Ana içeriğe atla

Kayıtlar

organizma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

DEĞER FARKINDALIĞI

 Siz, kendinizi bile yeterince tanımıyorken, her gün bir oranda daha yüksekten keşfediyor ve evrende ne kadar önemli bir fonksiyona sahip olduğunuzu bilmiyorken, kendi değerinizi neden başkalarının sınırlı yargılarına göre belirliyorsunuz? Kendinize odaklanmanız kendinizi sevmenize ve kıymetinizi anlamanıza eş değerdir. Kendinizi sevmeniz ise yaşam döngüleriniz boyunca aldığınız aksiyonların neden ve sonuçlarını algılayarak süreçlerin idrakine varmanız demektir. Yaratan'ın sevgi ve ışığını başkalarına aktararak hizmet edebilmenin yolu da bu bireysel farkındalıktan geçer. Şifacı önce kendisini iyileştirebilmelidir. Evren dev bir organizmadır ve zinciri oluşturan halkalar birbirine karşı sorumludurlar. Bir varlık diğerinden daha değerli ya da değersiz değildir. Sadece evrim düzeyi oranında liyakati farklıdır ve bu ölçüde fonksiyon görüp sorumluluk alırlar. Geçirilen her deneysel aşama ve gözlem süreci bunu deneyimleyen varlıkla birlikte Sonsuz Yaratan tarafından da özümsenir. Tüm var...

DÜŞÜNME SÜRECİ

Hiçbir kurtarıcı, yol, öğreti veya din yoktur ki, siz düşünmediğiniz sürece sizi aydınlığa ulaştırsın. Dogmaları yıkabilmenin ve onlardan özgürleşerek idrakli hareket edebilmenin yegane yolu, şartlanmamış bir zihinle, korkmadan, sınırsızca düşünebilmekten geçer. Bu sayede yüksek benlik egosal benliklere boyun eğdirilebilir ve özün madde düzleminde pırıl pırıl ışıldamasının yolu açılır. Varlık bu noktadan sonra şahsiyet kazanmaya başlar, hayata yargısız bakabilir, varoluşu koşulsuz sevip kucaklayarak, bütünü bir olarak görebilmesinin önündeki illüzyonik kalıpları parçalayıp dağıtabilir. Bir varlığı edindiği bilgisi değil, o bilginin tesiriyle geçirebileceği düşünme süreçleri aydınlatabilir. Varlık, ne kadar az sorguladığının ve neden sorusunu içine yeterince yöneltip yöneltemediğinin farkında olabilmelidir. Yaşamın her anında, varoluşa dair tüm gözlem ve etkileşimlerimizde bir hamleyi ne kadar sorgulanmış bir anlayışa göre yapıyoruz veya ne kadar otomatizmaya dayalı katı kalıpların yönl...

İDRAK AĞACI

Eğer bir Tanrı varsa, O'nu, yaratımını algılayabildiğiniz kadar bilebilirsiniz. Bu yüzden Tanrı'yı tanımak, varlıklar aracılığıyla meydana getirilen yaratımını anlamakla mümkündür. Sevgi, ancak idrak ağacının dallarına tırmanabildiğinde genişleyebilir ve göğe yaklaşabilir. Dolayısıyla idrakin artması, varlığın kendisiyle birlikte deneyimleyen Tanrı'yı tanımasının da anahtarıdır. Bu içsel bir keşif ve kendini gerçekleştirme sürecidir. O'nu hala korku dolu, baskıcı, cezalandıran ve kısıtlı dar anlayışlarda aramak; İbrahim'in kırdığı putlara tapınmaya eş değerdir. Üst realiteye geçiş, varlığın sorgulayarak, saf ve şartsız düşünce modelini içselleştirmesi ile mümkün olabilir. En yüksek dinin, aklınız ve sezgilerinizle eriştiğiniz en yüksek anlayışta olduğunu ve ancak idrak etmenin hakiki mutluluğu getirebileceğini anlamak gerekir. Kendinize varlık ve yaratım hakkında sorular yöneltebildiğiniz ve içtenlikle, egolarınızı bir kenara bırakarak onları cevapladığınızda gelişi...

YALNIZLAŞMA

Erişilen farkındalık, yalnızlaşmanın elbette en büyük sebebidir. Bilge bir yalnızlığı, sorgulamamanın derin hipnoz etkisine ve huzuruna tercih eden varlık; yolda kalabilmenin, ilerlemenin ve umudun imgesini tüm zorluklara rağmen sağ cebinde taşır. Bu imge bazen kor alevlere dönüşür, deler geçer bedenini; bazen de çiçek açar, kendisini aşar... Varılan her durak, yeni bir mutluluk evresinin bilgisini içerisinde barındırır. Kaderidir her varlığın ilerlemek, bu sevgi yolunda keşfederek O'nu, gözleyerek her baktığı yerdeki yansımasını ve gerçekleştirerek kendisini, kendi iradesiyle adım adım... Uyanış sürecinde misiniz? Siz konuşmaya başlayınca etrafınızdaki insanlar size garip garip mi bakıyor? Anlaşılmadığınızı mı düşünüyorsunuz? Yoksa, giderek yalnızlaştınız ve size uyum sağlayacak, benzer frekanstaki varlıklarla karşılaşamama gibi korkularınız mı var? Lütfen endişelenmeyin, elbette ki bu yazı dertlerinize derman olacak çözümü kendi içinizde bulabilmeniz için gerekli olan tesiri şidd...

ENKARNASYON & REENKARNASYON

 Reenkarnasyon bir inanç değil, farkındalık meselesidir ve evrenin işleyiş biçiminin temelidir. Evrim ihtiyacı duyan tüm varlıklar, belirli bir devre boyunca, bilinç yapılarına ve gözlem ihtiyaçlarına uygun olan gezegenlerde tekrar tekrar doğarlar. Ölüm bir son değil, yeniden doğacak, yani yeni bir şuur haline geçecek olan varlığın geçiş, dinlenme ve bir önceki enkarnasyondan elde ettiklerini özümsemesi sürecidir. Yaratan'ın bilgisi sonsuzdur, dolayısıyla evrim farklı gezegenlerde, farklı beden yapılarında ve bilinç seviyelerinde hiç bitmeden devam edecektir. Reenkarnasyon anlayışını, ruhsal bilgiler ışığında, dogmalardan kurtararak gereğince içselleştirebilmek, varlığın, evreni yani kendisini tanıyabilmesinin ve farkındalıklı hayatlar yaşayabilmesinin gereğidir.  Enkarnasyon şuur değişimi demektir. Her yeni yaşam, öncesinde kurgulanır ve realiteler düzeyinde gerekli olan şuur haline geçilir. Bu kurgu, yaşam maketini oluşturan yüksek benliğin kader planlamasıdır. İç içe geçmiş...

OTOMATİZMA

Siz, herhangi bir dinsel otomatizmanın içerisine girmeyi reddettiğinizde, Sonsuz Yaratan'ı ve onun yasalarını reddetmiş olmuyorsunuz. Tam tersi, size dikte ettirilen sınırlamalar ve yaşamın özünü oluşturan deneysel süreçlerinizi kısıtlayan dogmatik, kapalı anlayışlardan kurtulmuş oluyorsunuz. Açık bilgilerle hareket ederek, Yaratan'ın sevgisi ve ışığının, varlığınızın her zerresinde olduğunu fark etmeniz, attığınız her adımın zaten O'ndan ötürü olduğunu anlamanız, dışsal şartlandırma öğeleri yerine, nefsinizi tanıyarak kendi denetim mekanizmanızı oluşturmanız, idrakli yaşamanın temelini oluşturur. Aklınızla, sorgulayarak ulaşabildiğiniz en yüksek anlayışın sizin hakiki dininiz olabileceğini anladığınız zaman, kendi realitenizi kendiniz belirleyebilecek ve evrim basamaklarını özgürce tırmanabileceksiniz. Dinler, evrenin işleyişi dahilinde, bizlerin tekamülünü gözeten vazifeli varlıkların, Sonsuz Yaratan'ın bilgisinden ötürü aktardıkları, bilinç düzeyimizin gelişmişliğine...

SEVAP & GÜNAH

Günahlar biriktikçe endişe duymamız gereken, sevaplar ise topladıkça çıkar sağlayıp, puan kazanabileceğimiz kavramlar değillerdir. Günah diye nitelediğimiz ve bazen de kendimizi yargıladığımız negatif tutum ve eylemler, neden sonuç ilişkisi dahilinde, bizleri dönüştürecek ve evrim basamaklarında yukarı taşıyacak olumlu adımları atabilmenin itici gücünü oluşturmaları için vardır. Erişilen yüksek bilinç ve gelişen vicdani değerler ile birlikte, olaylara verdiğimiz tepkiler de giderek rafine bir hal alırlar. Sevap, geliştirilen davranış ve tepki modellerinin, pozitif kutuplaşmanın ve ruhsal kazanımların bir göstergesidir. Bu kavramlar hakkındaki bakış açımızı bilgiyle genişletebilmek; kendimizi bağışlayıp, geçmişin tesiri altında kalarak suçluluk duymamamız gerektiğini ve attığımız her adımın, Sonsuz Yaratan'ın yolunda, çıkar ve fedakarlıktan öte birer vazife olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır. Korku, cezalandırılma, suçluluk hissi ya da ödül beklentisi, yaşam içerisinde bilgisizc...

ŞEYTAN

 Şeytan, boynuzu, kuyruğu ve alevden bedeni olan bir varlık değildir. Duyumsadığımız korku, sevgisizlik ve nefsimizin kontrolü altında yaşamamızın evrensel sembolüdür. Şeytan: koşulsuz sevgiyi, merhameti, anlayışı, yüksek vicdani değerlerin ortaya çıkmasını engelleyen, içsel kaynaklarımızdan beslenen, bizden ayrı ve uzak olmayan yanımızdır. İkili denge sisteminde, pozitif yönde kutuplaşmanın, potansiyel verici negatif unsurudur. Akıl etmek, idrakli yaşamaya çalışarak sorgulanmamış anlayışları dönüştürmek, bu konuda elde edebileceğimiz farkındalığın anahtarıdır.  Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınmaya niyet etmek: korkudan, bilgisizlikten ve akıl etmemekten; Sonsuz Yaratan'da temsil olunan yüksek vicdani değerlere uyumlanmaya niyet etmek demektir. Geçmişten bu yana gelen ve dinsel metinlerde çokça bahsedilen şeytan kavramı, kolektifte imgelenen korkunç imajların aksine, negatif ve geri yönde kutuplaşmanın ve maddesel düzlemde Sonsuz Yaratan'dan öte rabler edinmenin sembolüdür....

RÜYALAR

 Rüyalar bazen duru görü biçiminde, gerçekleşecek olayları bizlere direkt olarak aksettirirler ama genel manada bilinç ve bilinçdışı arasında bir köprü oluşturarak tekamül sürecinin hızlandırılması ve yapılandırılması için türlü ipuçlarını aktarmaya çalışırlar. Rehberlerimiz, yüksek benliklerimiz ve ruhsal planlar bu rüyaların kaynağıdır. En anlamsız gibi görünen rüyaların bile temelinde derin manalar vardır ve rüya örgüsünü çözebildiğimiz zaman, tekamül süreçlerimiz için büyük faydalar sağlayabiliriz. Geçmişten getirdiğimiz korku ve baskı kalıpları, çözümlenmesi gereken travmalar ve geleceğe yönelik hamlelerimize dair rehberliği, rüyalar sayesinde perdenin ötesine nüfus ederek alabiliriz. Varlığımızın özü bedenden öte ve tüm evrene nüfuz edebilen enerjetik ruhsal yapıdır. Madde düzleminde enkarne olmamız belirli bir dönem için beden kurma ve şuurumuzu o düzlemin şartlarında deneysel süreçler geçirecek biçimde uyumlama süreçleridir. Enkarnasyon şuur daralmasını, dolayısıyla katalit...

DEVRE SONU

Varlıklar bir devre boyunca defalarca doğarlar ve ölürler. Realiteler bu süreçlerde gelişen duygu ve bilinç durumlarının karşılığı olarak giderek kapsamlanırlar. Varlıkların bir sonraki evrim basamağına ulaşmaları ve evrenin üst kademelerinde fonksiyon görmeleri, bu döngüsel devrelerin sonunda erişebildikleri şuur uyanıklığı sayesinde gerçekleşir. Sevginin uygulamalarını idrakle yapabilen, vicdanını nefsinin tersi yönünde geliştirebilmiş, egosal benliklerini şifalandırabilmiş ve evrenin işleyişi hakkında bilgi sahibi olabilmiş kimse bu aşamayı başarıyla tamamlayabilmiş demektir. Devre sonuna yaklaşıldığında ruhsal idare mekanizması tarafından planlanan kitlesel ölçekteki baskılayıcı, dönüştürücü ve tekamülü hızlandırıcı olaylar, bu geçişi yapacak yani hasat edilecek varlıkların oranını artıracak tesirlerin kaynaklarıdır. Kuran'da yer alan altından ırmaklar akan, yani tüm bu dünya tesirlerinin geride kaldığı cennet bu geçişi yapabilen, hasat edilmiş varlığın sevincidir. Dinsel metin...

BAĞIŞLANMA

 Sonsuz Yaratan, aynı hataları tekrarladıkça utana sıkıla sürekli af dilememiz gereken bir varlık değildir. O bizi yargılamaz, asla cezalandırmaz. Yaratan'dan bağışlamasını dilemek, içinde bulunulan negatif durum ya da tutumdan ders alarak idrakli bir biçimde pozitif yönde dönüşmenin gereğini anlamak demektir. Varoluşumuz her yönüyle O'nu arayışımızın ve birlikte deneyimlememizin yolculuğudur. O, sevgisi ve ışığı ile her zerremizdedir ve bizden ayrı değildir. Üçüncü titreşim seviyesinin dogmatik anlayışlarına ait korkutan, baskılayan ve cezalandıran tanrı anlayışını içimize yönelerek, farkındalıkla dönüştürmemiz gerekir. Bağışlanma, kendi içimizde bulduğumuz, pozitif yönde geliştirdiğimiz idrak hamlesidir. Yüzleşme, kendi vicdanımızla baş başa kalmamızdır. Tanrı ne bir kalıba sokulabilecek, önünde suçluluk hissetmemiz  gereken bir varlıktır ne de bizi yargılayacak bir yargıçtır. İyi ya da kötü yoktur, hepsi görecelidir. Enkarnasyonun amacı olan biteni tüm yönleriyle gözlemleme...

ORGANİZMA

 Evren dev bir organizma gibidir. Yaratan'ın sistemlerinde, evren ve yaratılan varlıklar her daim bir üst şuur aşamasında yer alan varlıklar tarafından idare ve himaye edilirler. Yaratan'ın sonsuz bilgisinin her seferinde farklı bir istasyondan geçerek evrim ihtiyacı duyan varlıklara, gereksinimleri doğrultusunda projekte edilmesi ve tekamül süreçleri geçirmelerinin sağlanması, işleyişin özünü oluşturur. Tekamül, bilginin aşama aşama varlıklarca işlenmesi ve özümüzde var olan sevginin, tanrısallığın madde düzleminde giderek keşfedilmesi süreçleridir.  İmajinasyon yeteneğine sahip, irade sahibi olan ve düşünebilen beşeri varlığın bu işleyiş içerisindeki görevi, bilginin işlenmesi ve transforme edilerek başka bir şuur sahasına yönlendirilmesi süreçleridir. Madde evreninin içerisinde duyumsadığımız tüm realiteler bu şekilde tezahür eder. Her varlığın yaratan olması bu süreçlerde üstlendiği görevden ötürüdür.  Giderek farkındalığı artan ve evrenin işleyişi hakkında bilgi sahi...