Ana içeriğe atla

Kayıtlar

boyut bilinci etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

DÜŞÜNCE&REALİTE

Yaratan düşünmez. Düşünmek zamana ve varlıklara ait bir eylemdir. Yaratım da evren dahilinde, yaratılan varlıklar tarafından bu şekilde meydana getirilir. Duygu, düşünce ve bilginin karşılığı olan realiteler ile madde illüzyonu kurulur ve yaşam, katlanan boyutlar içerisinde belirir. Din, millet, ülke, eş, çocuk, evlilik, zenginlik, duygular, travmalar... vb. tüm yaşamsal realiteler birer düşünce unsurudur, varlıklar tarafından oluşturulur, zamanla dağılır ve yükselen düşünceyle kapsamlanır. Tüm bu unsurların tesirleri varlık tarafından gözlenir, algılanır ve anlamlandırılır. Bu sayede üst bilinç aşamasına geçilerek tekamül basamakları tırmanılabilir. Realite kavramının ne olduğunu sorgulayarak iyice anlamak; hangi realitemize tutunduğumuzu ya da hangisini kullanarak bilincimizi yukarı çıkarabildiğimizi idrak etmemiz adına biz kolaylık sağlayacaktır. Düşünce, varlığa aittir ve ayrılık yaratır. Deneyimlediğimiz ikilik alemi, düşünce ve sapmalarının gelişip yayıldığı uzay/zaman düzlemidir...

DİNİN ÖTESİ

Vicdanı yeterince gelişmemiş ve nefsinde henüz katılıklar olan bir varlığı, otomatizmaya dayalı ahlak kurallarıyla kontrol altında tutabilir ve o varlığa, bilinç düzeyine karşılık gelen 'Tanrı' anlatılarını sunabilirsiniz. Bu yüzden insanlara, kendilerinin henüz oluşturamadıkları düzeni tebliğ etmek ve ham bilinçlerinin, düşünce süreçleri geçirerek, gereken tanrısal anlayışlara kendilerini ulaştırmalarını sağlamak için; sembolik, katmanlı ve kapalı anlatımların yer aldığı dinler gönderilmiştir. Bu iletiler belirli realitelerin karşılıklarıdır ve insanlar kendi düzenlerini, yüksek bilinç ve gelişmiş vicdani değerler yönünde kurabildikleri noktada terk edilmelidirler. Bu, dini reddetmek demek değildir, aksine; içerisinde barındırdığı dışsal şartlandırma öğelerine açık bilgilerle yaklaşarak, kapsamlanan realitelerin ve genişleyen anlayışların ışığında onları özümseyerek geride bırakmak ve uygun anlayış zeminine oturtmak demektir. Din realitesinden öte bir realite olmadığını düşünü...

ENKARNASYON & REENKARNASYON

 Reenkarnasyon bir inanç değil, farkındalık meselesidir ve evrenin işleyiş biçiminin temelidir. Evrim ihtiyacı duyan tüm varlıklar, belirli bir devre boyunca, bilinç yapılarına ve gözlem ihtiyaçlarına uygun olan gezegenlerde tekrar tekrar doğarlar. Ölüm bir son değil, yeniden doğacak, yani yeni bir şuur haline geçecek olan varlığın geçiş, dinlenme ve bir önceki enkarnasyondan elde ettiklerini özümsemesi sürecidir. Yaratan'ın bilgisi sonsuzdur, dolayısıyla evrim farklı gezegenlerde, farklı beden yapılarında ve bilinç seviyelerinde hiç bitmeden devam edecektir. Reenkarnasyon anlayışını, ruhsal bilgiler ışığında, dogmalardan kurtararak gereğince içselleştirebilmek, varlığın, evreni yani kendisini tanıyabilmesinin ve farkındalıklı hayatlar yaşayabilmesinin gereğidir.  Enkarnasyon şuur değişimi demektir. Her yeni yaşam, öncesinde kurgulanır ve realiteler düzeyinde gerekli olan şuur haline geçilir. Bu kurgu, yaşam maketini oluşturan yüksek benliğin kader planlamasıdır. İç içe geçmiş...

OTOMATİZMA

Siz, herhangi bir dinsel otomatizmanın içerisine girmeyi reddettiğinizde, Sonsuz Yaratan'ı ve onun yasalarını reddetmiş olmuyorsunuz. Tam tersi, size dikte ettirilen sınırlamalar ve yaşamın özünü oluşturan deneysel süreçlerinizi kısıtlayan dogmatik, kapalı anlayışlardan kurtulmuş oluyorsunuz. Açık bilgilerle hareket ederek, Yaratan'ın sevgisi ve ışığının, varlığınızın her zerresinde olduğunu fark etmeniz, attığınız her adımın zaten O'ndan ötürü olduğunu anlamanız, dışsal şartlandırma öğeleri yerine, nefsinizi tanıyarak kendi denetim mekanizmanızı oluşturmanız, idrakli yaşamanın temelini oluşturur. Aklınızla, sorgulayarak ulaşabildiğiniz en yüksek anlayışın sizin hakiki dininiz olabileceğini anladığınız zaman, kendi realitenizi kendiniz belirleyebilecek ve evrim basamaklarını özgürce tırmanabileceksiniz. Dinler, evrenin işleyişi dahilinde, bizlerin tekamülünü gözeten vazifeli varlıkların, Sonsuz Yaratan'ın bilgisinden ötürü aktardıkları, bilinç düzeyimizin gelişmişliğine...

SEVAP & GÜNAH

Günahlar biriktikçe endişe duymamız gereken, sevaplar ise topladıkça çıkar sağlayıp, puan kazanabileceğimiz kavramlar değillerdir. Günah diye nitelediğimiz ve bazen de kendimizi yargıladığımız negatif tutum ve eylemler, neden sonuç ilişkisi dahilinde, bizleri dönüştürecek ve evrim basamaklarında yukarı taşıyacak olumlu adımları atabilmenin itici gücünü oluşturmaları için vardır. Erişilen yüksek bilinç ve gelişen vicdani değerler ile birlikte, olaylara verdiğimiz tepkiler de giderek rafine bir hal alırlar. Sevap, geliştirilen davranış ve tepki modellerinin, pozitif kutuplaşmanın ve ruhsal kazanımların bir göstergesidir. Bu kavramlar hakkındaki bakış açımızı bilgiyle genişletebilmek; kendimizi bağışlayıp, geçmişin tesiri altında kalarak suçluluk duymamamız gerektiğini ve attığımız her adımın, Sonsuz Yaratan'ın yolunda, çıkar ve fedakarlıktan öte birer vazife olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır. Korku, cezalandırılma, suçluluk hissi ya da ödül beklentisi, yaşam içerisinde bilgisizc...

ŞEYTAN

 Şeytan, boynuzu, kuyruğu ve alevden bedeni olan bir varlık değildir. Duyumsadığımız korku, sevgisizlik ve nefsimizin kontrolü altında yaşamamızın evrensel sembolüdür. Şeytan: koşulsuz sevgiyi, merhameti, anlayışı, yüksek vicdani değerlerin ortaya çıkmasını engelleyen, içsel kaynaklarımızdan beslenen, bizden ayrı ve uzak olmayan yanımızdır. İkili denge sisteminde, pozitif yönde kutuplaşmanın, potansiyel verici negatif unsurudur. Akıl etmek, idrakli yaşamaya çalışarak sorgulanmamış anlayışları dönüştürmek, bu konuda elde edebileceğimiz farkındalığın anahtarıdır.  Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınmaya niyet etmek: korkudan, bilgisizlikten ve akıl etmemekten; Sonsuz Yaratan'da temsil olunan yüksek vicdani değerlere uyumlanmaya niyet etmek demektir. Geçmişten bu yana gelen ve dinsel metinlerde çokça bahsedilen şeytan kavramı, kolektifte imgelenen korkunç imajların aksine, negatif ve geri yönde kutuplaşmanın ve maddesel düzlemde Sonsuz Yaratan'dan öte rabler edinmenin sembolüdür....

RÜYALAR

 Rüyalar bazen duru görü biçiminde, gerçekleşecek olayları bizlere direkt olarak aksettirirler ama genel manada bilinç ve bilinçdışı arasında bir köprü oluşturarak tekamül sürecinin hızlandırılması ve yapılandırılması için türlü ipuçlarını aktarmaya çalışırlar. Rehberlerimiz, yüksek benliklerimiz ve ruhsal planlar bu rüyaların kaynağıdır. En anlamsız gibi görünen rüyaların bile temelinde derin manalar vardır ve rüya örgüsünü çözebildiğimiz zaman, tekamül süreçlerimiz için büyük faydalar sağlayabiliriz. Geçmişten getirdiğimiz korku ve baskı kalıpları, çözümlenmesi gereken travmalar ve geleceğe yönelik hamlelerimize dair rehberliği, rüyalar sayesinde perdenin ötesine nüfus ederek alabiliriz. Varlığımızın özü bedenden öte ve tüm evrene nüfuz edebilen enerjetik ruhsal yapıdır. Madde düzleminde enkarne olmamız belirli bir dönem için beden kurma ve şuurumuzu o düzlemin şartlarında deneysel süreçler geçirecek biçimde uyumlama süreçleridir. Enkarnasyon şuur daralmasını, dolayısıyla katalit...

BAĞIŞLANMA

 Sonsuz Yaratan, aynı hataları tekrarladıkça utana sıkıla sürekli af dilememiz gereken bir varlık değildir. O bizi yargılamaz, asla cezalandırmaz. Yaratan'dan bağışlamasını dilemek, içinde bulunulan negatif durum ya da tutumdan ders alarak idrakli bir biçimde pozitif yönde dönüşmenin gereğini anlamak demektir. Varoluşumuz her yönüyle O'nu arayışımızın ve birlikte deneyimlememizin yolculuğudur. O, sevgisi ve ışığı ile her zerremizdedir ve bizden ayrı değildir. Üçüncü titreşim seviyesinin dogmatik anlayışlarına ait korkutan, baskılayan ve cezalandıran tanrı anlayışını içimize yönelerek, farkındalıkla dönüştürmemiz gerekir. Bağışlanma, kendi içimizde bulduğumuz, pozitif yönde geliştirdiğimiz idrak hamlesidir. Yüzleşme, kendi vicdanımızla baş başa kalmamızdır. Tanrı ne bir kalıba sokulabilecek, önünde suçluluk hissetmemiz  gereken bir varlıktır ne de bizi yargılayacak bir yargıçtır. İyi ya da kötü yoktur, hepsi görecelidir. Enkarnasyonun amacı olan biteni tüm yönleriyle gözlemleme...

GEÇİŞ

Duygular, etkileşim içerisinde olduğumuz tesirlere karşı verdiğimiz, egosal kimliklerimizin karakterize ettiği tepki biçimleridir. Bizler birer tesirler bütünüyüz. Realitelerimiz bu etkileşimlerin zaman ve mekan içerisinde tezahüründen meydana gelir. Kendimizi tanıma yolculuğumuz, bu kimliklerimizi yani benliklerimizi dönüştürme ve ideal hale getirme süreçleridir. Bu süreçler ancak her türlü duygunun içimizden akıp gitmesine izin verdiğimizde ve yeri geldiğinde onlarla yüzleşerek benliklerimizi şifalandırdığımızda sağlıklı işler. Yaşarken duyduğumuz acıların nedeni, duygu geçişine izin veremeyip kendimizi şefkatle ve sevgiyle kabul edemediğimiz içindir. Maddesel bir ortamda enkarne olmamız yani bedenlenmemiz, şuur daralmasını ve madde ile olan ilişkilerimizdeki katılıkları beraberinde getirir. Bilgiden ve duygudan ötürü içerisinde bulunduğumuz realiteler, gözlem eksikliği olan varlıkların bu katılıkları çözümlemesi için Sonsuz Yaratan'ın bizlere sunduğu, içi içe geçmiş fırsatlar bü...

ÖZGÜR İRADE

İradeniz gerçekten size mi ait, yoksa öyle olduğunu mu sanıyorsunuz?  Özgürce aldığınızı düşündüğünüz kararlarınızı baskıyla ve bugüne kadar üzerinde hiç düşünmediğiniz kısıtlayıcı unsurlar ile veriyor olabilir misiniz? İrade göstermek Tanrı'nın bizlere lütfettiği, yaratan olmakla ve imajinasyon melekesine sahip olmakla kazandığımız en büyük erdemlerden biridir. Şahsiyetlenme, kararlarını ve tepkilerini bağımsız, bilerek ve özgürce vermeye başlayan varlığın giderek orijinal karakterini ortaya koyabilmesidir. Yaratılışın en temel yasalarından birisi olan özgür irade yasası; her varlığın yaşadığı realitede, hiçbir tesir altında kalmaksızın kendi kararlarını özgürce vermesi, bu kararların getirisi olan olayları bizzat yaşaması ve sorumluluğunu üstlenmesidir. Dinsel dogmalar, dışsal şartlandırma öğeleri, sorgulanmamış düşünce ve davranış kalıpları; otomatik yaşayan ve tek düze hareket eden varlıkların iradelerini, onlar farkında bile olmadan yönetirler. Özgür iradeye müdahele negatif k...

KURTARICI

 Hala bir kişinin ortaya çıkacağını ve sizi kurtaracağını düşünüyorsanız büyük yanılgı içerisindesiniz. Sizi kurtaracak yegane şey kendi yüksek benliğinizdir. Özünüzü gerçekleştirmeniz; deneyim ve bilgiyle yüklerinizden kurtulmanıza, aktif, farkındalıklı bir yaşam sürmenize bağlıdır. Sorumluluk size aittir. Bilgi kaynaklarınızı iyice analiz etmeli, ham anlayışlarınızı sorgulayarak dönüştürmelisiniz. O gün geldiğinde ne rütbeniz, ne milletiniz, ne inanç sisteminiz ne de herhangi bir egosal kimliğiniz sizi kurtaramayacaktır. O gün belirleyici olan tüm bu geçici realitelerden süzülüp arta kalan kendi özünüz yani vicdanınız olacaktır. Gereken bilinç ve deneyim seviyesine ulaşmak için geçici bir süreliğine üzerinde bulunduğumuz yeryüzü düzlemi, realiteleriyle beraber Sonsuz Yaratan'ın tekamülümüz için dizayn ettiği bir mekandan ibarettir. Tıpkı evrenin her yerinde, diğer gezegen ve sistemlerde de olduğu gibi belirli aşamaları tamamlamak için burada bulunuruz. Dünya gezegeni 3. titreşim ...

BİLEREK YAŞAMAK

 Varlık, yaptığı en küçük bir hareketi neden yaptığını bilmeli, düşüncesinin içeriğini ve yönelimini sürekli olarak analiz edebilmeli ve söylediği herhangi bir sözü neden söylediğinin, sonuçlarının ve etrafındaki varlıklara olan etkilerinin farkında olabilmelidir. İdrakli olmak, bilerek hareket etmek demektir, bilerek hareket etmek ise tüm kararlarını herhangi bir dine, toplumsal zümreye, geleneğe ya da kalıba bağlı kalmadan aklının ve sezgilerin ulaşabileceği en yüksek noktada; bilerek yaşayan varlığın koşulsuz olarak kendisinin vermesi demektir. Sonsuz Yaratan'ı arayışımız korku, baskı ve sindirme ile değil; bilerek, dogmaları çözerek, O'nu ve sonsuz bilgeliğini yaşamın, bilginin ve deneyimin en uç noktasında arayarak devam etmelidir. Bilerek yaşayan varlık nasıl bir varlıktır? - Duyumsadığı varoluşun her bir zerresinde Yüce Yaratan'ı görebilen, bu doğrultuda hareket, düşünce ve yaklaşım tarzını en yüksek vicdanı değerlere ve yüksek bilince uyumlayan, tesir aldığı noktala...

DÖNÜŞÜM

 Acılarımız, bağımlılıklarımız ve travmalarımız, bizi dönüştücü potansiyele sahip açılmayı bekleyen birer hazine sandığı gibidir. Blokajlar; çakralarımızdaki enerji akışını verimsiz hale getirir ve yaşamsal deneyimleri pasifize eder. Böylece enkarnasyonumuzun verimsiz ilerlemesine yol açar. Yapmamız gereken yegane şey egosal tutumumuzu dönüştürüp, kurban psikolojisinden sıyrılıp, kendimizi değersiz hissetmekten vazgeçmemizdir. Bizler çok yüksek potansiyellere sahip değerli varlıklarız. Yaşamın geçmiş imajlarında değil, şu anda içimizden akıp gittiğini anımsayabiliriz. Yaralarımızı kabul edip, onları sarmalamalı, şefkatle dönüştürmeli ve bütünü sevmeye önce kendimizden başlamalıyız. Varlık, yaşam içerisinde yeterli deneyim ve bilgi düzeyine ulaşabilmekle varoluş amacını gerçekleştirebilir. Enkarnasyon; gözlemlemek ve deneylemek demektir. Bu hal, madde odaklı yaşamanın ya da tamamiyle ruhani bir görüntüye bürünmenin ötesinde, dengeli ve aktif bir hayat sürmekle mümkün olabilir. Yaşam...

SEÇİM

 Negatif yönlü korku ve endişe söylemlerine kapılıp, enerjimizin düşmesine izin vermemeliyiz. Bilgi kaynaklarımızı iyice analiz etmeli ve tesir noktalarımızı iyi ayarlamalıyız. Evrende görünen hiçbir durum ve halin düzensiz olmadığını, tüm işleyişin; yüksek koruyucu mekanizmalar ve ilahi yasalar ile kontrol altında tutulduğunu unutmamalıyız. Yaratan tektir ve O'nun katında kutuplaşma yoktur, kutuplaşma yaratılmış varlıklar içindir ve tekamülümüz için gereklidir. Negatif gibi görünen ayrışma ve kutuplaşmaya yönelik tüm yaşamsal olgular; pozitife yönelimin, idraklenmenin ve birliğe giden anlayışın potansiyel vericisidir. Düşüncelerimiz canlıdır, onları olumlu ve bilgiye dayalı hale getirmek de bize bağlıdır.  Bireysel ve toplumsal düzlemde, karşılaştığımız her olay ya da içinde bulunduğumuz her durum planlıdır. Felaketler, kayıplar ya da adaletsizlikler bizler için, yerinde ve zamanında gereken tepkiyi geliştirmemiz için uygun zemin hazırlarlar. Birilerinin toplumsal kitleleri m...

İÇSEL ÖZGÜRLÜK

Her varlığın içindeki tanrısal öz farklı karakterdedir. Bilgiden oluşan bu öz, bilginin uygulamalarını yaptığı realiteler içinde kendisini gerçekleştirmek için yol alır. Her varlık kendi içine dönerek bunu kendisi için yapabilir. Gölgeleriyle yüzleşir, içindeki tanrısallığı keşfeder, yaratılışı sorgular, yüklerinden kurtulur. Ruhsal yapı bu sayede genişler ve bakış açısı giderek gelişir. Evrim, varlığın kendisini giderek daha çok bilmesidir. İçsel özgürlüğe ancak bu yolla adım adım ulaşılabilir. Bir insanın içsel özgürlüğe kavuşabilmesinin ilk koşulu sorgulamasıdır. İdrakli yaşamak ya da otomatik davranışlar sergilemek, giderek şahsiyet kazanan ve bilinçlenen varlığın kendi elindedir. Bilerek yaşayan varlık nereden tesir aldığını, hangi olayın ve etkileşimin kendisini nasıl etkilediğini ya da kendi gelişim aşamalarını an be an takip edebilen varlıktır. Bu süreç kişiye özel bir keşfetme sürecidir. Bu süreç varlığın kendi kendisini yönetebilme, bilgiyle ve deneyimle yaşam içerisinde akti...

YAYILIM

Yaşam andadır. En önemli an, geçmiş ve gelecek vizyonlarına takılı kalmadan dolu dolu yaşadığımız ve Yaratan'ın sevgisinin ve ışığının içimizden akıp geçmesine izin verdiğimiz içinde bulunduğumuz andır ve o anda en önemli insan karşımızdaki insandır. Bir kişinin gelişimine yapılan katkı bütüne yapılan katkıya eş değerdir. Bir kişinin dönüşmesine hizmet etmek onunla beraber deneyimleyen Sonsuz Yaratan'a hizmet etmektir. Varlıkların, yaşam realiteleri içindeki çatışmaları, dayanışmaları ve etkileşimleri; onlara bilinçlenmeleri ve idraklenmeleri adına birçok fırsatlar sunar. Bu değişim bireyden başlar ve giderek bütüne yayılır. Yayılım tıpkı atılan bir taşın suda oluşturduğu halkalar gibidir.  Şu an yeryüzünde bulunmamızın nedeni gözlem yapmaktır. Yaşadığımız her bir enkarnasyon; dürbünle bir noktaya odaklanıp, o noktayı bir süre için izleme, deneyleme, analiz etme ve sonuçlarını özümseme örneğine benzetilebilir. Bu gözlem araçları; zaman enerjisi ile boyutlar ve mekanlar arasında...

BİRLEŞİK

 Evren içerisinde algıladığımız tüm ayrık görünen parçalar, içerisinde bulunduğu madde ortamına ve bilgi işleme yeteneğine göre, yani Tanrı'ya hizmet etme derecesine ve gördüğü fonksiyona göre birbirinden yalnızca bir illüzyonla ayrılmışlardır. Her varlık evrim ihtiyacına göre kalıptan kalıba girer ve maddeye şekil verebilir. Yanılsamamız; algıladığımızı sandığımız varlığımızın şekiller ve sınırlı maddesel kalıplardan ibaret olduğu noktasındadır.  Bizler görünenin ötesinde çok büyük ruhsal potansiyellere sahip varlıklarız. Bilgimiz ve görgümüz arttıkça beden ve potansiyel verici ruhsal enerji arasındaki bağıntıyı daha iyi kavrayabiliriz. Bu, Tanrı'ya yaklaşmanın yani sonsuz evrim yolunda bir adım daha atmanın tarifidir.  Varlık imajinasyon yeteneğinin  gelişmesiyle birlikte madde üzerinde hakimiyet kurmakta ilerler. Kullandığımız beden katmanları, ürettiğimiz araçlar, gezegenler, galaksiler, evrenler hepsi birer düşüncenin eseridir. Bu yaratım unsurları ne kadar birb...

BOYUT BİLİNCİ

Boyut seviyeleri varlıkların gelişen bilinç düzeyleri ve evrim seviyeleri ile orantılı olarak değişir. Üçüncü titreşim seviyesinde bulunan Dünya gezegeni, üzerinde yer alan varlıklarla beraber devre sonuna yaklaşırken türlü katalizörler ve hızlanmalarla titreşim seviyesini yukarı çekmeye çalışmaktadır. Üçüncü yoğunluk derecesi varlıklarının negatif ya da pozitif yönde kutuplaşma yolunu tercih etmeleri için türlü zengin deneyim imkanları sunan bu boyut; korku ve güvensizlik hislerinin hakim olduğu, katı ve dogmatik bilinç hallerinin hüküm sürdüğü bir boyuttur. Bu aşamada sevgi uygulamalarını deneyimleyen varlıklar, idraklerini artırarak titreşim seviyelerini yukarı çekmeye çalışırlar.  Dördüncü titreşim düzeyi sevgi ve idrak yoğunluğudur. Esasen sevgide bilgi yoktur, bilgiyle bakış açıları gelişen varlıklar giderek genişleyen sevgi realitelerini deneylerler. Bu aşamada birlik bilinci giderek daha çok gelişir. Şu an yeryüzündeki üçüncü titreşim düzeyi varlıklarının tümü kendilerini b...

ODAK

 Bizler hep sonuç odaklı yaşıyoruz. Yaşam amacımızın yolda ilerlerken an be an gözlemlemek olduğunu unutuyoruz. Yargılamadan, sevgiyle ve bilgiyle yapılması gereken bir gözlem bu, her adımda yüklerimizden, dar kalıplarımızdan ve cehaletimizden kurtulmak gerektiğini idrak etmemiz gereken bir gözlem... Bazen sonuç ne olursa olsun, hata yapmaktan korkmadan sadece bir tercih yapmak, yolda kalmak ve bu süreçleri idrak etmeye çalışmak yeterlidir.  Varlığımızın özü bilgiden oluşur ve doğası gereği bilgiyi talep eder, genişlemek ve daha çok bilmek ister, bu da ancak maddesel ortamlarda deney ve gözlem ile mümkün olabilir. Giderek daha da artan deneyimiyle nefsini tanır, sorgular ve vicdani değerleri yükselmeye başlar. İdrakli olma ve şahsiyet kazanma süreci böyle işler. Evrim bilgiyi işleme kabiliyetinin giderek yükselmesi demektir.  Maddeye bağlılığımız ve hırslarımız bizi farkında olmadan elde edilen sonuca odaklar. Bazen çok para kazanmak isteriz, bazen çok mutlu olmak, bazen ...

POTANSİYEL

 İçine doğduğumuz millet, ırk, din ya da kültürler değişken dünya realiteleridir ve hiçbiri sonsuz yolculuğunda varlığın daimi unsurları değildirler. Varlığın genişliği ve bilinç düzeyi içine doğduğu ırktan ve o ırkın genlerinden değil, ruhsal yapısının enkarnasyonlar boyunca biriktirdiği potansiyelinden ötür gelir. Hiçbir ırk birbirinden kutsal değildir, ayrım yapılamaz, kutsal olan yalnızca Allah'tır ve onun ışığı ve bilgisi varoluşun her zerresinde tüm yarattıkları ile beraberdir. Her varlığın yüzünde Yaratan'ı gördüğümüz ve ayrımı değil koşulsuz birliği idrak ettiğimiz zaman yüksek bir anlayışa ulaşabiliriz. Varlığımızın potansiyel vericisi enerjetik ruhsal yapıdır. Genişliği ve kapasitesi ondan kaynaklanır. Çivit rengi beden, yani astral beden sonsuz zekaya açılan süptil bedenimizdir (perispri) ve sarı renkli ışın bedeni dünya içerisinde sonda aracı olarak kullandığımız kaba bedenimizdir. Bu beden genetik aktarım yolu ile kalıtsal ve fizyolojik bilgilerimizi gel...