Ana içeriğe atla

Kayıtlar

düzey etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HAKİMİYET

Varlığın zihninde gerçekleştirdiği imajinasyon faaliyeti sonucu oluşan imgenin, zaman enerjisine mekan içerisinde bağlanması ve bu sayede sürekli hareket biçimlerini açığa çıkarmasıyla; madde illüzyonu ve realiteler meydana gelir. Demek ki, yaşam tümüyle bizim düşüncemizin bir yansımasıdır. İdrakli varlık bu düşüncelere neden ve sonuçlarıyla hakim olabilendir. Realitelere hakim olabilmek demek, varlığın, bir olayı bilgisi ölçüsünde, etki altında bırakılmamış bir zihinle ve yüksek düşünceyle algılayabilmesi demektir. Bu algılama hali, herhangi bir analiz ya da yargılamadan uzak olmalıdır. Bu sayede varlık, enerjisini duygu durumlarının içerisinde tüketmek yerine, hadiseyi en yüksek mertebeden anlamlandırmak için kullanır, anda kalmaya yaklaşır ve kapsamlanan realiteler arasında geçiş yaparak gelişim basamaklarını tırmanabilir. Enkarnasyonun temel amacı olan gözlem bu şekilde sağlıklı yapılabilir. Varlığın evrimi, kapsamlanan realitelerinin doğrultusunda, giderek kendini daha çok bilebil...

DÖNÜŞÜMÜZ O'NADIR

Sonsuz Yaratan'ın katında kutuplaşma yoktur. O, yarattığı hiçbir varlığı içerisinde bulunduğu hal ve davranışından ötürü yargılamaz ve varlıklarıyla birlikte deneyimler. Bu yüzden madde realiteleri düzeyinde alınan her türlü aksiyon, tanrısal birer eylemdir ve gözlem açısından kıymetlidir. Madde düzleminde enkarne olarak deneysel süreçler geçirmek, bizleri bu sayede O'nun yolunda vazifedar kılar. Kısıtlı anlayışlarımıza göre ölüm bir bitiş gibi görünebilir, fakat bu sadece dezenkarnasyondur. Dinlenme, yeni enkarnasyon sürecine hazırlık ve geçirilen süreçten elde edilenlerin Sonsuz Yaratan tarafından özümsenmesi aşamasıdır. Her aşamada O'nun sonsuzluğunu içimizde keşfeder ve O'na doğru ilerleriz. Yaratan'ın yarattığı varlıklarından ayrı olmaması ve dönüşün; deneyim, gözlem ve bunlardan süzülenlerle O'na doğru olması budur.  Bu yüzden varoluşa yargısız bakabilmek, ego kaynaklı bakış açılarını ve hareketleri dönüştürebilmek önemlidir. Giderek O'na doğru dönülür...

DÜZEY

Devre sonunda, gezegen üzerinde enkarne olmuş varlıkların az bir kısmı kendisini yeterli sevgi ve ışık düzeyine ulaştırabilir. Kutsal kitapların diyalektiğini hatırlayınız. Tufandan ya da felaketten kurtulanlar, geride kalanlara nazaran her zaman azınlık konumundadırlar. Ruhsal bilgileri inceleyiniz. Devrenin sonunda yeterli vicdan, sevgi ve idrak seviyesine kendilerini ulaştıranların oranı oldukça azdır ve geride kalanlar titreşim düzeylerine uygun gezegenlerde döngüleri tekrar ederler. Bizler sanıyoruz ki uyandık, aydınlandık, süper bilinç aşamalarına kendimizi ulaştırdık. Yanılıyoruz. Hala vicdanlarımız katı, affedemiyoruz, sevemiyoruz; yansımamız olan kardeşimizin aslında kendimiz olduğunu anlayıp onu yargılamaktan ve ayrıştırmaktan vazgeçemiyoruz. Bizler hala gölgelerimizle yüzleşmekten kaçıyor, sorgulamaktan uzak bir halde; farkındalıkla değil, inanç kalıplarıyla hareket ediyoruz. Etrafımızdaki bir grup insana bakarak yükselişe geçtiğimizi, hatta boyut atlayıp topluca yüksek bili...