Ana içeriğe atla

Kayıtlar

özgür irade etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SONSUZ YARATAN'IN DENEYİMLERİ ÖZÜMSEMESİ

Spatyom (şuur katmanı), bilinçaltından farklı bir yapıya karşılık gelmez. Spatyoma (ahirete) henüz geçerken karşılaşılan teşevvüş aşaması (kabir azabı), varlığın kasti bir biçimde dış tesirlerden arındırılarak yaşamı boyunca deneyimlediklerinden ötürü bilinçdışında biriktirdiklerini bilinçaltına aktarma aşamasıdır. Her nasıl, kaba madde ortamında geçirilen deneyim süreçlerinde, Sonsuz Yaratan yarattığı varlık ile birlikte deneyimliyorsa, teşevvüş aşamasında da deneyimlerden elde edilenleri yarattığı varlık ile birlikte özümser. Bilincin tekil ya da bireysel olarak algılanması tamamen illüzyondur. Bilinç bütünseldir. Teşevvüş aşaması, yaratılmış varlığın Yaratan'ın halifesi olmasından ötürü sahip olduğu özgür iradesi ile deneyimlediği yaşam süreçleri ve bu süreçler ile birlikte üstlendiği sorumluluğun hesabını verdiği aşamadır. Varlık, idrak ettiğini öz bilgiye çevirir ve bu oranda derslerini verebilir. Edemediği oranda ise sonrasında telafi etmek üzere karma olarak, titreşimsel düz...

DİKKAT ET!

İradenize sahip çıkmak istiyorsanız enerjinizi korumayı öğrenmelisiniz. Saplantılarınız, yanılgılarınız, yargılarınız ve araç olması gerekirken amaç edindiğiniz haz döngüleriniz enerjinizi düşürür. Sağlıksız yeme alışkanlıklarınız, türlü maddesel bağımlılıklarınız, telefon ekranına kitlenip birbirinin aynısı anlamsız videoları saatlerce izlemeniz yine odağınızı dışarıya çekerek enerjinizi çalar ve sizi tüketir. Bu tükeniş madde illüzyonu içerisindeki gerçek kimliğinizi, biçimlerinizi ve Yaratan'dan ötürü yaratıcı olan karakterinizi belirleyen ruhsal kudretinizin zayıflamasına neden olur. İradenizin özgürlük oranı da, nefsin yani maddenin üzerinizde kurduğu bu tahakküm ile birlikte giderek azalmaya başlar. Tek yol, uyanık kalarak yaşamın her anını idrakli geçirmeye çalışmak ve kendine dikkat etmektir. Enerjinizi ancak kendinize hem fiziksel hem de duygusal manada dikkat ettiğiniz zaman koruyabilirsiniz. Başkalarını sevmenin, onlara dikkat edebilmenin yolu da öncelikle buradan geçer....

YARATIM VE İRADE

Yaratım, başkasının biçimlerini taklit etmek değil, kendi özgün biçimlerini ortaya koymaktır. Bunun için özgür irade gerekir. Beşer düzeyindeki her insanın iradesi vardır, ama bu iradenin özgürlük oranı kişiden kişiye değişir. Özgür iradenin belirebilmesi, birisinin tüm hareket, karar ve aksiyonlarının her türlü dış tesirden arınmış halde kendisine ait olmasına ve seçimlerini, tesir aldığı bu noktalardan bağımsız yapabilmesine bağlıdır. Bu belirişin oranı, varlığın ulaştığı sevgi ve ışık düzeyinin de göstergesidir. Evrendeki temel fonksiyonu, özgür irade seçimleriyle, enerjisini uygun boyut düzlemine yönlendirerek açığa çıkardığı realitelerini deneyimlemek ve incelemek olan varlığın; şahsiyet kazanması da, maddeden özgürleşmesi de, yaratımının kendisine ait olması da, iradesinin özgürlüğü oranındadır. Bunu kazanmak için de, iradeyi yönlendiren ve varlık aksiyonlarını mekanikleştiren dış şartlanma öğelerinden farkındalıkla özgürleşebilmek gerekir. İnsanlar iradelerinin özgür olduğunu dü...

KONTROL

Kontrolün olduğu yerde korku, idrakli hakimiyetin olduğu yerde ise sevgi vardır. Psikolojik manada, kontrol edilerek baskılanan her düşünsel unsur, üzerinde henüz yeterince odaklanılmamış ve sağlıklı bir düzeyden gözlemlenerek gereğince içselleştirilmemiştir. Bu yaklaşım, titreşimsel düzensizlik yani karma meydana getirir. Gölge yanların potansiyel verdiği ve tekrarlayan döngüler halinde karşımıza çıkan tüm yaşam örüntülerini tespit ederek; onlardan kaçıp kurtulmak, onları baskılamak, derinlere itmek veya ötelemek yerine onlarla yüzleşmeyi istemek gerekir. Bu noktada idrak kazanılır, sevgi açığa çıkar, dolayısıyla limitli egonun hakimiyeti son bulur ve ayrışma biter. Şefkat ve bağışlama, idrakli hakimiyetten doğan bu anlayışla belirir. Kontrol etmekle üzerinde belirli bir anlayışa dayalı hakimiyet kurmak farklı yaklaşımlardır. İdrak belirdiğinde hakimiyet sağlanır ve özgür irade tam anlamıyla devreye girer. Özgür irade ile aksiyon almak varlığın yaratımının bütünüyle kendisine ait olma...

ÖZGÜR İRADE SAPMASI

Nasıl ki sonsuzluk, özgür iradesiyle sonsuz enerjiye odaklanıyor, sonsuz yaratıcı güç halinde evrenleri ve varlıkları meydana getirerek yaratımın temelini oluşturuyorsa; bu yaratıcı gücün bireyselleşmiş bölümü olan varlıklar için de durum pek farklı değildir. Özgür irade, yaratıma potansiyelini veren ve bunun için bir boyut düzleminde, sonsuz enerjinin, sonsuz sayıda varlık tarafından, sonsuz farklı varyasyonda yönelmesini sağlayarak yaşamsal realitelerin açığa çıkmasını sağlayan varoluşsal yasadır. Yani, varlığın yaratımı özgür iradesi ile paralel ilerler. Bu ilerleyişte yapılan her hamle, enerjinin farklı realiteleri meydana getirecek şekilde yönlenmesini sağlar ve bu yolla madde illüzyonu dahilinde bir sapma meydana getirir. Deneyimleyen varlığın, süreci gözlemlemesi ve açığa çıkan sapmaları gidererek sonuçlarını öz bilgi haline getirebilmesi sevginin keşfedilmesini sağlar.  Yaşam bütünüyle özgür irade seçimleri ve bu yolla meydana gelen sapmaların, deneyimleyen varlıklar tarafı...

AKTARAN

Varlık, Sonsuz Yaratan ile evrenler arasında yer alan bir kanal bağlantısıdır. Sonsuz yaratıcı enerjiyi belirli bir doğrultuda, belirli mekan ve zaman şartlarında özgür iradesi ile yönlendirme liyakatine sahip olan bu geçit yapısı; tesir alan, tesir veren ve evrene yayın yapan bir radyo istasyonu gibidir. Yaratım, bu yönlenen enerjinin yoğunluğu oranında madde illüzyonunun tezahürü ile devinim eden sonsuz olgudur. Sonsuz yaratıcı enerjinin bireyselleşmesiyle meydana gelen varlıkların iki temel fonksiyonu bu aşamada belirir. İlki, sevgi düzeni içerisinde aksiyon alarak deneyim süreçleri geçirmesi; diğeri ise bu süreçlerde elde edilenleri gözlem yoluyla kanal olarak Yaratan'a aktarmasıdır. Varlık, zihnini inanç, şartlanma ve dogmalardan arındırarak saflaştırdığı ölçüde evrendeki bu fonksiyonunu üst seviyeye taşıyabilir ve yaratılışı idrak ederek anın barındırdığı sevgiyi Yaratan'a bir üst seviyeden aktarır hale gelebilir. Fark edebilen için yaşamın ve varoluşun gerçekten büyük bi...

HAKİMİYET

 Baskının, kontrolün, sınırlamanın olduğu yerde sevgi yoktur. Akıl ve vicdan ile kurulan idrakli hakimiyette sevgi vardır ve asıl özgürlük bu disiplini sağlayabilmektir. İstenildiği kadar meditasyon yapılabilir, dünya ile kurulan bağlar zayıflatılıp insanlardan uzak durulabilir ya da oruç tutulabilir. Eğer varlık, yüzleşmesi gereken gölgeleri üzerinde, realiteler düzeyinde yaşayarak ve deneyerek hakimiyet kuramaz ve korkularından bilinçli bir şekilde arınamazsa bu geçici çözümler pek bir yarar sağlamayacaktır. Varlığı zayıflatan ve konfor alanına iten dış şartlanma ve denge disiplinleri, yerini, kişinin özgün yolunda, kendi kendine geliştirdiği vicdanıyla içsel olarak sağlandığında umulan gelişim sağlanabilir. Yaşam döngülerine adım adım odaklanmak ve duyguları kendinden ayrıştırmadan gözlemlemek bu gelişimin yolunu açar. İradenin yetersizliği söz konusu olduğunda kontrol altında tutma ya da baskılama yoluna gidilir. Bu durum, zihin üzerinde varlığın hakimiyet kuramamasına, deneyim...

ŞARTLANMA & İLLÜZYON

 Bireyin tepki ve hareketlerine iki unsur yön verebilir. İlki düşüncesi; ikincisi ise düşüncesini gözlemleyerek elde ettiği algısıdır. Düşüncenin biçimlendirdiği tepki varlığın özüne ait değildir ve şartlanmış zihnin ürünüdür. Düşünce illüzyondur ve şartlanma doğurur. Saf algıdan ötürü verilen tepki ise, zaman düzlemindeki hareketli düşüncenin gözlemlenerek, bütün ve yalın halde görülmesinden ötürü verilir. Bu tepki ve hareket biçimi realiteye hakim olmaktan, yani sevgiden ve özden verilen tepkidir. Dualitenin neden olduğu özgür irade sapmaları bu şekilde giderilebilir. Realiteye bu sağlıklı gözlem biçimiyle hakim olunabilir ve tekamül basamakları tırmanılır. Şartlanmış zihin, imajların yani duygunun, inancın ve dogmanın kontrolü elinde bulundurduğu ve varlığın illüzyon içerisinde yönlendirildiği zihindir. Zihnin kontrolü büyük oranda varlığın elinde değildir, otomat yaşam biçimleri dahilinde algısı yönlendirilmeye yatkın olan varlık, manipülasyona açıktır.  Sınırlandırıcıları...

İSTENÇ

 Yöneticiler bir toplumun bilinç, vicdan ve birlik düzeyinin yansıması olan kişilerdir. Toplum bireyleri kendilerini değiştirmediği sürece onları yöneten karakterler de değişmeyecektir. Dönüşüm, irade gösterebilmesi ve sorumluluk alabilmesiyle bireyden başlar. Bu yüzden şikayet etmek anlamsızdır, meseleyi kendinden ayrıştırmaktan ve sorunu dışarda aramaktan başka bir işe yaramaz. Ne zaman ki insan, kendi içindeki çatışma ve korkuyu farkındalıkla giderebilir ve kardeşini koşulsuz olarak kendinden ayrıştırmadan sevebilir; o zaman birlik ruhunun yansıması olan yöneticiyi de kendi içinden çıkaracak hale gelebilir. Kızmak, öfkelenmek ve kaygılanmak için kanalize edilen enerji, dönüşüm için kullanıldığında değişim kaçınılmaz olacaktır. Özgür irade seçimi bu yoğunluğun temel oyun kuralıdır. Beklenen değişim dışarıda aranarak değil içeriye yönelerek gerçekleşebilir. Sonuç olarak bu durum domino taşı etkisiyle toplumun her ölçekteki birimine ve yönetim kadrolarına kadar yansır. Kimse gökten...

PARALİZE

Dinsel metinlerde put olarak betimlenen her unsur, varlığın katı inançlarına ve bu yolla şartlanmasına vurgu yapar. Varlık, paralize halde zaman içerisindeki bir imgeye sorgulamadan yönlendirdiği enerjisini, konforunu bozmamak ve ortalığı yakıp yıkmak uğruna sürekli kılar. Dışarıdan bakılıp, etrafından kutsanarak dolaşılan katı kaya parçasının imgesi, içine girilip dehlizlerine bakıldığında, görülmeye ve anlaşılmaya çalışıldığında akışkan ve geçirgen bir hal alır. Kutsal ile kutsal olmayan, put ile aşkın olan, inanç ile sarsılmaz ve devinim eden bu noktada birbirinden ayrılmaya başlar. Akıl eden düşündüğü için değil, düşündüğünü gözlemlediği için algılar. Algıladıkça bakış açısı genişler. Genişledikçe her adımda kendisini yeniden doğurur. Doğurduğu ise saf bir biçimde çabasız elde ettiği farkındalığıdır. İnanç, varlığın şartlanmasıdır ve bu tutum yalnızca, gerçek, saf bir biçimde görülmek istenildiğinde ortadan kalkabilir. İnanç sabittir, farkındalık ise devinim eder ve gelişkendir. At...

GEÇİRGEN

 Zorlu enkarnasyon süreçlerinde varlığın ayakta sağlam kalabilmesi akışkan ve geçirgen olabilmesine bağlıdır. Kalıplar, sınırlar, katı tutum ve sorgulanmamış realiteler varlığı dış baskı yolu ile dengede tutuyor gibi görünebilir. Bu noktada henüz sorumluluk alınmamış ve yeterince irade gösterilmemiştir. Geçirgen varlık, geniş bir gönül açıklığıyla iç ve dış tesirleri sindirerek tepki geliştirebilendir. Bilgi ve farkındalık ile desteklediği vicdanı, en kötü görünen durumlarda bile tek yol göstericisidir ve bu durumların Yaratan'ı tanıma yolunda sayısız fırsatlar barındırdığının farkındadır. Pozitif yönde kutuplaşan varlık giderek daha da geçirgen, egolarını deneyimleyerek dönüştürebilen ve özündeki sevgiyi madde düzleminde ışıtmayı başarabilendir. Dinlediğinin ve söyleyeceğinin farkında olan ve tepkisini sevgiyle verebilen birisi ile tutumları katı, dediğim dedik ve şartlanmalarla şekil alan bir zihnin tepkileri elbette birbirinden çok farklı olacaktır.  Birisi, karşısındakini ...

VERİM

Yaşam lineer değildir, döngülerden ibarettir. Bu döngülere odaklanılmadığı sürece ne manaya geldikleri anlaşılamaz. Kısır ve varlığın gelişim sağlayamadığı yaşam örüntüleri, birbirini tekrar eden bu süreçlerin yansımalarıdır. Odaklanmak zihni sessizleştirir. Sessizleşen zihin deneyimlenenleri bütünüyle görebilir ve  saf bir biçimde algılar. Döngüler bu anda, bütünüyle görülmek istendiğinde dağılır, gözlemciye anlayış kazandırır ve yerini sevgiye bırakır. İdrakli varlık, bu döngülerin mümkün oldukça çok farkına varabilen ve üzerine çıkabilmek için yüksek karakterli adımlar atabilen varlıktır. Tekamül bu şekilde hızlanabilir ve enkarnasyondan alınan verim artar. Yatay düzlemde süregelen tekamül süreci bu farkındalıkla yükselmeye ve boyutlanmaya başlar. Bu da döngünün spiral bir biçimde gelişerek, varlığın düşüncesini yukarıya çıkarabilmesinin yolunu açar. Otomatik davranış biçimleri yerini giderek yarı idrakli ve idrakli hallere bırakır. Bilincin yükselmesi ve vicdanın gelişmesi bu y...

SONSUZLUĞUN TEZAHÜRÜ

Sonsuzluk yaratılıştır ve evren içerisinde benlikler, bilinç bileşkeleri yani logoslar olarak belirir. Bu bileşkeler, sonsuzluğun sonsuz enerjiye odaklanmasıyla, maddeyi gelişen varyasyonlarda şekillendirerek evren içerisinde fonksiyon görürler. Her aşamada duygu, bilgi ve düşüncenin karşılığı olan realiteler, bu odakların bilgiyi işleyerek başka bir maddesel düzleme projekte etmesiyle oluşur, deneyimlenir ve kapsamlanır. Her varlık kendisini ulaştırabildiği realitesi ölçüsünde evrende görev yapar. Yaratan'a, Kaynak olan sonsuzluğa bu şekilde var olarak ve yaşayarak hizmet edilir. Rahman, sonsuzluğu yani ruhsal evreni; Rahim ise sonsuzluğun odaklandığı fizik evreni yani sonsuz enerjiyi temsil eder. Bilinç odakları, varlıkları ve varlık sistemlerini katlanan boyutlar dahilinde meydana getirir. İlahi idare mekanizması denilen yapı da bunlardandır. İç içe geçmiş örgüsel vazife sistemlerini de bu mekanizmalar meydana getirirler ve kademe kademe evrende fonksiyon görürler. Kimimiz onlar...

YANSIMA

 Dışınızda gördüğünüz ve gözlemlediğiniz her varlık aslında sizsiniz. İnsanlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve gözlemleyebildiğiniz her varlık sizin dualite içindeki birer yansımanız. Siz yaşamlar boyunca kendinizi gözlemekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Karşınızdakini algılayınca aslında kendinizi algılıyor ve kendinizi keşfediyorsunuz. Bu yüzden kardeşinize göz bebeğiniz gibi bakmalı ve ona değer vermelisiniz. Bu yüzden çatışmaya, yargılamaya son vermeli, barışın yollarını aramalı ve koşulsuz sevebilmelisiniz. Yanınızdaki varlık sizi size aynalamaktan başka bir şey yapmıyor. Kendinizin ne olduğunu iyi anlamalısınız. Sorgulanmamış kalıpları ve tutumları dönüştürdükçe, katı egoları bu sayede giderek geçirgen bir hale gelen ve ışığı madde düzleminde belirebilen saf sevgiden ibaret varlıklar olduğunuzu fark edebileceksiniz. Gözlemleyen kimse gözlemlediğinden ayrı değildir ve onu anlayınca kendisini anlar ve algılar. Bu anlama hali maddenin üstüne çıkmak ve realiteye hakim olmanın yol...

ARAYIŞ

Yaşama ve varoluşa dair cevabını aradığınız her ne varsa artık dışarıda değil içeride aramalısınız. Kendi içsel sorgunuzla, üzerinde saf bir biçimde düşünerek elde ettiğiniz sonuç size özgüdür ve ancak sizin yaratımınız olarak yaşamda karşılık bulabilir. Yaratan vasfını ortaya koyabilmesi varlığın yegane gayesidir. Bunun için de dışarıdan gelecek yönlendirme ve şartlanmalardan zihni irade göstererek temizlemek gerekir. Artık yüksek benliklerle hareket etmenin zamanıdır. Bu, bilerek yaşamanın ve atılan adımların idrakinde olabilmenin varlık nezdindeki karşılığıdır. Bu, egosal benliklerinizi dönüştürerek derinlerde yatan tanrısal özünüz ile bağlantı kurabilmenizdir.  Yüksek benliğiniz aşkın zaman ve mekan boyutlarında var olan tanrısal özünüzdür. Bir altıncı yoğunluk varlığıdır ve deneysel süreçler geçirmek için evrenin farklı fiziksel, zihinsel ve ruhsal boyut katmanlarında enkarnasyonlar planlar. Bunun için, sonda aracı olarak katmanlı beden yapıları kullanır. Bedenler içerisinde g...

NEGATİF KUTBİYET

Üçüncü yoğunluk derecesi pozitifinden mezun olacakların yanı sıra negatifinden mezun olacak varlıklar da vardır. Bu özgür irade sapmasını deneyimleyen varlıklar, pozitifin aksine, maddesel güç ve kontrolü ellerinde bulundurdukları kader planlarıyla yeryüzüne gelirler. Diğer varlıkları etki altına alarak, onların özgür iradelerini ele geçirmek ve üzerlerinde egemenlik sağlamak en yüksek motivasyonlarıdır. Kendilerini tanrısallaştırarak diğerlerinden ayrıştırmakta ustalaşan bu varlıklar, genellikle dinsel ve toplumsal dogmaları kullanarak hakimiyet sağlarlar ve haz odaklı, maddeci bir anlayışı benimserler. Pozitifin benimsediği birlik kavramının aksine, ayrıştırıcı egosal tutumlar geliştirerek bölme ve yönetme eğilimindedirler. Bunu da, düşünme ve irdeleme yeteneklerini gasp ettikleri varlıkların algılarını kontrol altında tutarak gerçekleştirirler. Tesirler bütünü olan varlıklar enerjilerini odakladıkları düzlemde, düşünsel algı kapasiteleri oranında idrakli tekamül süreçleri geçirebili...

AYRIM

Kendinizi sınıflara, mezheplere, partilere, dinlere, milletlere dayanarak ayrıştırmayı sürdürdüğünüz sürece tüm yaşama sevgiyle bakarak birlik bilincini idrak edemezsiniz. Tutunduğunuz tüm bu kalıplar zamana ait dağılacak realitelerdir, şartlanmaya neden olurlar. Yani düşünce ve iradenizi ele geçirerek yaşamın kısır döngülerinin içine hapsederler. Sonsuz Yaratan, ayrışma ve çatışmaya neden olan bu illüzyonatif döngülerde aranmaz. O, korkunun olmadığı yerde, yalnızca öze ve ana ait olan kapsayıcı sevgide, barışta ve merhamette aranır. Bunun için de her birey, dışa bakan gözlerini kendi içine odaklamalı, sorgulamalı ve ayrışmaya yol açan tavır ve düşüncelerini idrak edebilmelidir. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmemesi gerektiğini, onun da Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve evrenin işleyişinde kıymetli bir fonksiyonu olduğunu unutmamak gerekir. Her etkileşim, karşınıza çıkan her insan sizi size yansıtan bir aynadır ve aynadan yansıyan Yaratan...

ANDA KALABİLMEK

Varlık enerjisinin zamana ait düşünsel unsurlardan kopartılarak, zihinde tek bir noktada yoğunlaştırılması, öze yaklaştırılması ve bu sayede enerjinin, etkileşimde olunan realitelere farkındalıkla odaklanılarak; onları algılamak ve anlamlandırmak için kanalize edilmesi, anda kalabilmenin yolu açılır. Enerjinin zaman düzleminden ana çekilmesi, tıpkı meditasyonda olduğu gibi, tüm düşünce, yargı, eleştiri, korku gibi madde illüzyonuna ait unsurların devre dışı bırakılmasını sağlayarak, varlığı meditatif bir hale sokar. Bu sayede saf gözlem yapabilmenin yolu açılır. Böyle bir şuur halinde gözlenen ile gözlemleyen arasında illüzyona dair hiçbir aracı unsur kalmaz ve birlik açığa çıkar. Bu yüksek algı halinde realite üzerinde hakimiyet kurulur ve sevgi açığa çıkar.  Zamana ait düşünsel unsurlar nelerdir?  Hareket, düşünce, korku, endişe, kaygı, çatışma, kıyaslama, bölünme, ayrışma, çekişme, kıskançlık vb. unsurlardır. Tüm bunların kaynağı zihnin ürettiği imgelerdir. Bu imgelerin tes...

DİKKAT

Birisini sevmek ya da bir olayın derinlerinde yatan sevgiyi ortaya çıkarmak, o kişiye ya da olaya dikkatin verilebilmesinden geçer. Farkındalıkla odaklanmak varlık enerjisinin dağılmadan, egoya ait korku, endişe, kaygı vb. duyguların tesiri altında kalınmadan bütünüyle algılanıp anlamlandırılmasının yolunu açar. Konsantre halde, etki altında bırakılmamış bir zihinle odaklanmak ve dikkati yoğunlaştırmak sevmeye eş değerdir. İçinde bulunulan anın barındırdığı sevgi bu şekilde ortaya çıkarılabilir. Zamana ve dolayısıyla ikiliğe ait ayrılıklar, yargılar, eleştiriler, çatışmalar, korkular ve sınırlar bu odaklanma anında yerini sevgiye, anlayışa, özgürlüğe, merhamete ve bilgeliğe bırakır. Gözlemci gözlemlediğinden ayrı olmadığını, illüzyona dair her unsurun kendisinin bir farklı yansıması olduğunu anlar. Zamana ait olan sadece zamansızlık halinde layıkıyla algılanabilir. Burak Cömertler

YARATIM

İki türlü yaratım vardır. İlki, yoktan var etme biçiminde gerçekleşen ruhsal ve fiziksel evrenin Sonsuz Yaratan tarafından meydana getirilmesidir. Yaratılış sonsuzluktur. İkincisi, varlıklar aracılığıyla meydana getirilen yaratımdır. Bu yaratım, maddeyi şekillendirmenin ve üzerinde hakimiyet kurmanın pratiklerini içerir. Bu sayede elde edilen veriler, varlık ve onunla birlikte deneyimleyen Yaratan tarafından gözlemlenerek özümsenir. Sonsuzluk bu şekilde sonsuz enerjiye odaklanır. Bu odaklanma bilinçli prensipler dahilinde, kademe kademe varlıkları ve varlık sistemlerini oluşturur. Her aşaması bilginin işlenerek bir diğer vasata projekte edilmesi ile gerçekleşir. Odaklanarak gözlemlemek farkındalık kazandırır. Farkındalık kazanan varlık tekamül eder ve kendisini gerçekleştirir. Varlıkların eliyle meydana getirilen yaratım temel manada şu şekilde gerçekleşir: Ruhsal özün ve bu özün manyetik alanına bağlandığı bedenin birlikteliği varlığın zihnini meydana getirir. Zihin imge, yani düşünce...