Ana içeriğe atla

BİLEREK YAŞAMAK

 Varlık, yaptığı en küçük bir hareketi neden yaptığını bilmeli, düşüncesinin içeriğini ve yönelimini sürekli olarak analiz edebilmeli ve söylediği herhangi bir sözü neden söylediğinin, sonuçlarının ve etrafındaki varlıklara olan etkilerinin farkında olabilmelidir. İdrakli olmak, bilerek hareket etmek demektir, bilerek hareket etmek ise tüm kararlarını herhangi bir dine, toplumsal zümreye, geleneğe ya da kalıba bağlı kalmadan aklının ve sezgilerin ulaşabileceği en yüksek noktada; bilerek yaşayan varlığın koşulsuz olarak kendisinin vermesi demektir. Sonsuz Yaratan'ı arayışımız korku, baskı ve sindirme ile değil; bilerek, dogmaları çözerek, O'nu ve sonsuz bilgeliğini yaşamın, bilginin ve deneyimin en uç noktasında arayarak devam etmelidir.

Bilerek yaşayan varlık nasıl bir varlıktır?

- Duyumsadığı varoluşun her bir zerresinde Yüce Yaratan'ı görebilen, bu doğrultuda hareket, düşünce ve yaklaşım tarzını en yüksek vicdanı değerlere ve yüksek bilince uyumlayan, tesir aldığı noktaların farkında olan varlıktır.

- Bilgiyi ve uygulamalarını yaptığı realitelerinde, bağlantılarını kavrayıp bir parçası olduğunu fark ettiği evren organizması hakkında bilgi sahibi olmaya başlayan varlıktır.

- Dinlerin otomatizma, kontrol ve yönetilme ihtiyacı duyan otomatik varlıklar için olduğunu, evren içerisinde gözeticimiz konumundaki varlıklar tarafından Yaratan'ın sevgi ve ışığının damıtılmasıyla, bizlerin belirli realitelerdeki düzen ve bilgi arayışımıza cevap vermeleri için indirildiğini, barındırdığı sembolik bilgilerin gerektiği biçimde üst kademeden algılanıp işlev kazandırılması ve kıyam aşamasına gelen varlığın; evren, Yaratan ve yaratılanlar hakkında bu kapalı bilgiler yerine artık açık bilgilerle, kendi iradesiyle ve dış şartlandırmalara ihtiyaç duymadan hareket etmesi gerektiğini anlayan varlıktır.

- Ölüm ve ötesi ile ilgili kulaktan dolma hurafelerle değil, araştırılmış deneysel bilgilerle hareket edendir. Enkarnasyon kavramını özümseyen, reenkarnasyon farkındalığına ulaşan varlıktır.

- Her bir varlığın, karşısındakinden hiçbir şekilde ayrı olmadığının, Yaratan'ın tüm varlıklarıyla giderek gelişen ve dallanan katalizörler dahilinde, evrim silsilesi içinde, tüm varoluş ile evrenin en uç noktasına kadar deneyimlediğinin ve bir bütün oluşturduğunun farkına varandır.

- Özgür irade yasası dahilinde hiçkimsenin bir başka kimseye herhangi bir bilgiyi vermek için bile baskı yapamayacağının, herkesin seçim ve kararlarında özgür olduğunun, birey olarak herkesin kendi gelişiminden sorumlu olduğunun ve birbirinin realitesine saygı duyması gerektiğinin farkında olan varlıktır.

- Koşulsuz sevgi anlayışıyla hareket etmeyi, yüksek vicdani değerlerini; bilgi ile birlikte madde düzleminde ortaya çıkarmayı bilendir. Birlik anlayışına, ayrıştırıcı tüm unsurların farkına vararak, yaşam içinde deneye deneye ulaşmaya çalışan ve yaşamın sadece türlü realitelerin oluşturduğu devinimsel bir illüzyon olduğunun farkına varabilen varlıktır.

Severek, bilgiyle, birlik olmamız umuduyla...


Sirius Misyonu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...