Ana içeriğe atla

Kayıtlar

benlik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MİZANSEN

Eğer birisi, geçmişte yaşanılanlardan ötürü hala suçluluk duyuyor, pişmanlık hissediyor ve utançla kendisine bakmayı sürdürüyorsa; bilmelidir ki, tüm yaşananlar geçmiş benlikler ile deneyimlenen kurgulanmış mizansenlerden başka bir şey değildi ve bunların yaşanması, bu duyguların da açığa çıkması gerekiyordu. Geçmişte kalan bu mizansenlere dahil olan herkes, şu anki bağlı şuurları ile farkında olmasalar da, deneyimlenen katalizörleri yüksek benlikler düzeyinde zaten birlikte tasarlarlar. Bu mizansenler, varlıkların evrim ihtiyacına göre titizlikle oluşturulur ve yaşananlardan, etkileşime girerek birbirleri için görev yapan varlıkların gereken tesiri almaları sağlanmış olur. Varlık, duygularına bu farkındalıkla odaklanabilirse eğer, geçmiş örüntülerine hapsettiği enerjisini zaman düzleminden özgürleştirebilir ve yaşamın içinden akmasını sağlayarak, tam şu anda yeni ihtimalleri kucaklar hale gelebilir.  Geride bırakılmak, terk edilmek, sevilmemek ya da bağımlılıklardan ötürü ötekileş...

ANIN FARKINDALIĞI

 Anın farkındalığı, geleceği düşünmemek ya da geçmişi hatırlamamak gibi bir durumdan ibaret değildir. İçinde bulunulan an sevgi taşır. Bu sevgiye erişebilmek, yaşamın esas akışının, inanılan ve hayal edilen geçmiş/gelecek vizyonlarında değil; tam şu anda, içinde bulunulan durumların idrakiyle mümkün ve aktif olabileceğini kavramaktan geçer. Gelecek imajları kaygı duyar, mutluluk, rahatlık, haz arar ve idealize eder. Geçmiş imajları acı çeker, pişmanlık duyar ve suçluluk taşır. Tüm bunlar zamana ait limitli benliklerin eseridir. Duyguyu fark etme, kabullenme ve içselleştirme ise anda belirir. Geçmiş bu anda dönüştürülür, gelecek aksiyonları ulaşılan idrakin ardından bu anda dizayn edilir. Tüm mesele, zamana yayılan ve varlığı tüketen limitli imajların neden olduğu düşünce sapmalarının saf bir şekilde gözlemlenip algılanmasıdır. Bu yüzden duyguyu ayrıştırmadan gözlemlemek, kabul etmek ve odaklanarak kıymetli tesirlerini özümsemek dağılan varlık enerjisini derleyip toparlar. Bu durum ...

EŞSİZ

Yaratan'dan ötürü yaratan olan her varlığın ruhsal karakteri eşsizdir ve kendine özgüdür. Bu özgünlüğün madde illüzyonunda belirebilmesi, özgür irade sahibi varlığın yaratımının da kendisine ait olmasına bağlıdır. Limitli benlikler düzeyindeki tüm davranış biçimleri birbirini taklit eder halde mekanik döngüleri tanımlar. Benzer hazlar, acılar, mutluluklar, birbirinden farklı olmayan çatışma ve kutuplaşma halleri ve bunların dayandırıldığı sınırlı realiteler, varlıkları kitlesel anlamda sürükleyen, tek tipleştiren ve esasen varlığın özüne ait olmayan unsurlardır. Şahsiyet, tüm bunların üzerine sevgi ve idrak ile çıkılarak yüksek benliğe yakın hareket edilebildiğinde belirmeye başlar ve varlık bir karakter ortaya koyabilir hale gelir. O, artık kitleleri izlemeden, aklı ve vicdanının rehberliğinde sevgi ile hareket eder ve ayrıştırıcı realitelerin ötesinde birleştirici, özgün tepki biçimleri ortaya koymaya başlar.  Bu noktada kazanılan farkındalık, idrak ve irade ile biçimlendirilmiş ...

MEKANİK BENLİK

 Beşer, enkarne olduğu madde yoğunluğunda; bilgi, düşünce ve duygularının karşılığı olan benlikleriyle realitelerini deneyimler. Varlığın imajinasyonu ruhsal bir faaliyet olmasına karşın, zaman düzlemi boyunca yayılan ve bu yolla benlikleri meydana getiren düşünce ve duyguları mekanik imgesel örüntülerdir, tesir kaynaklarıdır ve yapıları maddedir. Evren, çok boyutlu yapısıyla bu limitli örüntülerin yansıtıldığı aracı deney alanıdır. Bu örüntülere akıl yoluyla, mekanik olmayan, yüksek karakterli ve incelikli yaklaşım biçimleriyle odaklanıldığında; ruh, bedeninin yani illüzyon içerisinde zamana bağlanan sonda aracının üzerinde hakimiyet kurabilir, yaratımı genişletebilir ve kapsamlanan gözlem süreçleri geçirebilir. Geçilen her aşamada geçmiş bilgi birikiminden ve hafıza katmanlarından veri sağlanır. Bir varlık, şartlanmaya ve ayrışmaya yol açan mekanik benlik odakları üzerinde ne kadar çok hakimiyet sağlayabilirse, özünün sınırsız sevgi ve ışığını sınırlı madde ortamında akıl yoluyla...

YARATAN VE GÖZLEYEN

 Düşünce üretmek ve deneyim sağlamak için madde illüzyonuna yönlendirdiğiniz enerjinizi, zihinde tekrar bir noktada toparlamalısınız ki, yaratımınızı ve bu yolla ne ürettiğinizi görebilesiniz. Salt gözlemci bu anda hareket alanını fark ederek realitelerini tıpkı bir resim gibi bütün halde görebilir. Varlığın hem yaratıcı hem de yarattığını gözlemleyen iki fonksiyonu bu noktada, döngünün sönümlenmesiyle tamamlanır ve bir üst aşamaya geçilir. Bu nokta, ancak odaklanma halinde açığa çıkan ve birbirinin aynısı olan sessizlik, sevgi, an, barış ve şimdi kavramlarıyla tanımlanabilen kapsayıcı zamansızlık noktasıdır. Bu anda illüzyon dağılır ve içinizden bir kelime bile geçirmezsiniz. Sadece sevinç içinde güzelliği duyumsarsınız. Tekamül süreçleri, sonsuz potansiyelden güç alan varlığın, enerjisini enkarne olduğu boyut düzleminde yönlendirebilmeyi öğrenmesiyle gelişir. Bu da, varlığın bedenini, zihnini, yaşadığı fizik düzlemi ve şekillendirdiği madde ortamını mümkün olan en iyi oranda idra...

MEDİTATİF

Enerjinizi zaman düzleminden çekerek, klasik meditasyonda nasıl düşüncenin ve duygunun etkisinden  özgürleşiyor ve özünüzle uyumlanıyorsanız; günlük yaşamda da realiteleriniz yani düşünceleriniz üzerinde de aynı hakimiyeti kurarak anda kalabilir ve bu meditatif hali sürekli kılabilirsiniz. Geçmiş diye hatırladığınız ve gelecek diye hayal ettiğiniz her şey aslında birer imajdır. Madde illüzyonu zihinde meydana getirilen bu imajlara duygu ve düşünce biçiminde hareket kazandıran jeneratif çok boyutlu bir düzlemdir. Gözlemcinin bu hakimiyeti sağlaması için, duygularının yönlendirici tesirlerini içselleştirerek düşüncesine odaklanması gerekir. Odaklanmak, sorgu ve algı sürecinin neticesinde hadiseyi bütün halde görmenin yolunu açar. Bu yaklaşım biçimi varlık enerjisinin yönelimini kademe kademe disipline eder ve düşünce üzerinde kurulan hakimiyet giderek artar. İdrakin artması da bu sorgu ve odaklanma aşamalarının artışıyla paralellik gösterir. İnanç, gelenek ve katı düşünce kalıplarına...

YARGI

Yargı, varlığı ben merkezci bir anlayışla tepki vermeye iter. Benliklerle verilen bu tepkiye düşünce odağı olan ego biçim verir. Düşünce ise madde illüzyonuna yani zamana aittir ve yargılama durumunda gözlemci ile gözlenen arasında ayrılık yaratır. Odaklanarak, düşünce ve duyguların ötesinden bütün halde görebilmek saf bir biçimde algılamanın ve sapmaları gidermenin yolunu açar. Bu anda yargı ve ayrılık biter, illüzyonun ötesine geçilir ve farkındalık hali başlar. Varlık ya zihninde imaj oluşturur onun ardından sürüklenerek ayrışmaya devam eder ya da oluşturduğu imajı gözlemleyerek özden sevgi dolu bir bütünlük anlayışına ulaşır. Birisi illüzyonun etkisini sürdürür, diğeri ise varlığın idrakli hakimiyetini sağlar. Özgür irade sapmaları, ikilik unsurlarının gözlemlenerek teke indirgenmesi ile giderilebilir. Bu anlayış ve algılama durumunda sevgi deneyleri başarıyla sonuçlanır. Yani illüzyona dair çatışma, ayrışma ve korkunun gözlemlenerek algılanması ve giderilmesi varlığın bu madde düz...

PARALİZE

Dinsel metinlerde put olarak betimlenen her unsur, varlığın katı inançlarına ve bu yolla şartlanmasına vurgu yapar. Varlık, paralize halde zaman içerisindeki bir imgeye sorgulamadan yönlendirdiği enerjisini, konforunu bozmamak ve ortalığı yakıp yıkmak uğruna sürekli kılar. Dışarıdan bakılıp, etrafından kutsanarak dolaşılan katı kaya parçasının imgesi, içine girilip dehlizlerine bakıldığında, görülmeye ve anlaşılmaya çalışıldığında akışkan ve geçirgen bir hal alır. Kutsal ile kutsal olmayan, put ile aşkın olan, inanç ile sarsılmaz ve devinim eden bu noktada birbirinden ayrılmaya başlar. Akıl eden düşündüğü için değil, düşündüğünü gözlemlediği için algılar. Algıladıkça bakış açısı genişler. Genişledikçe her adımda kendisini yeniden doğurur. Doğurduğu ise saf bir biçimde çabasız elde ettiği farkındalığıdır. İnanç, varlığın şartlanmasıdır ve bu tutum yalnızca, gerçek, saf bir biçimde görülmek istenildiğinde ortadan kalkabilir. İnanç sabittir, farkındalık ise devinim eder ve gelişkendir. At...

SONSUZLUĞUN TEZAHÜRÜ

Sonsuzluk yaratılıştır ve evren içerisinde benlikler, bilinç bileşkeleri yani logoslar olarak belirir. Bu bileşkeler, sonsuzluğun sonsuz enerjiye odaklanmasıyla, maddeyi gelişen varyasyonlarda şekillendirerek evren içerisinde fonksiyon görürler. Her aşamada duygu, bilgi ve düşüncenin karşılığı olan realiteler, bu odakların bilgiyi işleyerek başka bir maddesel düzleme projekte etmesiyle oluşur, deneyimlenir ve kapsamlanır. Her varlık kendisini ulaştırabildiği realitesi ölçüsünde evrende görev yapar. Yaratan'a, Kaynak olan sonsuzluğa bu şekilde var olarak ve yaşayarak hizmet edilir. Rahman, sonsuzluğu yani ruhsal evreni; Rahim ise sonsuzluğun odaklandığı fizik evreni yani sonsuz enerjiyi temsil eder. Bilinç odakları, varlıkları ve varlık sistemlerini katlanan boyutlar dahilinde meydana getirir. İlahi idare mekanizması denilen yapı da bunlardandır. İç içe geçmiş örgüsel vazife sistemlerini de bu mekanizmalar meydana getirirler ve kademe kademe evrende fonksiyon görürler. Kimimiz onlar...

ARAYIŞ

Yaşama ve varoluşa dair cevabını aradığınız her ne varsa artık dışarıda değil içeride aramalısınız. Kendi içsel sorgunuzla, üzerinde saf bir biçimde düşünerek elde ettiğiniz sonuç size özgüdür ve ancak sizin yaratımınız olarak yaşamda karşılık bulabilir. Yaratan vasfını ortaya koyabilmesi varlığın yegane gayesidir. Bunun için de dışarıdan gelecek yönlendirme ve şartlanmalardan zihni irade göstererek temizlemek gerekir. Artık yüksek benliklerle hareket etmenin zamanıdır. Bu, bilerek yaşamanın ve atılan adımların idrakinde olabilmenin varlık nezdindeki karşılığıdır. Bu, egosal benliklerinizi dönüştürerek derinlerde yatan tanrısal özünüz ile bağlantı kurabilmenizdir.  Yüksek benliğiniz aşkın zaman ve mekan boyutlarında var olan tanrısal özünüzdür. Bir altıncı yoğunluk varlığıdır ve deneysel süreçler geçirmek için evrenin farklı fiziksel, zihinsel ve ruhsal boyut katmanlarında enkarnasyonlar planlar. Bunun için, sonda aracı olarak katmanlı beden yapıları kullanır. Bedenler içerisinde g...

KIYAS

Şu anda içinde bulunduğunuz haller size özgüdür ve deneyimledikleriniz tesadüf değildir. Her varlığın tekamül süreci eşsizdir. Karşınıza çıkan olaylar, sizi gölgelerinizle yüzleştirerek, tıkanmış süreçlerinizi giderebilmeniz ve karmik döngülerinizin ötesine farkındalıkla adım atabilmeniz için birçok fırsatlar sunar. Bu yüzden kendi yolculuğunuzu bir başkasının yolculuğuyla kıyaslamanız anlamsızdır. Onun yerine, enerjinizi kendi içinize odaklanmak için kullanabilir, yaşadığınız süreçleri mümkün olan en yüksek dereceden algılayarak vicdanlarınızdaki katı yanları gidermek için çalışabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, kıyasın olduğu yerde sevgi yoktur. Özgür irade ile dikkatle odaklanılan ve anlamlandırılan anda sevgi vardır.  Nasıl geçmiş ve gelecek imgelerine yönlendirilen varlık enerjisi zihni çözümsüzlük içinde zaman düzleminde tutuyorsa, her yönüyle eşsiz süreçler geçiren iki varlığın kıyaslanması da enerjinin israf edilmesine yol açar. Enerji, varlık özelinde saf düşünce ve gözlem...

TEPKİ BİÇİMLERİ

Yaşam, elbette sizi her zaman mutlu, huzurlu ve sağlıklı hissettirmeyecektir. Önemli olan zor zamanlarda ayakta kalabilecek içsel tepki mekanizması geliştirebilmek ve öyle anlarda esen sert rüzgarlara karşı savrulmadan dengede kalabilmektir. Egosal tutumların idrakinde olabilmek böyle zamanlarda önemlidir ve dönüşümün yolunu açar. Kurban psikolojisine girip ahlanıp vahlanmak yerine, duyguları ve yaşananları kendinizden ayırmadan gözlemek, onların farkına varıp kabul etmek ve dönüşmeleri için irade ortaya koymak, geliştirilmesi gereken en etkili tepki biçimleridir. Maddesel realiteler düzeyinde karşılaşılan her türlü zorlanmanın, gereken sevgi ve ışık düzeyine ulaşabilmesi için varlığın ihtiyaç duyduğu tesir potansiyelini bünyesinde barındırdığını unutmamak gerekir. Denge halinin içsel bir direnç, baskı ve zorlanmayla değil; yaşananların ve zihinde meydana getirdiği duyguların gözlemlenip bilince getirilerek oluşturulması gerekir.  Varlığın kendisini ve içinde bulunduğu durumu sürek...

NEGATİF KUTBİYET

Üçüncü yoğunluk derecesi pozitifinden mezun olacakların yanı sıra negatifinden mezun olacak varlıklar da vardır. Bu özgür irade sapmasını deneyimleyen varlıklar, pozitifin aksine, maddesel güç ve kontrolü ellerinde bulundurdukları kader planlarıyla yeryüzüne gelirler. Diğer varlıkları etki altına alarak, onların özgür iradelerini ele geçirmek ve üzerlerinde egemenlik sağlamak en yüksek motivasyonlarıdır. Kendilerini tanrısallaştırarak diğerlerinden ayrıştırmakta ustalaşan bu varlıklar, genellikle dinsel ve toplumsal dogmaları kullanarak hakimiyet sağlarlar ve haz odaklı, maddeci bir anlayışı benimserler. Pozitifin benimsediği birlik kavramının aksine, ayrıştırıcı egosal tutumlar geliştirerek bölme ve yönetme eğilimindedirler. Bunu da, düşünme ve irdeleme yeteneklerini gasp ettikleri varlıkların algılarını kontrol altında tutarak gerçekleştirirler. Tesirler bütünü olan varlıklar enerjilerini odakladıkları düzlemde, düşünsel algı kapasiteleri oranında idrakli tekamül süreçleri geçirebili...

AYRIM

Kendinizi sınıflara, mezheplere, partilere, dinlere, milletlere dayanarak ayrıştırmayı sürdürdüğünüz sürece tüm yaşama sevgiyle bakarak birlik bilincini idrak edemezsiniz. Tutunduğunuz tüm bu kalıplar zamana ait dağılacak realitelerdir, şartlanmaya neden olurlar. Yani düşünce ve iradenizi ele geçirerek yaşamın kısır döngülerinin içine hapsederler. Sonsuz Yaratan, ayrışma ve çatışmaya neden olan bu illüzyonatif döngülerde aranmaz. O, korkunun olmadığı yerde, yalnızca öze ve ana ait olan kapsayıcı sevgide, barışta ve merhamette aranır. Bunun için de her birey, dışa bakan gözlerini kendi içine odaklamalı, sorgulamalı ve ayrışmaya yol açan tavır ve düşüncelerini idrak edebilmelidir. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmemesi gerektiğini, onun da Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve evrenin işleyişinde kıymetli bir fonksiyonu olduğunu unutmamak gerekir. Her etkileşim, karşınıza çıkan her insan sizi size yansıtan bir aynadır ve aynadan yansıyan Yaratan...

IŞIMA

Sevgi özünüzdür, ana ve bütünlüğe aittir. Kaynak olandır. Yaşam içerisinde gözlemlediğiniz tüm ayrılıklar ve çatışmalar sevgisizlikten kaynaklanır ve korkudan beslenir. Yaşadığınız herhangi bir olaya dikkatle odaklanarak içeriğini ve size ne söylediğini fark ederek bilince getirmediğiniz sürece kısır döngülerin kontrolünde sevgisiz bir yaşam sürersiniz. Yaşananları gözlemler, tüm yönleriyle algılar ve irade göstererek ayrılıkları giderirseniz özünüzdeki sevgiyi ortaya çıkarırsınız. Böylece adım adım dünya okuluna ait sevgi derslerini verebilirsiniz. Sevgi, yargısız bakabilmekten ve saf  düşünceyle algılamaktan geçer. Ne yaşanırsa yaşansın bu düzlemdeki döngüler, derinlerinde yatan sevginin ortaya çıkarılabilmesi içindir. Yaşamlarımıza bu şekilde odaklanmak, kendimizin ve varoluşun giderek daha da çok idrakine varabilmemizi sağlar. Yargı ve korku zamana ait imgelerdir, varlığın özüne ait değillerdir. Eğer birisi enerjisini zaman düzlemine ait bu imgelerden kurtararak özünde toplayab...

DÜŞÜNCE&REALİTE

Yaratan düşünmez. Düşünmek zamana ve varlıklara ait bir eylemdir. Yaratım da evren dahilinde, yaratılan varlıklar tarafından bu şekilde meydana getirilir. Duygu, düşünce ve bilginin karşılığı olan realiteler ile madde illüzyonu kurulur ve yaşam, katlanan boyutlar içerisinde belirir. Din, millet, ülke, eş, çocuk, evlilik, zenginlik, duygular, travmalar... vb. tüm yaşamsal realiteler birer düşünce unsurudur, varlıklar tarafından oluşturulur, zamanla dağılır ve yükselen düşünceyle kapsamlanır. Tüm bu unsurların tesirleri varlık tarafından gözlenir, algılanır ve anlamlandırılır. Bu sayede üst bilinç aşamasına geçilerek tekamül basamakları tırmanılabilir. Realite kavramının ne olduğunu sorgulayarak iyice anlamak; hangi realitemize tutunduğumuzu ya da hangisini kullanarak bilincimizi yukarı çıkarabildiğimizi idrak etmemiz adına biz kolaylık sağlayacaktır. Düşünce, varlığa aittir ve ayrılık yaratır. Deneyimlediğimiz ikilik alemi, düşünce ve sapmalarının gelişip yayıldığı uzay/zaman düzlemidir...

ANDA KALABİLMEK

Varlık enerjisinin zamana ait düşünsel unsurlardan kopartılarak, zihinde tek bir noktada yoğunlaştırılması, öze yaklaştırılması ve bu sayede enerjinin, etkileşimde olunan realitelere farkındalıkla odaklanılarak; onları algılamak ve anlamlandırmak için kanalize edilmesi, anda kalabilmenin yolu açılır. Enerjinin zaman düzleminden ana çekilmesi, tıpkı meditasyonda olduğu gibi, tüm düşünce, yargı, eleştiri, korku gibi madde illüzyonuna ait unsurların devre dışı bırakılmasını sağlayarak, varlığı meditatif bir hale sokar. Bu sayede saf gözlem yapabilmenin yolu açılır. Böyle bir şuur halinde gözlenen ile gözlemleyen arasında illüzyona dair hiçbir aracı unsur kalmaz ve birlik açığa çıkar. Bu yüksek algı halinde realite üzerinde hakimiyet kurulur ve sevgi açığa çıkar.  Zamana ait düşünsel unsurlar nelerdir?  Hareket, düşünce, korku, endişe, kaygı, çatışma, kıyaslama, bölünme, ayrışma, çekişme, kıskançlık vb. unsurlardır. Tüm bunların kaynağı zihnin ürettiği imgelerdir. Bu imgelerin tes...

ALGI

Algılamak büyük resmi görmek demektir. Duyularla beslenen, zihin tarafından duygu olarak kodlanan tepkilerin gözlenerek düşünce üretilmesi ve aşama aşama bu düşüncenin gözlemlenmesi ile çaba göstermeksizin akış halinde beliren andaki farkındalık durumudur. Zihnin kendisine ait olmayan yönlendirici ve iradesini etkileyen düşünce formlarından yani şartlanmalardan arınması algının genişliğini ve kalitesini etkiler. Algılama zamansızdır, imgenin gözlemlenmesiyle anda meydana gelir. Varlık enerjisinin zaman düzleminden ana çekilmesiyle, farkındalıkla odaklanma halinde üst düzeye ulaşır. Realite geçişini sağlayabilmenin özü algılamaktan geçer. Yaratan yarattıklarını bu şekilde evreden evreye geçirir. Algılamak, mevcut hafıza üzerinden anlamlandırmanın yolunu açar ve bu, anın barındırdığı sevginin ortaya çıkmasına eş değerdir. Algı zamansızlıkta beliren farkındalık halidir, zaman ise algının artması için düşünceyi harekete dönüştürüp etkileşimle sonuçlandıran enerjetik bir yapıdır. Zaman illü...

VARLIK ENERJİSİ

Saf ve duru düşünceye odaklanarak gözlemlemek, hadisenin tüm yönleriyle algılanmasına ve farkındalığın artmasına sebep olur. Varlığı bilişsel açıdan yükselten temel unsur, bu maddeye hakim olma halinde gerçekleşir. Sevgi bu yolla tomurcuklanmaya başlar ve madde düzlemine yayılır. Dikkatle odaklanmak için ise varlık enerjisinin dağılmadan hadise üzerinde yoğunlaştırılması gerekir. Korku, kaygı, endişe, çatışma, kin, nefret vb. duygular, varlığın çözüm ve odaklanma için kullanması gerektiği enerjisini zamanın içine hapsederek ayrışma yaratır ve enerji kaybını artırır. Bu yüzden zihni boşaltabilmek, tesir noktalarını ve enerjinin yönlendirildiği noktaları kontrol edebilmek önemlidir.  Varlığın idraklenmesi de bu tesirlere karşı tepki geliştirebilmesi ve enerjisini uygun noktaya yönlendirebilmesiyle doğru orantılıdır. Düşünmek hem yaratımın meydana gelmesi, hem realitelerin kapsamlanması, hem de bu süreçlerde ortaya çıkanların gözlemlenmesi açısından önemlidir ve evrenin işleyişinin te...

ZAMAN & İLLÜZYON

Zaman bir gerçeklik değildir ki bitip tükendiği zaman siz de yok olasınız. Zaman illüzyondur, dolayısıyla görecelidir ve değişkenlik gösterir. Değişkenlik gösteren dağılmaya mahkumdur. İki, bire hizmet etmesi için zaman ve düşünceyle meydana gelen illüzyondan ibarettir.  Anda olan birlenir, zamana giren deveran eder, gözlem için ikilenir. Zaman, biri iki gibi parçalara ayırarak gösterir. Anda olan harekete bağlanmış düşünceyi gözler, deveran edeni algılar, farkındalığını artırır. Günün sonunda ikiliğe ait her unsur ve realite görevini yapar, varlığın enerjisi özüne çekilir. Bir bütün olur, illüzyon dağılır. İkilik biter birlik başlar. İkilik dünyasını gözleyiniz ve özün birliğini de gözleyiniz. İkilik olan her unsurun bire hizmet ettiğini ve yıkılmaya mahkum olduğunu fark ediniz. Zaman, birin enerjisinin, kendi kendisini tanıyabilmesi için madde ortamına aktarılarak ikilik düzleminde fark edilmesinin yolunu açar. İkilik çatışma doğurur, çatışmanın giderilmesi özün gözlemesine, algı...