ve her birimiz onun farklı benliklerini oluştururuz. Bu demektir ki, yaşam içerisinde sürekli olarak bizim farklı bir yansımamız olan diğer varlıklarla yani aslında kendim...