Ana içeriğe atla

Kayıtlar

varlık enerjisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BAĞIMLILIK ÖRÜNTÜSÜ

Farkedilen bir bağımlılık örüntüsünü gerçek anlamda yok edebilmenin yegane yolu ona idrakle yaklaşmaktır. Zihin inisiye edilmeden beden inisiye edilemez. Varlık, geliştirdiği bağımlılığın fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları üzerindeki etkilerini irdeleyip anlayamadığı sürece bir kabloyla bağlanmış gibi negatif tesir alanına bağlı kalmaya devam eder. Bunun sonucunda da zayıflayan enerji alanına sirayet edebilen negatif varlıkların düşünce formları yoluyla yaptıkları saldırıların hedefi olur. Yani bağımlılık örüntüsü idrak ve iradeyle çözümlenmediği sürece, düşünsel ve deneyimsel sapmasından ötürü varlığın enerji alanında meyda gelen zayıflama, hem negatifi çağırır hem de bu yolla varlığın enerjisini sömürmeyi sürdürür. Ta ki varlık iradesini idrakiyle özgürleştirip hayır demeyi başarana ve deneyimlediği sapmayı dengeleyene kadar. İradenin özgürleşebilmesi demek, alınacak bir aksiyonun potansiyelinin, bilincin yüksek benliğe yakın bir bölümünden verilmesi demektir. Düşünce formları ma...

DİKKAT ET!

İradenize sahip çıkmak istiyorsanız enerjinizi korumayı öğrenmelisiniz. Saplantılarınız, yanılgılarınız, yargılarınız ve araç olması gerekirken amaç edindiğiniz haz döngüleriniz enerjinizi düşürür. Sağlıksız yeme alışkanlıklarınız, türlü maddesel bağımlılıklarınız, telefon ekranına kitlenip birbirinin aynısı anlamsız videoları saatlerce izlemeniz yine odağınızı dışarıya çekerek enerjinizi çalar ve sizi tüketir. Bu tükeniş madde illüzyonu içerisindeki gerçek kimliğinizi, biçimlerinizi ve Yaratan'dan ötürü yaratıcı olan karakterinizi belirleyen ruhsal kudretinizin zayıflamasına neden olur. İradenizin özgürlük oranı da, nefsin yani maddenin üzerinizde kurduğu bu tahakküm ile birlikte giderek azalmaya başlar. Tek yol, uyanık kalarak yaşamın her anını idrakli geçirmeye çalışmak ve kendine dikkat etmektir. Enerjinizi ancak kendinize hem fiziksel hem de duygusal manada dikkat ettiğiniz zaman koruyabilirsiniz. Başkalarını sevmenin, onlara dikkat edebilmenin yolu da öncelikle buradan geçer....

ODAKLANMA KABİLİYETİ

Verimli işleyen bir zihin, odaklanma kabiliyeti gelişmiş ve sorgulama kapasite artmış bir zihindir. Varlık enerjisi, odaklanılan düzleme doğru yönlenir ve orada yoğunlaşır. Dışa bakan göz içe yönelip sorgulama süreci geçirdiğinde, egoların ve bunları karakterize eden şartlanma öğelerinin üzerinde farkındalıklı bir hakimiyet kurulur. Varlığın irade göstererek içine yönelmesi, madde düzlemi boyunca dağılan enerjisini toparlarken; sorgulama süreci ise şartlanmalarını, yani sınırlandırıcı duygu ve düşünce kalıplarını mağlup ederek idrakinin artmasını sağlar. İdrakin kademe kademe artması ise varlığı yüksek benliğine yakınlaştırır. Yüksek benliğine yakınlaşan varlık, benliğin benlikten ayrışması biçiminde açığa çıkan limitli egolarının potansiyel verdiği, mekanik ve tekrar eden kısır yaşam döngülerinin üzerine yüksek karakterli tepki biçimleriyle çıkar hale gelebilir. Sevgi, anlayış ve idrak halinde bu şekilde belirir. Varlığın özüne yakınlaşması, irade göstererek sorgulamasına ve zihnini s...

DÜŞÜNCE SAPMASI

 İnsan şartlanmalarından arındığı kadar özgür, düşüncesinin kontrolüne girmediği kadar sevgi doludur. Düşünce sapmaları çakralardaki enerji akışını tıkanıklığa uğratır. Bu canlı, maddesel örüntülerin bastırılması ya da kontrol edilmesi tekrarlanan döngülerde varlığı pasifize eder. Enerji akışındaki düzensizlik diğer deneyimlerin gerçekleştirilmesini de sekteye uğratır. Yorgunluk hisleri, depresyon halleri bu döngülere odaklanılmadığı hallerde, varlık enerjisinin bu sapmalar tarafından tüketilmesinin sonucu belirir. Odaklanarak duygu ve düşüncenin üzerinde hakimiyet kurmak maddenin üzerinde hakimiyet kurmaktır. Bu odaklanma varlığın kendisini sevmesine eş değerdir. Dışa doğru genişleyen, duygu ve düşüncenin karşılığı olan realiteler üzerinde, ancak içe dönüldüğünde farkındalıklı bir hakimiyet kurulabilir. Bu yüzden düşünce ve duygular gözlemlenerek içselleştirilmeli, ayrıştırılmadan hakim olunmalıdır.  Varlığın şartlanması, düşüncesinin içinde kaybolması ve bu limitli örüntüler...

REFERANS NOKTASI

 Şekillere bürünüp form aldığınız zaman, isim verip tanım atadığınız zaman, sonuca odaklanıp başarıyı kıyasladığınız zaman, geçmiş deneyimlerinize takılıp kendinizi suçlamayı sürdürdüğünüz zaman, korktuğunuz ve endişelendiğiniz zaman, tüm bu kalıplara sıkıştığınız zaman ki gerçekten bunların hepsi zamandır yani illüzyondur; limitli ve ben merkezci yaklaşım biçimlerine sahipsiniz ve katı egonuzla hareket ediyorsunuz demektir. Enerjinizi, referansı limitli madde illüzyonu olan bir noktaya sabitlerseniz tepki ve yaklaşımlarınız da dar, limitli ve bütünsellikten uzak olacaktır. Bu kalıpları neden sonuç ilişkisi geliştirerek giderdiğiniz, çok yönlü yaklaşımlar geliştirdiğiniz ve referans noktasını yaşamın aktığı an olarak belirlediğiniz zaman ise özünüzdeki limitsiz sevgiye erişerek yüksek karakterli vicdani yaklaşımlar geliştiriyorsunuz demektir.  İmajinasyon ruhsal bir faaliyettir ama öte yandan bu yolla meydana gelen imgesel örüntüler maddedir. İllüzyon içerisinde, zaman düzlemi...

YARATAN VE GÖZLEYEN

 Düşünce üretmek ve deneyim sağlamak için madde illüzyonuna yönlendirdiğiniz enerjinizi, zihinde tekrar bir noktada toparlamalısınız ki, yaratımınızı ve bu yolla ne ürettiğinizi görebilesiniz. Salt gözlemci bu anda hareket alanını fark ederek realitelerini tıpkı bir resim gibi bütün halde görebilir. Varlığın hem yaratıcı hem de yarattığını gözlemleyen iki fonksiyonu bu noktada, döngünün sönümlenmesiyle tamamlanır ve bir üst aşamaya geçilir. Bu nokta, ancak odaklanma halinde açığa çıkan ve birbirinin aynısı olan sessizlik, sevgi, an, barış ve şimdi kavramlarıyla tanımlanabilen kapsayıcı zamansızlık noktasıdır. Bu anda illüzyon dağılır ve içinizden bir kelime bile geçirmezsiniz. Sadece sevinç içinde güzelliği duyumsarsınız. Tekamül süreçleri, sonsuz potansiyelden güç alan varlığın, enerjisini enkarne olduğu boyut düzleminde yönlendirebilmeyi öğrenmesiyle gelişir. Bu da, varlığın bedenini, zihnini, yaşadığı fizik düzlemi ve şekillendirdiği madde ortamını mümkün olan en iyi oranda idra...

VARLIK İMAJI

 Yaşam, her zerresiyle düşüncenin zihin tarafından aksettirildiği bir ekran görevi yapar. Yani, zihinde canlandırılan imaj, zamanın akışıyla mekan içerisinde hareket kazanır ve madde illüzyonunda can bulur. Deneyimlenen bu akış içerisinde, karşınızda gördüğünüz arkadaşınız değil onun duyularla algıladığınız imajıdır. Gözlemlediğiniz bir olay ya da geçmiş hatıralarınız da birer imajdan ibarettir. Duygu, bilgi ve hislerinizle bağlantı kurduğunuz aileniz, ırkınız, milletiniz, bayrağınız da sadece birer imajdır. Madde illüzyonu, varlık imajlarını etkin olduğu boyut düzlemi boyunca yoğunluğu oranında taşıyan deneyim sahasıdır ve limitlidir. Bu limitli sahanın gözlemlenmesi, algılanması ve bu sayede imajların meydana getirdiği ayrılıkların giderilmesi, limitsiz olanın tezahürünü sağlar. Siz bunu sevgi olarak duyumsarsınız. Yaşamda deneyimlenen ve algılanan olaylar, kişiler ya da durumlar değil; tüm bunların limitli sahada yani madde ortamında tezahür etmiş hareketli birer versiyonudur. İ...

MEDİTATİF

Enerjinizi zaman düzleminden çekerek, klasik meditasyonda nasıl düşüncenin ve duygunun etkisinden  özgürleşiyor ve özünüzle uyumlanıyorsanız; günlük yaşamda da realiteleriniz yani düşünceleriniz üzerinde de aynı hakimiyeti kurarak anda kalabilir ve bu meditatif hali sürekli kılabilirsiniz. Geçmiş diye hatırladığınız ve gelecek diye hayal ettiğiniz her şey aslında birer imajdır. Madde illüzyonu zihinde meydana getirilen bu imajlara duygu ve düşünce biçiminde hareket kazandıran jeneratif çok boyutlu bir düzlemdir. Gözlemcinin bu hakimiyeti sağlaması için, duygularının yönlendirici tesirlerini içselleştirerek düşüncesine odaklanması gerekir. Odaklanmak, sorgu ve algı sürecinin neticesinde hadiseyi bütün halde görmenin yolunu açar. Bu yaklaşım biçimi varlık enerjisinin yönelimini kademe kademe disipline eder ve düşünce üzerinde kurulan hakimiyet giderek artar. İdrakin artması da bu sorgu ve odaklanma aşamalarının artışıyla paralellik gösterir. İnanç, gelenek ve katı düşünce kalıplarına...

DUYGUNUN REHBERLİĞİ

 Bir varlığın kendi enerjisinin farkında olup, bunu kontrol edebilmesi ve gereken düzleme kanalize edebilmesi o varlığın gelişmişliğiyle doğru orantılıdır. Verim alma noktasında sıklıkla sorun yaşadığımız ve bizi tüketen yegane unsur duygularımızdır. Duygular, gölgelerimizle yüzleşmemiz ve yaşamda gereken tepki biçimlerini geliştirebilmemiz için bize yol gösteren ve rehberlik yapan zamana ait yönlendiricilerdir. Dolayısıyla zihinde beliren bu unsurları analiz etmek, onlardan ötürü yargılamak, eleştirmek, çatışmak veya sinirlenmek enerjinin zaman düzleminde hapsolmasına ve tükenmesine yol açacaktır. Bu durum, varlık enerjisinin toparlanarak çözüm ve dönüşüm için kullanılmasının önüne geçer ve ayrışma yaratır. Oysa ki varlık andadır ve arzu edilen dönüşüm zaman düzleminde değil, içinde bulunulan şu anda gerçekleşebilir. Duyguların rehberliğine erişebilmek için onları bütün halde, sadece görmeyi istemek gerekir.  Duyguların etrafında dolanmak yerine, şu anda dönüşebilmek için ne ...

KIYAS

Şu anda içinde bulunduğunuz haller size özgüdür ve deneyimledikleriniz tesadüf değildir. Her varlığın tekamül süreci eşsizdir. Karşınıza çıkan olaylar, sizi gölgelerinizle yüzleştirerek, tıkanmış süreçlerinizi giderebilmeniz ve karmik döngülerinizin ötesine farkındalıkla adım atabilmeniz için birçok fırsatlar sunar. Bu yüzden kendi yolculuğunuzu bir başkasının yolculuğuyla kıyaslamanız anlamsızdır. Onun yerine, enerjinizi kendi içinize odaklanmak için kullanabilir, yaşadığınız süreçleri mümkün olan en yüksek dereceden algılayarak vicdanlarınızdaki katı yanları gidermek için çalışabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Özgür irade ile dikkatle odaklanılan ve anlamlandırılan anda sevgi vardır.  Nasıl geçmiş ve gelecek imgelerine yönlendirilen varlık enerjisi zihni çözümsüzlük içinde zaman düzleminde tutuyorsa, her yönüyle eşsiz süreçler geçiren iki varlığın kıyaslanması da enerjinin israf edilmesine yol açar. Enerji, varlık özelinde saf düşünce ve gözlem...

ALGI & ZAMAN

Bir olayı ya da durumu düşündüğünüz zaman algılayamazsınız. Düşünerek oluşturduğunuz imajları ardı sıra gözlemlediğiniz zaman algılayabilirsiniz. Düşünmek zamana ait bir faaliyettir ve çaba gerektirir. Algı ise içinde bulunulan ana aittir ve çaba gerektirmeksizin, geliştirilen imajların gözlenmesiyle zihinde belirir. Bu yüzden, düşüncelerinizin etrafında dolanmak, sürekli analiz etmek ve yargı oluşturmak size hiçbir fayda sağlamaz. Onları bilince getirmeniz sizi ileriye götürebilir ve döngüyü kırmanızı sağlar. Bunun için de dikkatle odaklanmak gerekir. Odaklanmak varlık enerjisini zaman düzleminden ana çeker ve zihni sakinleştirir. Bu, saf ve duru bir biçimde görebilmenin ön koşuludur. Limitsiz sevgi, farkındalık ve bütünlük hali; limitli madde illüzyonunda bu zihinsel işlem döngüsü sonucunda belirebilir.  Duygu ve düşüncelerin karşılığı olan realiteler bu şekilde kapsamlanır ve evrimin karşılığı olan 'varlığın kendini bilebilmesi' aşama aşama bu yolla gerçekleşir. Düşünceyi gö...

YARGILAMA, SEV!

Sizin gibi düşünmeyen ya da görüntüsü ve davranışları sizinkine benzemeyen herhangi bir varlık, onu gözlemleyerek saf bir biçimde, kendinizden ayrıştırmadan algılamanız içindir ve sizi size gösteren bir ayna görevi görür. Zihninizde o varlığa dair imaj oluşturmaya başladığınız an analiz yapmaya, kıyaslamaya ve dolayısıyla yargı oluşturmaya başlarsınız. Görecelinin, yine kendi gibi göreceli bir varlıkla kıyaslanması varlık enerjisini özden uzakta, zaman düzleminde tutar. Derin odaklanma ve dikkat halinde zaman düzlemine yönlendirilmiş bu enerji öze çekilir ve kendisine ayna olan varlığı anlamanın yolu açılır. Bilinçli farkındalık ve sevgi bu noktada tomurcuklanmaya başlar. Bunun için bir çabaya, eyleme ve zihinde imaj oluşturmaya gerek yoktur. Sadece görmeyi istemek yeterlidir. Saf bir biçimde anlayıp algılamak sevmeye eş değerdir ve kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Her varlık eşsiz bir öze sahiptir ve yolculuğu esnasında deneyimledikleri özgündür. Yargı, bu yolculuk esnasında birinin...

DÜŞÜNCE AYRILIK YARATIR

Düşünce tohumunu zamana nasıl ektiğinizi gözlemleyin, onun nasıl ayrılık yarattığının farkına varın. Yaşamın her anında geniş bir gönül açıklığıyla bu ayrılıkları gidermenin yollarını arayın. Ayrışma ve bölünmelerin giderilmesi maddenin mağlup edilmesi demektir. Bu mağlubiyet, bilinçli varlıkların deneysel süreç içerisindeki düşünce sapmalarını gözleyip, onları algılayarak giderdikleri noktada yerini sevgiye bırakır. Yaratan sizin aracılığınızla evrende bu şekilde tezahür eder. Sizi, size yansıtan benliklerinizle bu şekilde bütünleşip kendinizi keşfedersiniz. Düşünce ayrılık yaratır. Dolayısıyla düşüncenin karşılığı olan yaşamlarımız da ayrılıklar ve sapmalar doğurur. Madde illüzyonu bunu temin eder. Varlık, deneyimler ve deneyimlerden elde ettiklerini özümseyerek ayrılıkları gidermenin yolunu arar.  Çatışma, bölünme, ayrılık, korku, kaygı, bağımlılık vb. tüm haller düşüncenin eseridir. Varlık tüm bu hallere, dikkatini toparlayarak odaklandığı ve gerçeği duru bir biçimde görmeyi is...

IŞIMA

Sevgi özünüzdür, ana ve bütünlüğe aittir. Kaynak olandır. Yaşam içerisinde gözlemlediğiniz tüm ayrılıklar ve çatışmalar sevgisizlikten kaynaklanır ve korkudan beslenir. Yaşadığınız herhangi bir olaya dikkatle odaklanarak içeriğini ve size ne söylediğini fark ederek bilince getirmediğiniz sürece kısır döngülerin kontrolünde sevgisiz bir yaşam sürersiniz. Yaşananları gözlemler, tüm yönleriyle algılar ve irade göstererek ayrılıkları giderirseniz özünüzdeki sevgiyi ortaya çıkarırsınız. Böylece adım adım dünya okuluna ait sevgi derslerini verebilirsiniz. Sevgi, yargısız bakabilmekten ve saf  düşünceyle algılamaktan geçer. Ne yaşanırsa yaşansın bu düzlemdeki döngüler, derinlerinde yatan sevginin ortaya çıkarılabilmesi içindir. Yaşamlarımıza bu şekilde odaklanmak, kendimizin ve varoluşun giderek daha da çok idrakine varabilmemizi sağlar. Yargı ve korku zamana ait imgelerdir, varlığın özüne ait değillerdir. Eğer birisi enerjisini zaman düzlemine ait bu imgelerden kurtararak özünde toplayab...

VARLIK ENERJİSİ

Saf ve duru düşünceye odaklanarak gözlemlemek, hadisenin tüm yönleriyle algılanmasına ve farkındalığın artmasına sebep olur. Varlığı bilişsel açıdan yükselten temel unsur, bu maddeye hakim olma halinde gerçekleşir. Sevgi bu yolla tomurcuklanmaya başlar ve madde düzlemine yayılır. Dikkatle odaklanmak için ise varlık enerjisinin dağılmadan hadise üzerinde yoğunlaştırılması gerekir. Korku, kaygı, endişe, çatışma, kin, nefret vb. duygular, varlığın çözüm ve odaklanma için kullanması gerektiği enerjisini zamanın içine hapsederek ayrışma yaratır ve enerji kaybını artırır. Bu yüzden zihni boşaltabilmek, tesir noktalarını ve enerjinin yönlendirildiği noktaları kontrol edebilmek önemlidir.  Varlığın idraklenmesi de bu tesirlere karşı tepki geliştirebilmesi ve enerjisini uygun noktaya yönlendirebilmesiyle doğru orantılıdır. Düşünmek hem yaratımın meydana gelmesi, hem realitelerin kapsamlanması, hem de bu süreçlerde ortaya çıkanların gözlemlenmesi açısından önemlidir ve evrenin işleyişinin te...