Devrenin sonunda, beşer düzeyindeki insanın dünya okulunu tamamlayabilmesi için ulaşması gereken sevgi ve ışık düzeyi kendi sorumluluğunu üstlenebilmesiyle ölçülür. Üçüncü yoğunluk derecesi insanı, doğası gereği vicdanının sorumluluğunu inanç düzeyinden almaya yatkındır. Varlığın ruhsal kudretinin oluşturduğu tesir alanı olan vicdanı, ancak otomatizma içerisinde savruldukça ve realiteler boyunca sarsıldıkça adım adım yarı idrakli ve idrakli hallere doğru yol alabilir. Bu süreç varlığın kendini doğurma sürecidir. Ne kadar sancılı olsa da, günün sonunda vicdanının sorumluluğunu idrak düzeyinden almayı bir noktada mutlaka başaracaktır. Gün bugündür. Kendisini bilinçli bir fakındalıkla denetleyerek idrakli olmaya gayret edenler ve ancak bu yolda çabalayanlar, yüksek benlikleriyle bağlantı kurabilecek ve Sonsuz Yaratan'ın ışığını taşımanın sorumluluğunu iliklerine kadar hissedeceklerdir.
İnsanın kendi vicdanından sorulacağı gün yakındır. Onun önünde iki seçenek vardır. İlki sabit ve sınırlı olanı kutsayıp konfor alanında sorgulamadan kalmaktır ki, bunu çok sever. İkincisi ise devinim eden ve aşkın olanı, giderek yükselen biçimlerde keşfetmeye çalışmaktır.
İnsan, tutunmaya çalıştığı kalıplarının onu yüzyıllardır zayıf bıraktığını fark etmekte zorlanıyor. O, daima bir kurtarıcı bekledi ve hala bekliyor. O hep ona öğretmesi için bir öğretmen bekledi ve beklemeye devam ediyor. O, kutsadığı sınırlarını kendisinin yarattığının bir türlü farkına varamıyor.
O hep dışarıya bakıyor. Halbuki kurtarıcısı da, öğretmeni de, sınırlarını koyan da kendi içinde ve kendinden ibaret. Aşk olsun bunu idrak edebilenlere.
Burak Cömertler
Yorumlar
Yorum Gönder