Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yayılım etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GİDİLECEK YOL

 Yanlış seçim diye bir şey yoktur, varılacak sonuç değil gidilecek yol önemlidir. Gidilen her yol türlü tecrübeler ve gözlemlerle doludur. Her varlık yaratandır ve bu yolların deneyimlenmesi tanrısal birer eylemdir. Sonsuz Yaratan'ın kendi kendisini tanımasında vazifedar olmak budur. Pişmanlık, evrenin ve tekamül süreçlerinin işleyişini anlayamayıp sonuç odaklı yaşamamızdan kaynaklanır. Izdırap, duygu geçişine izin veremeyip, yüzleşemediğimiz için ve yargıyı kıramadığımızdan duyumsanır. Ayrılıklardan yakınmamız ise tüm yaratımın, evrenin ve varlık sistemlerinin zaten bütün ve birbirinden ayrılmaz olduğunu, ayrılık diye bir şeyin söz konusu olmadığını ve her varlığın birbirini yansıtan, Yaratan'ın farklı birer ifadesi olduğu bilincine varamadığımızdandır. Günün sonunda; Nasıl bir seçim yaparsak yapalım, yaşadığımız anların nasıl dolu dolu olduğu ve kendimizi ve eriştiğimiz sonucu ne kadar bilgelikle kucaklayabildiğimiz önemlidir.  Evrenin bizi asla yargılamayacağını bilmek, içs...

DEVRE SONU

Varlıklar bir devre boyunca defalarca doğarlar ve ölürler. Realiteler bu süreçlerde gelişen duygu ve bilinç durumlarının karşılığı olarak giderek kapsamlanırlar. Varlıkların bir sonraki evrim basamağına ulaşmaları ve evrenin üst kademelerinde fonksiyon görmeleri, bu döngüsel devrelerin sonunda erişebildikleri şuur uyanıklığı sayesinde gerçekleşir. Sevginin uygulamalarını idrakle yapabilen, vicdanını nefsinin tersi yönünde geliştirebilmiş, egosal benliklerini şifalandırabilmiş ve evrenin işleyişi hakkında bilgi sahibi olabilmiş kimse bu aşamayı başarıyla tamamlayabilmiş demektir. Devre sonuna yaklaşıldığında ruhsal idare mekanizması tarafından planlanan kitlesel ölçekteki baskılayıcı, dönüştürücü ve tekamülü hızlandırıcı olaylar, bu geçişi yapacak yani hasat edilecek varlıkların oranını artıracak tesirlerin kaynaklarıdır. Kuran'da yer alan altından ırmaklar akan, yani tüm bu dünya tesirlerinin geride kaldığı cennet bu geçişi yapabilen, hasat edilmiş varlığın sevincidir. Dinsel metin...

ÖZGÜR İRADE

İradeniz gerçekten size mi ait, yoksa öyle olduğunu mu sanıyorsunuz?  Özgürce aldığınızı düşündüğünüz kararlarınızı baskıyla ve bugüne kadar üzerinde hiç düşünmediğiniz kısıtlayıcı unsurlar ile veriyor olabilir misiniz? İrade göstermek Tanrı'nın bizlere lütfettiği, yaratan olmakla ve imajinasyon melekesine sahip olmakla kazandığımız en büyük erdemlerden biridir. Şahsiyetlenme, kararlarını ve tepkilerini bağımsız, bilerek ve özgürce vermeye başlayan varlığın giderek orijinal karakterini ortaya koyabilmesidir. Yaratılışın en temel yasalarından birisi olan özgür irade yasası; her varlığın yaşadığı realitede, hiçbir tesir altında kalmaksızın kendi kararlarını özgürce vermesi, bu kararların getirisi olan olayları bizzat yaşaması ve sorumluluğunu üstlenmesidir. Dinsel dogmalar, dışsal şartlandırma öğeleri, sorgulanmamış düşünce ve davranış kalıpları; otomatik yaşayan ve tek düze hareket eden varlıkların iradelerini, onlar farkında bile olmadan yönetirler. Özgür iradeye müdahele negatif k...

KURTARICI

 Hala bir kişinin ortaya çıkacağını ve sizi kurtaracağını düşünüyorsanız büyük yanılgı içerisindesiniz. Sizi kurtaracak yegane şey kendi yüksek benliğinizdir. Özünüzü gerçekleştirmeniz; deneyim ve bilgiyle yüklerinizden kurtulmanıza, aktif, farkındalıklı bir yaşam sürmenize bağlıdır. Sorumluluk size aittir. Bilgi kaynaklarınızı iyice analiz etmeli, ham anlayışlarınızı sorgulayarak dönüştürmelisiniz. O gün geldiğinde ne rütbeniz, ne milletiniz, ne inanç sisteminiz ne de herhangi bir egosal kimliğiniz sizi kurtaramayacaktır. O gün belirleyici olan tüm bu geçici realitelerden süzülüp arta kalan kendi özünüz yani vicdanınız olacaktır. Gereken bilinç ve deneyim seviyesine ulaşmak için geçici bir süreliğine üzerinde bulunduğumuz yeryüzü düzlemi, realiteleriyle beraber Sonsuz Yaratan'ın tekamülümüz için dizayn ettiği bir mekandan ibarettir. Tıpkı evrenin her yerinde, diğer gezegen ve sistemlerde de olduğu gibi belirli aşamaları tamamlamak için burada bulunuruz. Dünya gezegeni 3. titreşim ...

DÖNÜŞÜM

 Acılarımız, bağımlılıklarımız ve travmalarımız, bizi dönüştücü potansiyele sahip açılmayı bekleyen birer hazine sandığı gibidir. Blokajlar; çakralarımızdaki enerji akışını verimsiz hale getirir ve yaşamsal deneyimleri pasifize eder. Böylece enkarnasyonumuzun verimsiz ilerlemesine yol açar. Yapmamız gereken yegane şey egosal tutumumuzu dönüştürüp, kurban psikolojisinden sıyrılıp, kendimizi değersiz hissetmekten vazgeçmemizdir. Bizler çok yüksek potansiyellere sahip değerli varlıklarız. Yaşamın geçmiş imajlarında değil, şu anda içimizden akıp gittiğini anımsayabiliriz. Yaralarımızı kabul edip, onları sarmalamalı, şefkatle dönüştürmeli ve bütünü sevmeye önce kendimizden başlamalıyız. Varlık, yaşam içerisinde yeterli deneyim ve bilgi düzeyine ulaşabilmekle varoluş amacını gerçekleştirebilir. Enkarnasyon; gözlemlemek ve deneylemek demektir. Bu hal, madde odaklı yaşamanın ya da tamamiyle ruhani bir görüntüye bürünmenin ötesinde, dengeli ve aktif bir hayat sürmekle mümkün olabilir. Yaşam...

SEÇİM

 Negatif yönlü korku ve endişe söylemlerine kapılıp, enerjimizin düşmesine izin vermemeliyiz. Bilgi kaynaklarımızı iyice analiz etmeli ve tesir noktalarımızı iyi ayarlamalıyız. Evrende görünen hiçbir durum ve halin düzensiz olmadığını, tüm işleyişin; yüksek koruyucu mekanizmalar ve ilahi yasalar ile kontrol altında tutulduğunu unutmamalıyız. Yaratan tektir ve O'nun katında kutuplaşma yoktur, kutuplaşma yaratılmış varlıklar içindir ve tekamülümüz için gereklidir. Negatif gibi görünen ayrışma ve kutuplaşmaya yönelik tüm yaşamsal olgular; pozitife yönelimin, idraklenmenin ve birliğe giden anlayışın potansiyel vericisidir. Düşüncelerimiz canlıdır, onları olumlu ve bilgiye dayalı hale getirmek de bize bağlıdır.  Bireysel ve toplumsal düzlemde, karşılaştığımız her olay ya da içinde bulunduğumuz her durum planlıdır. Felaketler, kayıplar ya da adaletsizlikler bizler için, yerinde ve zamanında gereken tepkiyi geliştirmemiz için uygun zemin hazırlarlar. Birilerinin toplumsal kitleleri m...

İÇSEL ÖZGÜRLÜK

Her varlığın içindeki tanrısal öz farklı karakterdedir. Bilgiden oluşan bu öz, bilginin uygulamalarını yaptığı realiteler içinde kendisini gerçekleştirmek için yol alır. Her varlık kendi içine dönerek bunu kendisi için yapabilir. Gölgeleriyle yüzleşir, içindeki tanrısallığı keşfeder, yaratılışı sorgular, yüklerinden kurtulur. Ruhsal yapı bu sayede genişler ve bakış açısı giderek gelişir. Evrim, varlığın kendisini giderek daha çok bilmesidir. İçsel özgürlüğe ancak bu yolla adım adım ulaşılabilir. Bir insanın içsel özgürlüğe kavuşabilmesinin ilk koşulu sorgulamasıdır. İdrakli yaşamak ya da otomatik davranışlar sergilemek, giderek şahsiyet kazanan ve bilinçlenen varlığın kendi elindedir. Bilerek yaşayan varlık nereden tesir aldığını, hangi olayın ve etkileşimin kendisini nasıl etkilediğini ya da kendi gelişim aşamalarını an be an takip edebilen varlıktır. Bu süreç kişiye özel bir keşfetme sürecidir. Bu süreç varlığın kendi kendisini yönetebilme, bilgiyle ve deneyimle yaşam içerisinde akti...

YAYILIM

Yaşam andadır. En önemli an, geçmiş ve gelecek vizyonlarına takılı kalmadan dolu dolu yaşadığımız ve Yaratan'ın sevgisinin ve ışığının içimizden akıp geçmesine izin verdiğimiz içinde bulunduğumuz andır ve o anda en önemli insan karşımızdaki insandır. Bir kişinin gelişimine yapılan katkı bütüne yapılan katkıya eş değerdir. Bir kişinin dönüşmesine hizmet etmek onunla beraber deneyimleyen Sonsuz Yaratan'a hizmet etmektir. Varlıkların, yaşam realiteleri içindeki çatışmaları, dayanışmaları ve etkileşimleri; onlara bilinçlenmeleri ve idraklenmeleri adına birçok fırsatlar sunar. Bu değişim bireyden başlar ve giderek bütüne yayılır. Yayılım tıpkı atılan bir taşın suda oluşturduğu halkalar gibidir.  Şu an yeryüzünde bulunmamızın nedeni gözlem yapmaktır. Yaşadığımız her bir enkarnasyon; dürbünle bir noktaya odaklanıp, o noktayı bir süre için izleme, deneyleme, analiz etme ve sonuçlarını özümseme örneğine benzetilebilir. Bu gözlem araçları; zaman enerjisi ile boyutlar ve mekanlar arasında...

BİRLEŞİK

 Evren içerisinde algıladığımız tüm ayrık görünen parçalar, içerisinde bulunduğu madde ortamına ve bilgi işleme yeteneğine göre, yani Tanrı'ya hizmet etme derecesine ve gördüğü fonksiyona göre birbirinden yalnızca bir illüzyonla ayrılmışlardır. Her varlık evrim ihtiyacına göre kalıptan kalıba girer ve maddeye şekil verebilir. Yanılsamamız; algıladığımızı sandığımız varlığımızın şekiller ve sınırlı maddesel kalıplardan ibaret olduğu noktasındadır.  Bizler görünenin ötesinde çok büyük ruhsal potansiyellere sahip varlıklarız. Bilgimiz ve görgümüz arttıkça beden ve potansiyel verici ruhsal enerji arasındaki bağıntıyı daha iyi kavrayabiliriz. Bu, Tanrı'ya yaklaşmanın yani sonsuz evrim yolunda bir adım daha atmanın tarifidir.  Varlık imajinasyon yeteneğinin  gelişmesiyle birlikte madde üzerinde hakimiyet kurmakta ilerler. Kullandığımız beden katmanları, ürettiğimiz araçlar, gezegenler, galaksiler, evrenler hepsi birer düşüncenin eseridir. Bu yaratım unsurları ne kadar birb...

ODAK

 Bizler hep sonuç odaklı yaşıyoruz. Yaşam amacımızın yolda ilerlerken an be an gözlemlemek olduğunu unutuyoruz. Yargılamadan, sevgiyle ve bilgiyle yapılması gereken bir gözlem bu, her adımda yüklerimizden, dar kalıplarımızdan ve cehaletimizden kurtulmak gerektiğini idrak etmemiz gereken bir gözlem... Bazen sonuç ne olursa olsun, hata yapmaktan korkmadan sadece bir tercih yapmak, yolda kalmak ve bu süreçleri idrak etmeye çalışmak yeterlidir.  Varlığımızın özü bilgiden oluşur ve doğası gereği bilgiyi talep eder, genişlemek ve daha çok bilmek ister, bu da ancak maddesel ortamlarda deney ve gözlem ile mümkün olabilir. Giderek daha da artan deneyimiyle nefsini tanır, sorgular ve vicdani değerleri yükselmeye başlar. İdrakli olma ve şahsiyet kazanma süreci böyle işler. Evrim bilgiyi işleme kabiliyetinin giderek yükselmesi demektir.  Maddeye bağlılığımız ve hırslarımız bizi farkında olmadan elde edilen sonuca odaklar. Bazen çok para kazanmak isteriz, bazen çok mutlu olmak, bazen ...

POTANSİYEL

 İçine doğduğumuz millet, ırk, din ya da kültürler değişken dünya realiteleridir ve hiçbiri sonsuz yolculuğunda varlığın daimi unsurları değildirler. Varlığın genişliği ve bilinç düzeyi içine doğduğu ırktan ve o ırkın genlerinden değil, ruhsal yapısının enkarnasyonlar boyunca biriktirdiği potansiyelinden ötür gelir. Hiçbir ırk birbirinden kutsal değildir, ayrım yapılamaz, kutsal olan yalnızca Allah'tır ve onun ışığı ve bilgisi varoluşun her zerresinde tüm yarattıkları ile beraberdir. Her varlığın yüzünde Yaratan'ı gördüğümüz ve ayrımı değil koşulsuz birliği idrak ettiğimiz zaman yüksek bir anlayışa ulaşabiliriz. Varlığımızın potansiyel vericisi enerjetik ruhsal yapıdır. Genişliği ve kapasitesi ondan kaynaklanır. Çivit rengi beden, yani astral beden sonsuz zekaya açılan süptil bedenimizdir (perispri) ve sarı renkli ışın bedeni dünya içerisinde sonda aracı olarak kullandığımız kaba bedenimizdir. Bu beden genetik aktarım yolu ile kalıtsal ve fizyolojik bilgilerimizi gel...

ERİŞİLMEZLERİN ERİŞİLMEZİ

 Tanrı'nın yolundan gittiğini düşünen ama henüz bir kez bile O'nun ne olduğunu sorgulamaya cesaret edememiş insanlar için, bu kavram bir put ve dogmadan ileriye gidemez. Bilginin sonsuzluğunu ve evrimin sürekliliğini kavrayabilenler, her bir yeni basamakta duyumsadıkları sevgi ve ulaştıkları realite düzeyinde O'na dair giderek gelişen bir anlayışa ulaşırlar. Bu anlayış, sonsuza uzanan ve kişiden kişiye; bilinç ve algı seviyesinin yüksekliği oranında değişkenlik gösteren bir arayış yolculuğudur. Yaratan'ın enerjisi varoluşu evreden evreye geçirir ve Yaratan daima yarattığı varlıkların ulaşabildikleri bilinç seviyesi düzeyinde; yarattıklarının algısında belirebilir ve onlar tarafından anlaşılabilir. Evrim yolculuğu sonsuz olduğuna göre bu arayış hiçbir zaman sona ermeyecek ve Tanrı, 'Erişilmezlerin Erişilmezi' olarak gizemini her daim koruyacaktır.  'Tanrı nedir?' sorusunu sormaktan korkmamak gerekir. Sorup düşünen, bilgiyle arayışa geçen insan; otomatizma...

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

ALMA VERME DENGESİ

 Varlıklar, Sonsuz Yaratan'ın ışığını ve bilgisini evrenler içerisinde işleme, deneyleme ve aktarmakla yükümlüdürler. Tesir alır, oluşturur ve aktarırlar. Bu tekamülün tanımıdır. Devinim eden enerjinin boyutlar ve evrenler içerisindeki yansıması olan varlık ve sistemleri temel bir aktarım yani alma verme dengesi üzerine kuruludur. Sağlıklı aktarım, Yaratan ve yarattığı varlıklar için, enerjinin ulaştığı en uç noktada aktif deneyim imkanı sunar. Bu yüzden bizler Tanrı'nın yani sonsuz bilgeliğin ve yüksek bilincin hizmetçileriyizdir.  Alma verme dengesi ve kapasitesi, enkarnasyonlar boyunca varlıkların geliştirdiği bir yayılma bilincinden ötürü gelir. Yüksek vicdani değerlerimiz, bilgilerimiz ya da yaşam içinde elde ettiğimiz maddi gücümüz... Hepsi bu alışverişin ve etkileşimin sonucu ortaya çıkar.  Bir varlığın elindeki bilgiyle başka varlıkların aydınlanmasına aracı olması ya da maddi gücünü başka varlıkların tekamüllerine yardımda kullanması, vicdani niteliklerinin ve bi...

REALİTEYE SAPLANMAK

 Realiteler birer amaç değil araçtır. Bizleri yüksek bilince ulaştıracak, özümüzü gerçekleştirebilmemiz için katkı sağlayan, bilgi ve hislerimizin yaşamlar içerisindeki illüzyonik karşılıklarıdır.  Varlık nerelerden tesir aldığını ve hangi yaşam örgüleri içerisinde kendisini bulduğunu tespit edebilmelidir.  Din, millet, ırk, zenginlik, fakirlik, güzellik... ve bunun gibi tüm kalıplar, varlığın sonsuz tekamül yolculuğunda onun evrimsel gelişimi adına belirli bir dönem için planlanan geçici unsurlardır.  İdrakli yaşam, bu unsurların bizleri nasıl kalıpların ve şartlandırmaların içerisine yerleştirdiğinin her daim farkına vardığımız, onları amaç edinmediğimiz, onlar aracılığıyla sevgi, idrak, bilgelik ve bütünlük anlayışı yolunda ilerleyebildiğimiz zaman mümkün olacaktır.   Yaşam içerisinde bilincimizin ve vicdanımızın en yüksek anlayışlara ulaşmasını hedeflediğimiz zaman, Sonsuz ve Tek olan Yaratan'ı arayış yolculuğumuzda gerçekten varlık amacımızı gerçekleşt...

DÜNYA HAYATI

 'Korku ve Ceza' anlayışı ya da 'Sevgi ve İdrak' anlayışı...Bu ikisi arasındaki fark 3. ve 4. boyut bilinç düzeyleri arasındaki farktır, ulaşmaya çalıştığımız sevgi realitesine ancak koşulsuz sevgi gösterebilme ve yargılamaktan uzak, kimseyi kendinden ayrı görmeme bilincine sahip olduğumuz zaman ulaşabileceğiz. Bu anlayışlara sahip olabilmek için yapmamız gereken yegane şey şu soruyu sormak olacaktır.  Neden?  Neden buradayım, neden yaşıyorum, neden acı çekiyorum, neden mutluyum, neden ayrılıklar var... Olan biteni anlamak için sorgulamalı ve gözlemlemeli varlık, bilgiden oluşan özü yine bilgiyle genişler dağılır tüm evrene, giderek daha da geçirgen bir hale gelir, iletir sonsuza Yaratan'ın sevgisini, bilgisini ulaşabileceği en uç noktaya. Çünkü koşulsuz sevgi bilincine ancak idrakle, bilgiyle ve bilerek yaşamakla ulaşılabilir. Sorgulamadan yaşayan varlık başkaları tarafından yönetilir, korkutulur, ceza mekanizması ile idare edilir, deneyim geçirmesi kısıtlanır, sor...

GEZGİNLER

 "Gezgin" ya da "Yıldız Tohumu" olarak bilinen bu varlıklar hizmet için yeryüzüne gelirler. Genellikle 5. ve 6. boyut bilinç düzeylerinden enkarne olan bu varlıklar dönüştürücü, bilinçyükseltici roller oynarlar. Gezegenin kaba tesirlerinin içine giren varlıklar yabancılaşma ve yadırgama hislerinin yanında, doğuştan birtakım belirgin hastalıklarla dünyaya gelirler, bunun cok farklı sebepleri olabileceği gibi genel manada içe dönüp özünü farketmesi için, hastalıklar katalizör görevi yaparlar.  Özellikle devre sonlarında sahip oldukları potansiyeli, hızlı bir sıçrama yapma ihtiyacı duyan3. boyut bilinç düzeyine sahip olan varlıkların gelişimi için ortaya çıkarmaya gayret ederler.Temel amaç korku, otomatizma ve dogmatik kalıpların hakim olduğu 3. boyut bilincindeki varlıkların, idrak ve sevgi düzeyi olan 4. yoğunluk derecesi bilinç düzeyine çıkmasına katkı sağlamaktır. Özgür iradenin önemini vurgulamaya çalışan bu varlıklar sonsuz ve bir olan Yaratan'ın yasasını var...

DENEYİM

 Varlıklar madde dünyalarına deney ve gözlem yapmak için enkarne olurlar. Bizler deneyci varlıklarız. Dünyaya gelmeden evvel planladığımız yaşam örgülerimiz birtakım sapmalar üzerine kuruludur, evrendeki negatif tesirler bu sapmalara odaklanmamızı ve deneyler geçirmemizi sağlar. Deneyim ile elde ettiklerimiz bizi olgunlaştırır ve giderek daha da nefsini kontrol edebilen, duru bakış açılarına sahip varlıklar haline geliriz. Bu, varlığın evrim sürecinin bir parçasıdır.  Kader planlamasını oluşturan varlık spatyom aşamasındayken eksiklerini görür, önceki yaşam ve deneyimlerinden faydalanarak oluşturacağı kurguya; zaaflarını, bağımlılıklarını, maddeye düşkünlüğünü ya da sevgisizliğini, kızgınlığını, affedemeyişini... ve bunun gibi sayılabilecek birçok, insana özgü vicdani unsurları deneyimlemek için kendisine karmik katalizörler oluşturur.  Bu katalizörler nelerdir?  İçine doğduğumuz baskıcı aile ortamı, hastalıklarımız, doğuştan getirilen yeteneklerimiz, arkadaşlarımız ...

DÜZEN

  Evrenin bütününde olduğu gibi dünyamız üzerinde de sayısız varlık değişik zamanlarda, değişik bilinç seviyelerinde, evrim ihtiyaçlarına uygun şartlarda bedenlenerek tekamül etmektedirler. Koşulsuz sevgi ve birlik bilincini idrak etmenin yanında, birbirleriyle olan ilişkilerini ve vicdan melekelerini geliştirme, yani maddeyle olan ilişkilerini düzenleme yönünde çaba gösteren varlıklar, uzun ve ızdıraplı süreçlerde, türlü realiteler geçerek bu zorlu okulu bitirmenin kıyısına yaklaşmışlardır.  Realite demek bilgi demektir. Bilgilendikçe ve madde ile olan deneylerini artırdıkça, varlıklar olayları giderek daha geniş açılı bir şekilde analiz etme ve kavrama fırsatı bulurlar. Realite geçişleri yani varlıkların bilgiyle genişlemesi, bir devre boyunca belirli aşamalarda belirli kavramlarla anlaşılabilir.   Dinsel tebliğler, evren bütünlüğü içerisinde bizi gözeten ve etkileşimde bulunduğumuz varlıkların, yüce Yaradan'ın sonsuz bilgisini belirli aşamalara gelebilmemiz için m...

DEVRE

 Dünya nasıl bir yöne doğru dönüyorsa tekamül süreçlerimiz de belirli döngüler dahilinde gerçekleşir, bireysel anlamda sayısız enkarnasyonlar geçiren varlıklar, ihtiyaç duydukları maddesel deneyleri gerçekleştirmek için gerek Dünya üzerinde gerekse başka gezegenlerde, bedenleneceği maddi ortamın şartlarına uygun olan yapıda bedenler kurarlar. Her şey varlığın gözlemi için tasarlanmıştır ve her tasarım varlıkları, Mutlak Yaradan'ın sonsuz sistemlerinde birer görevli kılar. Fakat döngüsel tekamül süreçleri yalnızca varlıklar için değil gezegenler için de geçerlidir. Dünya üzerinde her bir devre ortalama 70.000 yıl sürer. Varlıklar bu süreçlerde farklı zamanlarda ve realitelerde tekamül etme fırsatı bulurlar.Kutsal kitaplarda tufan ya da yıkım gibi sembolik anlatımlarla ifade edilen süreçler, devre sonlarını işaret eder. Bu süreçlerin sonunda varlıklar, Dünya okulunu bitirebilmek için gerekli olan bilinç düzeyine ulaşmalıdırlar.  Bu bilinç düzeyi nedir?  Sevgi ve bilgi yönün...