Ana içeriğe atla

Kayıtlar

geçmiş etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GERİDE BIRAKILAN YÜKLER

 Cehennem dediğiniz şey geçmişin yükünü taşımanızdan başka bir şey değildir. Bedenli ya da bedensiz hallerde çekilen ızdırabın sebebi tam olarak budur. Geçmiş, duygu ile karışık düşünce halinde, türlü acılar, korkular, kırgınlıklar ve çatışmalar ile enerjinizi zaman düzlemine hapseder. Beşerin dünya okulundaki sınavı da tam bu noktada, geçmişe hapsolmuş enerjisini, yaşadıklarının sorumluluğunu alarak ve ayrılıkları gidererek zamandan özgürleştirebilmesiyle ilgilidir. Duygusal hali şuurlu hale çevirmek, irade göstererek kendisine odaklanan ve dikkatli yaşayan bir varlığın; geçmişin tesirlerini sindirmesini ve bu yolla yapıcı, açık anlayışlara ulaşmasını sağlar. İdrakin kazanıldığı, olan bitenin net bir şekilde gözlemlendiği anda negatif hisler azalır, yükler geride bırakılmış olur ve sevgi belirir. Karmik düzensizlikler bu noktada giderilir ve ruhsal kudret bu anda idrak halinde tezahür eder. Duygu ve düşünce halinde, zamana yani madde illüzyonuna deneyim için yönlendirdiğiniz enerj...

YANILGI

İnsan, yaşadıklarından ve yaptıklarından elbette sorumludur, ama bu sorumluluğunu, geçmişin yükünü bir ömür boyu sırtında taşımakla ya da kendini kurban yerine koyarak acı içinde bir yaşam sürmekle üstlenebileceğini sanması onun büyük yanılgısıdır. Geçmiş ancak içinde bulunulan anda dizayn edilebilir ve asıl sorumluluk irade gösteren varlık tarafından yalnızca bu anda alınır. İçinde bulunulan an sevgi taşır. Yaşanılanların idraki, kabulü ve ilgili benliklerin bağışlanarak içselleştirilmesi ise bu sevginin keşfedilmesini sağlar. Geçmişte yaşananlar ve ilgili duygular, insanı yaşamdan geri çekerek onu zamana mahkum etmesi için değil; itici bir güç oluşturarak, ileriye dönük bir idrak hamlesi yapabilsin ve şu anda gereken dönüşümü sağlayabilsin diye deneyimlenirler.  Geçmişi deneyimleyen varlığın aslı değil geride bıraktığı benlikleridir. Zaman ise bir illüzyon yani yanılsamadır. Varlık, zamana dağılan benliklerinden öte, aşkın zaman ve mekan hallerine tabi olan bir özü, yüksek benliğ...

SONSUZ VE BÜTÜN

Bilinciniz size değil bütüne aittir. Tek, sonsuz ve yaratıcı olan kaynaktan akan enerjinin potansiyel verdiği yaratılış da sonsuz ve bütündür. Yaratılış ile birlikte tezahür eden her varoluşsal birim Sonsuz Yaratan'ın enerjisinden meydana gelir ve bu tek kaynaktan ötürü evrende fonksiyon gören tüm varlıklar, ayrık görüntülerine rağmen bu bilinci birlikte oluştururlar. Seperasyon illüzyondur. İllüzyonun neden olduğu ayrılıkların giderilmesi ise sevginin keşfedilmesini sağlar. Özgür irade sahibi her varlık, keşif süreçleri boyunca elde ettiği deneyim ve gözlem verilerini kanal olarak Sonsuz Yaratan'a aktarır ve bu bilincin genişlemesine birlikte katkıda bulunurlar. Zaten kazanılan birlik anlayışları da, varlıkların aynı kaynaktan tezahür ettiğinin, bir ayrım olmadığının ve bu varlıkların aynı bilinci, limitli benlik algısının ötesinde birlikte oluşturduğunun idrak edilmesiyle genişlemeye başlar. Geçmişin bilgisi ve geleceğin ihtimali varoluşsal bilincin temelini meydana getirir. ...

MİZANSEN

Eğer birisi, geçmişte yaşanılanlardan ötürü hala suçluluk duyuyor, pişmanlık hissediyor ve utançla kendisine bakmayı sürdürüyorsa; bilmelidir ki, tüm yaşananlar geçmiş benlikler ile deneyimlenen kurgulanmış mizansenlerden başka bir şey değildi ve bunların yaşanması, bu duyguların da açığa çıkması gerekiyordu. Geçmişte kalan bu mizansenlere dahil olan herkes, şu anki bağlı şuurları ile farkında olmasalar da, deneyimlenen katalizörleri yüksek benlikler düzeyinde zaten birlikte tasarlarlar. Bu mizansenler, varlıkların evrim ihtiyacına göre titizlikle oluşturulur ve yaşananlardan, etkileşime girerek birbirleri için görev yapan varlıkların gereken tesiri almaları sağlanmış olur. Varlık, duygularına bu farkındalıkla odaklanabilirse eğer, geçmiş örüntülerine hapsettiği enerjisini zaman düzleminden özgürleştirebilir ve yaşamın içinden akmasını sağlayarak, tam şu anda yeni ihtimalleri kucaklar hale gelebilir.  Geride bırakılmak, terk edilmek, sevilmemek ya da bağımlılıklardan ötürü ötekileş...

GEÇMİŞİN YÜKÜ

 Geçmişin yükünü taşımayı bırakıp, yaşadıklarınızı utanılacak birer hata olarak görmekten vazgeçtiğiniz anda zihninizi özgürleştirebilir ve yaşamın içinizden akmasına izin verebilirsiniz. Geçmişi deneyimleyen siz değil geride bıraktığınız benliklerinizdir. Yaşadıklarınız ile birlikte kıymetli sorumluluklar üstlenerek kendiniz ve yansımanız olan başkaları için öğrenme ve öğretme süreçleri geçirdiniz. Uyumsuz olan şudur ki, insan geçmişine utanarak ve iğrenerek bakar. Bu ayrıştırma ve kabullenememe hali varlık enerjisini suçlu ve hatalı yargılarıyla zaman düzlemine hapseder. Şefkat ise yaşananların kabulü ve şükran ile birlikte gelir. Gelişmiş bir varlığın hatasız, sorunsuz bir yaşam süren değil; türlü hatalar ve ağır deneyimlerin ardından titreşimlerini dengeleyerek farkındalık kazanan olduğunu anımsamak gerekir. Yaşanan her neyse sizi bu ana, bu farkındalığa getirdiği için teşekkür etmelisiniz. Siz geçmiş ya da gelecekteki bir imajda değil, şu andasınız. Limitli benliklerinizle geç...