Ana içeriğe atla

Kayıtlar

insan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İNSANIN SORUMLULUĞU

 Devrenin sonunda, beşer düzeyindeki insanın dünya okulunu tamamlayabilmesi için ulaşması gereken sevgi ve ışık düzeyi kendi sorumluluğunu üstlenebilmesiyle ölçülür. Üçüncü yoğunluk derecesi insanı, doğası gereği vicdanının sorumluluğunu inanç düzeyinden almaya yatkındır. Varlığın ruhsal kudretinin oluşturduğu tesir alanı olan vicdanı, ancak otomatizma içerisinde savruldukça ve realiteler boyunca sarsıldıkça adım adım yarı idrakli ve idrakli hallere doğru yol alabilir. Bu süreç varlığın kendini doğurma sürecidir. Ne kadar sancılı olsa da, günün sonunda vicdanının sorumluluğunu idrak düzeyinden almayı bir noktada mutlaka başaracaktır. Gün bugündür. Kendisini bilinçli bir fakındalıkla denetleyerek idrakli olmaya gayret edenler ve ancak bu yolda çabalayanlar, yüksek benlikleriyle bağlantı kurabilecek ve Sonsuz Yaratan'ın ışığını taşımanın sorumluluğunu iliklerine kadar hissedeceklerdir. İnsanın kendi vicdanından sorulacağı gün yakındır. Onun önünde iki seçenek vardır. İlki sabit ...

YANILGI

İnsan, yaşadıklarından ve yaptıklarından elbette sorumludur, ama bu sorumluluğunu, geçmişin yükünü bir ömür boyu sırtında taşımakla ya da kendini kurban yerine koyarak acı içinde bir yaşam sürmekle üstlenebileceğini sanması onun büyük yanılgısıdır. Geçmiş ancak içinde bulunulan anda dizayn edilebilir ve asıl sorumluluk irade gösteren varlık tarafından yalnızca bu anda alınır. İçinde bulunulan an sevgi taşır. Yaşanılanların idraki, kabulü ve ilgili benliklerin bağışlanarak içselleştirilmesi ise bu sevginin keşfedilmesini sağlar. Geçmişte yaşananlar ve ilgili duygular, insanı yaşamdan geri çekerek onu zamana mahkum etmesi için değil; itici bir güç oluşturarak, ileriye dönük bir idrak hamlesi yapabilsin ve şu anda gereken dönüşümü sağlayabilsin diye deneyimlenirler.  Geçmişi deneyimleyen varlığın aslı değil geride bıraktığı benlikleridir. Zaman ise bir illüzyon yani yanılsamadır. Varlık, zamana dağılan benliklerinden öte, aşkın zaman ve mekan hallerine tabi olan bir özü, yüksek benliğ...

ESİR

İnsan, kendisini sevmeyi, hazlarının esiri olmakla ve kendisine acımakla karıştırıyor. İnsanın, yüksek işler yapabileceği, farkında bile olmadığı çok fazla enerjisi var, ama o kendisine hiç dikkat etmiyor. Enerjisini, bağımlılıklarına ya da idrakine varamadığı döngülerine akıtmayı çok seviyor. Odağı sürekli gasp ediliyor. İlgisini dağıtan bir yığın tesir ve düşünceyle dolu zihni. Bu şartlanmışlık hali onu oyalıyor, tüketiyor ve içsel bağlantısını zayıflatıyor. O, bunun farkında değil. Enerjisi tükenince iradesi de zayıflamaya başlıyor. Hep aynı yere çıkan, alınacak bir verinin ya da edinilecek bir kazanımın olmadığı, tekrar eden kısır döngülerinin esiri oluyor. Ne yöne ne için gittiğini bilmeden, anlamsızca koşan atlara benziyor. Tükeniyor. O, enerjisini yönlendirdiği, tesir aldığı ve tesir verdiği noktaların idrakinde değil.  Uyandığını sanıyor ama yanılıyor. Hep bir başkasından yardım istemeye çok alışmış, bu durumun kendisini nasıl zayıf bıraktığını anlayamıyor. Koltuk değnekler...