Ana içeriğe atla

ALMA VERME DENGESİ

 Varlıklar, Sonsuz Yaratan'ın ışığını ve bilgisini evrenler içerisinde işleme, deneyleme ve aktarmakla yükümlüdürler. Tesir alır, oluşturur ve aktarırlar. Bu tekamülün tanımıdır. Devinim eden enerjinin boyutlar ve evrenler içerisindeki yansıması olan varlık ve sistemleri temel bir aktarım yani alma verme dengesi üzerine kuruludur. Sağlıklı aktarım, Yaratan ve yarattığı varlıklar için, enerjinin ulaştığı en uç noktada aktif deneyim imkanı sunar. Bu yüzden bizler Tanrı'nın yani sonsuz bilgeliğin ve yüksek bilincin hizmetçileriyizdir.

 Alma verme dengesi ve kapasitesi, enkarnasyonlar boyunca varlıkların geliştirdiği bir yayılma bilincinden ötürü gelir. Yüksek vicdani değerlerimiz, bilgilerimiz ya da yaşam içinde elde ettiğimiz maddi gücümüz... Hepsi bu alışverişin ve etkileşimin sonucu ortaya çıkar. 

Bir varlığın elindeki bilgiyle başka varlıkların aydınlanmasına aracı olması ya da maddi gücünü başka varlıkların tekamüllerine yardımda kullanması, vicdani niteliklerinin ve birlik bilincinin gelişmekte olduğunun göstergesidir. Bu noktada sürekli olarak veren Sonsuz Yaratan'ı düşünebiliriz. Kaynak olan O'dur. Gelişmiş bir varlık bu yolda farkındalık kazanmış varlıktır. Özümsenen bilgiyi faydasızca barındırmaz ve başkalarına ışık olması için kullanır. Maddesel gücünü ona tapınmanın ve ona sahip olmanın geçici hazları için değil, etkileşimde olduğu varlıkların tekamülünde, hizmet için harcar. Bu dengenin kurulması önemlidir. 


Sirius Misyonu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

AYRIM

Kendinizi sınıflara, mezheplere, partilere, dinlere, milletlere dayanarak ayrıştırmayı sürdürdüğünüz sürece tüm yaşama sevgiyle bakarak birlik bilincini idrak edemezsiniz. Tutunduğunuz tüm bu kalıplar zamana ait dağılacak realitelerdir, şartlanmaya neden olurlar. Yani düşünce ve iradenizi ele geçirerek yaşamın kısır döngülerinin içine hapsederler. Sonsuz Yaratan, ayrışma ve çatışmaya neden olan bu illüzyonatif döngülerde aranmaz. O, korkunun olmadığı yerde, yalnızca öze ve ana ait olan kapsayıcı sevgide, barışta ve merhamette aranır. Bunun için de her birey, dışa bakan gözlerini kendi içine odaklamalı, sorgulamalı ve ayrışmaya yol açan tavır ve düşüncelerini idrak edebilmelidir. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmemesi gerektiğini, onun da Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve evrenin işleyişinde kıymetli bir fonksiyonu olduğunu unutmamak gerekir. Her etkileşim, karşınıza çıkan her insan sizi size yansıtan bir aynadır ve aynadan yansıyan Yaratan...

DUYGUYLA KURULAN TEMAS

Varlığı deneyim sahasına çeken güçlü, tanrısal arketipler olan duygular; bir his yumağı halinde içi içe geçmiş tesir öbekleridir. Bu tesirlere alan açıldığında ve gözlemlenerek uygun düzleme yönlendirildiğinde yumak çözülür ve elde edilen izlenimlerin ardından duygular yerli yerine yerleştirilir. Yaşananların tesirleri asla bitmez ve olanlara ait duygular asla kaybolmaz, kaybolmaları da gerekmez. Önemli olan duyguların tesirlerini sindirebilmek ve bu tesirlerin hangi biçimlerde, hangi düzleme yönlendirileceğini öğrenmektir. Bu aşamalarda verilen irade sınavı, mücadele, bilgi uygulaması ve duyguyla kurulan temas, varlığı vicdani bir uygulama içerisine sokar. Her duygu deneyimlenen bir sorumluluktur ve üstün bir halin ortaya çıkmasına yol açacak tesirleri bünyesinde barındırır.  İmgesel örüntülerden meydana gelen duygular, beşer düzeyindeki tüm insanlar için ortaktır ve bu deneyim yoğunluğunda varlıkları tekamül ettiren temel unsurdur. İmajinatif olması sebebiyle benzer deneyim birim...