Ana içeriğe atla

Kayıtlar

enerji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SABREDENLER VE UMUDUNU YİTİRMEYENLER

 "Yaratan, sabredenlerin ve umudunu yitirmeyenlerin yanındadır." Bu tabir teknik bir şeydir. Sabretmek, varlık enerjisinin tükenmesini engeller. Hem bireyin hem de bütünün hayrına olacağı algılanan bir konuda umudu canlı tutabilmek ve yüksek bir imanla dua edebilmek de, madde illüzyonuna doğru yönelerek korkunun, endişenin, kaygının veya pişmanlığın şartlandırıcı etkisiyle tükenecek olan varlık enerjisinin, öze yakın ve derli toplu kalmasını sağlar. Bu hal, sessizliğe ve Sonsuz Yaratan'a en yakın olunan haldir. İrade gösterilerek elde edilen bu durum, varlığın tesir aldığı ve tesir verdiği noktalara hakim olabilmesinin sonucunda beliren meditatif bir idrak halidir. Sevgi bu anda belirir ve bedenli varlık özüyle bu anda hizalanır. Yaşam bütünüyle, varlığın deneyim ve gözlem süreçleri ile birlikte, enerjisini yönlendirmeyi öğrenebilmesi ile ilgili bir olgudur. " Siz bilmezsiniz, O bilir? " Bu ayet makul vicdanın en basit anlatısıdır. Başa gelen ve belki bazen ceza...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...

YARATIMINIZ

Evrendeki sonsuz enerjetik akışı algılayabildiğimiz ve bu sonsuz enerjinin tezahür etmiş varlıklar aracılığıyla yönlendirilirek form kazanabildiğini ve madde realitelerini açığa çıkarabildiğini gözlemleyebildiğimiz için "Sonsuz Yaratan" kavramını kullanıyoruz. Evrende tezahür eden her şey sadece enerji ve bu enerjinin formdan forma geçerek bir düzlemden diğerine akmasının sonucu belirir. Sonsuz Yaratıcı enerjinin benlik sahibi, deneyim arzusundaki varlıklar tarafından evren sahalarına yönlendirilmesi ise Yaratan'dan ötürü yaratan olan varlıkları ve o varlıkların, sonsuz yaratıcı enerjiden potansiyel alan sonlu realitelerini meydana getirir. Dolayısıyla duygunuz, düşünceniz, hareketleriniz, aksiyonlarınız, nefes alış verişiniz bile belirli irade ölçüsünde, sizin aracılığınızla tezahür eden yaratımınızdır. Sonsuz Yaratan'ı ve bu sınırsız yaratıcı enerjiden ötürü evrende fonksiyon gören varlıkları ve varlık sistemlerini birbirinden farkındalıkla ayırmak gerekir. Sıfır no...

TUZAKLAR

Yaşam, en basit tabiriyle enerjinizi nereye yönlendirdiğinizin idrakini kazanarak, üzerinde farkındalıklı hakimiyet sağladığınız deneyim süreçleri bütünüdür. Bu hakimiyetin sağlanması için güçlü, özgür bir iradeye ve iradenin zarar görmemesi için de duru ve dengeli bir zihne ihtiyaç vardır. Zihnin dengede kalabilmesi ise, varlığın bedenine odaklanmasıyla, bağımlılıklarını ve alışkanlıklarını idrak edebilmesiyle sürekli hale gelebilir. Enerjiyi tüketen mekanik yaşam örüntülerinin ve bunları geride bırakmak ile ilgili korkuların üstesinden, bilinçli bir farkındalıkla hayır diyerek gelinebildiğinde ise, doğal bir sonuç olarak iç huzura ve dengeye kavuşulur. Bağımlılıkları ve alışkanlıkları kontrol etmek yerine, verimsiz döngülere odaklanarak varlığın kendisine bakım vermeyi istemesi; hem kendisini sevmesini sağlar, hem de öz değerini bilerek bu hallerden otomatik olarak kurtulmasının yol açar. Bağımlılıklar ve alışkanlıklar varlık enerjisini sömüren negatif tuzaklardır. Bu maddesel örüntü...

ÇİVİT RENGİ BEDEN

"Yüksek benliğe yakınlaşmak" demek, pasif ve potansiyel halde bulunan çivit rengi bedeninin aktifleştirilmesi demektir. Çivit rengi beden yüksek benliğin tezahür etmiş bir kopyasıdır. Kök çakradan giren evrensel enerjinin, spiral çizerek ilerleyen içsel enerjilerle çivit rengi enerji alanda kesişebilmesi, titreşimi yükselen ve irade gösteren varlığın sonsuz zeka ile bağlantı kurmasını sağlar. Bu durum tıpkı internet ağına bağlanan bir bilgisayar gibi, varlığın bilinçüstünden evrenin enerji ağlarına bağlanmasına, göksel bilgilere ulaşabilmesine, duru görü, şifa, medyumluk gibi alanlarda çalışabilmesine olanak sağlar. - Beşer düzeyindeki tüm varlıklar potansiyel halde 7 ışık bedene sahiptir. Potansiyel olarak bütün bedenlere sahibiz, fakat faal halde tezahür etmiş bedenimiz sarı ışın bedenidir, katalizörler bu bedende deneyimlenir. Diğerleri potansiyel halde vardır. Tüm bu bedenlerin ilişkileri karmaşıktır ve tümünün akıl, beden, ruh bileşimi üzerinde etkileri vardır. - İki tip...

SONSUZ ZEKİ ENERJİ

 Sonsuz Yaratan birisinin söylemlerinde, diğerinin sınırlı yol ve yönteminde ya da herhangi bir dinin öğretisinde değil; tam olarak sizin içinizdedir. Burada bahsedilen kesinlikle şiirsel bir şey değildir. Yaratıcı kudret, sonsuz zeki enerji halinde gerçekten her zerrenizde yer alır. Yaratılmış varlık, bu sonsuz enerjinin benlik kazanarak sınırlandırılmış ve bireyselleşmiş bir bölümüdür. Bu bireyselleşme, Yaratan'dan ötürü yaratıcı potansiyel kazandırılmış göreceli ve evrime muhtaç varlıkların tezahür etmesini sağlar. Sonsuz zeki enerji, tezahür eden tüm varoluşun kaynağıdır ve sebep olduğu tüm varlıkların sahibidir. Ayrık görüntülerin tümü illüzyondur. Evreni tek ve bütün bir varlık olarak görmeye çalışarak, O'nu uzaklarda değil, kendi içinizde; herhangi bir yolun götüremeyeceği sınırsızlıkta keşfetmeye çalışabilirsiniz. Önce mutlak bir sonsuzluk vardı, bu sonsuzluk kendisini deneyimlemek için odaklanacağı sonsuz enerjiyi meydana getirdi. Bu odaklanma, tüm varoluşu besleyen, e...

AKTARAN

Varlık, Sonsuz Yaratan ile evrenler arasında yer alan bir kanal bağlantısıdır. Sonsuz yaratıcı enerjiyi belirli bir doğrultuda, belirli mekan ve zaman şartlarında özgür iradesi ile yönlendirme liyakatine sahip olan bu geçit yapısı; tesir alan, tesir veren ve evrene yayın yapan bir radyo istasyonu gibidir. Yaratım, bu yönlenen enerjinin yoğunluğu oranında madde illüzyonunun tezahürü ile devinim eden sonsuz olgudur. Sonsuz yaratıcı enerjinin bireyselleşmesiyle meydana gelen varlıkların iki temel fonksiyonu bu aşamada belirir. İlki, sevgi düzeni içerisinde aksiyon alarak deneyim süreçleri geçirmesi; diğeri ise bu süreçlerde elde edilenleri gözlem yoluyla kanal olarak Yaratan'a aktarmasıdır. Varlık, zihnini inanç, şartlanma ve dogmalardan arındırarak saflaştırdığı ölçüde evrendeki bu fonksiyonunu üst seviyeye taşıyabilir ve yaratılışı idrak ederek anın barındırdığı sevgiyi Yaratan'a bir üst seviyeden aktarır hale gelebilir. Fark edebilen için yaşamın ve varoluşun gerçekten büyük bi...

REFERANS NOKTASI

 Şekillere bürünüp form aldığınız zaman, isim verip tanım atadığınız zaman, sonuca odaklanıp başarıyı kıyasladığınız zaman, geçmiş deneyimlerinize takılıp kendinizi suçlamayı sürdürdüğünüz zaman, korktuğunuz ve endişelendiğiniz zaman, tüm bu kalıplara sıkıştığınız zaman ki gerçekten bunların hepsi zamandır yani illüzyondur; limitli ve ben merkezci yaklaşım biçimlerine sahipsiniz ve katı egonuzla hareket ediyorsunuz demektir. Enerjinizi, referansı limitli madde illüzyonu olan bir noktaya sabitlerseniz tepki ve yaklaşımlarınız da dar, limitli ve bütünsellikten uzak olacaktır. Bu kalıpları neden sonuç ilişkisi geliştirerek giderdiğiniz, çok yönlü yaklaşımlar geliştirdiğiniz ve referans noktasını yaşamın aktığı an olarak belirlediğiniz zaman ise özünüzdeki limitsiz sevgiye erişerek yüksek karakterli vicdani yaklaşımlar geliştiriyorsunuz demektir.  İmajinasyon ruhsal bir faaliyettir ama öte yandan bu yolla meydana gelen imgesel örüntüler maddedir. İllüzyon içerisinde, zaman düzlemi...

YARATAN VE GÖZLEYEN

 Düşünce üretmek ve deneyim sağlamak için madde illüzyonuna yönlendirdiğiniz enerjinizi, zihinde tekrar bir noktada toparlamalısınız ki, yaratımınızı ve bu yolla ne ürettiğinizi görebilesiniz. Salt gözlemci bu anda hareket alanını fark ederek realitelerini tıpkı bir resim gibi bütün halde görebilir. Varlığın hem yaratıcı hem de yarattığını gözlemleyen iki fonksiyonu bu noktada, döngünün sönümlenmesiyle tamamlanır ve bir üst aşamaya geçilir. Bu nokta, ancak odaklanma halinde açığa çıkan ve birbirinin aynısı olan sessizlik, sevgi, an, barış ve şimdi kavramlarıyla tanımlanabilen kapsayıcı zamansızlık noktasıdır. Bu anda illüzyon dağılır ve içinizden bir kelime bile geçirmezsiniz. Sadece sevinç içinde güzelliği duyumsarsınız. Tekamül süreçleri, sonsuz potansiyelden güç alan varlığın, enerjisini enkarne olduğu boyut düzleminde yönlendirebilmeyi öğrenmesiyle gelişir. Bu da, varlığın bedenini, zihnini, yaşadığı fizik düzlemi ve şekillendirdiği madde ortamını mümkün olan en iyi oranda idra...

VARLIK İMAJI

 Yaşam, her zerresiyle düşüncenin zihin tarafından aksettirildiği bir ekran görevi yapar. Yani, zihinde canlandırılan imaj, zamanın akışıyla mekan içerisinde hareket kazanır ve madde illüzyonunda can bulur. Deneyimlenen bu akış içerisinde, karşınızda gördüğünüz arkadaşınız değil onun duyularla algıladığınız imajıdır. Gözlemlediğiniz bir olay ya da geçmiş hatıralarınız da birer imajdan ibarettir. Duygu, bilgi ve hislerinizle bağlantı kurduğunuz aileniz, ırkınız, milletiniz, bayrağınız da sadece birer imajdır. Madde illüzyonu, varlık imajlarını etkin olduğu boyut düzlemi boyunca yoğunluğu oranında taşıyan deneyim sahasıdır ve limitlidir. Bu limitli sahanın gözlemlenmesi, algılanması ve bu sayede imajların meydana getirdiği ayrılıkların giderilmesi, limitsiz olanın tezahürünü sağlar. Siz bunu sevgi olarak duyumsarsınız. Yaşamda deneyimlenen ve algılanan olaylar, kişiler ya da durumlar değil; tüm bunların limitli sahada yani madde ortamında tezahür etmiş hareketli birer versiyonudur. İ...

DEĞER FARKINDALIĞI

 Siz, kendinizi bile yeterince tanımıyorken, her gün bir oranda daha yüksekten keşfediyor ve evrende ne kadar önemli bir fonksiyona sahip olduğunuzu bilmiyorken, kendi değerinizi neden başkalarının sınırlı yargılarına göre belirliyorsunuz? Kendinize odaklanmanız kendinizi sevmenize ve kıymetinizi anlamanıza eş değerdir. Kendinizi sevmeniz ise yaşam döngüleriniz boyunca aldığınız aksiyonların neden ve sonuçlarını algılayarak süreçlerin idrakine varmanız demektir. Yaratan'ın sevgi ve ışığını başkalarına aktararak hizmet edebilmenin yolu da bu bireysel farkındalıktan geçer. Şifacı önce kendisini iyileştirebilmelidir. Evren dev bir organizmadır ve zinciri oluşturan halkalar birbirine karşı sorumludurlar. Bir varlık diğerinden daha değerli ya da değersiz değildir. Sadece evrim düzeyi oranında liyakati farklıdır ve bu ölçüde fonksiyon görüp sorumluluk alırlar. Geçirilen her deneysel aşama ve gözlem süreci bunu deneyimleyen varlıkla birlikte Sonsuz Yaratan tarafından da özümsenir. Tüm var...

SEPERASYON

 Bilinciniz, korkularınız, kaygılarınız, sevinçleriniz, tepkileriniz aynı. Bedenleriniz, hareketleriniz, gülmeniz, ağlamanız aynı. Deneyimleriniz, algılama biçiminiz, zekanız aynı. Aynı ortak paydada, aynı zaman düzleminde, aynı dünyada birbirinizi aynaladığınız ilişkiler içerisindesiniz. O halde nedir sizi ayıran? Irkınız, renginiz, dininiz, statünüz ve bunlar gibi zihninizde yarattığınız illüzyonatif imajların yol açtığı separasyon, üzerlerinde hakimiyet sağlayamadığınız sürece sizi şartlandırır ve enerjinizi tüketerek kısır yaşam döngülerine hapseder. Düşüncenin yol açtığı separasyona tutunarak çatışmak, göz yaşı dökmek ve birbirinizi öldürmek için değil; bu sapmaları idrak ederek sevgiyle gidermek için buradasınız. Birliği kavramanın yolu onu görmeyi istemekten ve ayrılıkları gidermekten geçer. Bu sayede katı egolar geçirgen hale gelebilir ve Sonsuz Yaratan'ın sevgisi ve ışığı illüzyon içerisinde belirebilir. Hepiniz maddeyi şekillendirme harekatı için buradasınız. Hepiniz sons...

SORGU

 Negatif ruh halinin ya da olumsuz bir durumun geçmesi için sürekli çaba göstermek yerine, bu durumun neden meydana geldiğini sorgulayarak sebeplerini algılamak ve sorunun köklerine inmek, uygun kararlı tepkiyi geliştirmenin yolunu açar. Sorgulama hali adım adım düşünceyi saflaştırabilir ve zihin gelişen resmi giderek yüksek bir seviyeden algılar. Tekrar eden döngülere dikkatle odaklanmak ve yaşanılanlara konsantre olarak neden sonuç ilişkisi geliştirmek algının kapısını açar. Bu noktada yapılan gözlem ve elde edilen verilerin öz bilgiye dönüşmesi ile birlikte, yaşanılan durum ile ilgili negatif hisler hafifler ve illüzyona ait imajların tesirlerinden özgürleşilir. Sevgi bu anda, anlayış halinde ruhsal kudretin kapsayıcı hakimiyetiyle tezahür eder. Zihin, komutla çalışan, belleğinde barındırdıklarını iradeniz doğrultusunda düzenleyen ve önünüze getiren bir ekrandır. Ancak görmeyi isterseniz size gösterir. Sorgu, adım adım düşüncenin saflaşması için ve ekrana gelen hafıza parçaların...

SEVMEK

 Sevmenin ne demek olduğunu iyi anlamak lazım. Eskide kalan bir ilişkiye dair yaşanılanların sürekli anımsanarak geçmişe özlem duyulması sevgi değil bağımlılıktır. Bir nesnenin arzulanması, elde edilmesi ve o nesnenin yörüngesinde bir yaşam sürülmesi sevgi değil hazdır. Benzer olayların yaşanıp, zararlı sonuçlarına rağmen bu olaylara sebep olan insanlardan kopamamak sevgi değil korkudur. Sevmek, o şeye, nesneye, insana, olaya dikkatlice odaklanmak ve onu mümkün olduğunca saf bir biçimde algılayarak realitesine hakim olmak demektir. Gerisi haz, korku, bağımlılık vb. zamana ait, öte yandan varlığın aslına ait olmayan duygu durumlarıdır. Sevgi bir eylem değil; oluş ve kavrayış halidir. Sevmek ise anlamak ve anlamlandırmakla eş değer geliştirilen birleştirici tepki biçimleridir.  İnsanlar, yaşamlar boyunca dünya okulunun bu derslerini vererek sevgi realitesine hakim olurlar. Bunun için zaman düzlemine ait duygu ve onların neden olduğu realiteler ile varlığın özüne ait sarsılmaz ve...

DUYGUNUN REHBERLİĞİ

 Bir varlığın kendi enerjisinin farkında olup, bunu kontrol edebilmesi ve gereken düzleme kanalize edebilmesi o varlığın gelişmişliğiyle doğru orantılıdır. Verim alma noktasında sıklıkla sorun yaşadığımız ve bizi tüketen yegane unsur duygularımızdır. Duygular, gölgelerimizle yüzleşmemiz ve yaşamda gereken tepki biçimlerini geliştirebilmemiz için bize yol gösteren ve rehberlik yapan zamana ait yönlendiricilerdir. Dolayısıyla zihinde beliren bu unsurları analiz etmek, onlardan ötürü yargılamak, eleştirmek, çatışmak veya sinirlenmek enerjinin zaman düzleminde hapsolmasına ve tükenmesine yol açacaktır. Bu durum, varlık enerjisinin toparlanarak çözüm ve dönüşüm için kullanılmasının önüne geçer ve ayrışma yaratır. Oysa ki varlık andadır ve arzu edilen dönüşüm zaman düzleminde değil, içinde bulunulan şu anda gerçekleşebilir. Duyguların rehberliğine erişebilmek için onları bütün halde, sadece görmeyi istemek gerekir.  Duyguların etrafında dolanmak yerine, şu anda dönüşebilmek için ne ...

VAZİFEDAR

Bir insanın vazifesi, içinde bulunduğu ana odaklanarak dolu dolu yaşamasından ve hayatın içinden akıp gitmesine izin vermesinden başka bir şey değildir. Yaşam zaten gereken her şeyi bu akış halinde varlığın karşısına çıkaracaktır. Etkileşimde bulunduğumuz en küçük toplumsal birimden, en geniş kitlesel ölçeğe kadar dahil olacağımız her türlü aksiyon halihazırda vazifemizi tanımlar. Yaratılışın bir üst ölçekten algılanmasıyla birlik duygusu giderek derinleşir ve diğer varlıklara karşı sorumluluk hissedilir. Bu sorumluluk, liyakati ve eriştiği bilinç düzeyi doğrultusunda varlığı, yansıması olan ve kendinden ayrı olmayan diğer varlıklar için mücadele etmesi gerektiği idrakine ulaştırır. Bu yüzden vazife verilmez, vazife yapmanın farkındalığına ve önemine erişen kimse tarafından emek verilerek ve irade gösterilerek alınır. Yaşam içerisinde, deneyimlediğimiz realiteler boyunca yaptığımız gözlemler ve elde ettiğimiz tüm veriler, bizimle birlikte deneyimleyen Sonsuz Yaratan tarafından da özüms...

KIYAS

Şu anda içinde bulunduğunuz haller size özgüdür ve deneyimledikleriniz tesadüf değildir. Her varlığın tekamül süreci eşsizdir. Karşınıza çıkan olaylar, sizi gölgelerinizle yüzleştirerek, tıkanmış süreçlerinizi giderebilmeniz ve karmik döngülerinizin ötesine farkındalıkla adım atabilmeniz için birçok fırsatlar sunar. Bu yüzden kendi yolculuğunuzu bir başkasının yolculuğuyla kıyaslamanız anlamsızdır. Onun yerine, enerjinizi kendi içinize odaklanmak için kullanabilir, yaşadığınız süreçleri mümkün olan en yüksek dereceden algılayarak vicdanlarınızdaki katı yanları gidermek için çalışabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Özgür irade ile dikkatle odaklanılan ve anlamlandırılan anda sevgi vardır.  Nasıl geçmiş ve gelecek imgelerine yönlendirilen varlık enerjisi zihni çözümsüzlük içinde zaman düzleminde tutuyorsa, her yönüyle eşsiz süreçler geçiren iki varlığın kıyaslanması da enerjinin israf edilmesine yol açar. Enerji, varlık özelinde saf düşünce ve gözlem...

YARGILAMA, SEV!

Sizin gibi düşünmeyen ya da görüntüsü ve davranışları sizinkine benzemeyen herhangi bir varlık, onu gözlemleyerek saf bir biçimde, kendinizden ayrıştırmadan algılamanız içindir ve sizi size gösteren bir ayna görevi görür. Zihninizde o varlığa dair imaj oluşturmaya başladığınız an analiz yapmaya, kıyaslamaya ve dolayısıyla yargı oluşturmaya başlarsınız. Görecelinin, yine kendi gibi göreceli bir varlıkla kıyaslanması varlık enerjisini özden uzakta, zaman düzleminde tutar. Derin odaklanma ve dikkat halinde zaman düzlemine yönlendirilmiş bu enerji öze çekilir ve kendisine ayna olan varlığı anlamanın yolu açılır. Bilinçli farkındalık ve sevgi bu noktada tomurcuklanmaya başlar. Bunun için bir çabaya, eyleme ve zihinde imaj oluşturmaya gerek yoktur. Sadece görmeyi istemek yeterlidir. Saf bir biçimde anlayıp algılamak sevmeye eş değerdir ve kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Her varlık eşsiz bir öze sahiptir ve yolculuğu esnasında deneyimledikleri özgündür. Yargı, bu yolculuk esnasında birinin...

IŞIMA

Sevgi özünüzdür, ana ve bütünlüğe aittir. Kaynak olandır. Yaşam içerisinde gözlemlediğiniz tüm ayrılıklar ve çatışmalar sevgisizlikten kaynaklanır ve korkudan beslenir. Yaşadığınız herhangi bir olaya dikkatle odaklanarak içeriğini ve size ne söylediğini fark ederek bilince getirmediğiniz sürece kısır döngülerin kontrolünde sevgisiz bir yaşam sürersiniz. Yaşananları gözlemler, tüm yönleriyle algılar ve irade göstererek ayrılıkları giderirseniz özünüzdeki sevgiyi ortaya çıkarırsınız. Böylece adım adım dünya okuluna ait sevgi derslerini verebilirsiniz. Sevgi, yargısız bakabilmekten ve saf  düşünceyle algılamaktan geçer. Ne yaşanırsa yaşansın bu düzlemdeki döngüler, derinlerinde yatan sevginin ortaya çıkarılabilmesi içindir. Yaşamlarımıza bu şekilde odaklanmak, kendimizin ve varoluşun giderek daha da çok idrakine varabilmemizi sağlar. Yargı ve korku zamana ait imgelerdir, varlığın özüne ait değillerdir. Eğer birisi enerjisini zaman düzlemine ait bu imgelerden kurtararak özünde toplayab...

ANDA KALABİLMEK

Varlık enerjisinin zamana ait düşünsel unsurlardan kopartılarak, zihinde tek bir noktada yoğunlaştırılması, öze yaklaştırılması ve bu sayede enerjinin, etkileşimde olunan realitelere farkındalıkla odaklanılarak; onları algılamak ve anlamlandırmak için kanalize edilmesi, anda kalabilmenin yolu açılır. Enerjinin zaman düzleminden ana çekilmesi, tıpkı meditasyonda olduğu gibi, tüm düşünce, yargı, eleştiri, korku gibi madde illüzyonuna ait unsurların devre dışı bırakılmasını sağlayarak, varlığı meditatif bir hale sokar. Bu sayede saf gözlem yapabilmenin yolu açılır. Böyle bir şuur halinde gözlenen ile gözlemleyen arasında illüzyona dair hiçbir aracı unsur kalmaz ve birlik açığa çıkar. Bu yüksek algı halinde realite üzerinde hakimiyet kurulur ve sevgi açığa çıkar.  Zamana ait düşünsel unsurlar nelerdir?  Hareket, düşünce, korku, endişe, kaygı, çatışma, kıyaslama, bölünme, ayrışma, çekişme, kıskançlık vb. unsurlardır. Tüm bunların kaynağı zihnin ürettiği imgelerdir. Bu imgelerin tes...