Ana içeriğe atla

SEÇİM

 Negatif yönlü korku ve endişe söylemlerine kapılıp, enerjimizin düşmesine izin vermemeliyiz. Bilgi kaynaklarımızı iyice analiz etmeli ve tesir noktalarımızı iyi ayarlamalıyız. Evrende görünen hiçbir durum ve halin düzensiz olmadığını, tüm işleyişin; yüksek koruyucu mekanizmalar ve ilahi yasalar ile kontrol altında tutulduğunu unutmamalıyız. Yaratan tektir ve O'nun katında kutuplaşma yoktur, kutuplaşma yaratılmış varlıklar içindir ve tekamülümüz için gereklidir. Negatif gibi görünen ayrışma ve kutuplaşmaya yönelik tüm yaşamsal olgular; pozitife yönelimin, idraklenmenin ve birliğe giden anlayışın potansiyel vericisidir. Düşüncelerimiz canlıdır, onları olumlu ve bilgiye dayalı hale getirmek de bize bağlıdır. 

Bireysel ve toplumsal düzlemde, karşılaştığımız her olay ya da içinde bulunduğumuz her durum planlıdır. Felaketler, kayıplar ya da adaletsizlikler bizler için, yerinde ve zamanında gereken tepkiyi geliştirmemiz için uygun zemin hazırlarlar. Birilerinin toplumsal kitleleri manipüle etmesi ya da yanlış bilgilendirip negatif kutuplaşma yönünde korku iklimi oluşturması da bu planlar dahilindedir. Unutmamız gereken kendi realitemizi kendimizin oluşturduğudur. Bilerek en yüksek bilinç düzeyinde yaşamak ya da başkaları tarafından yönetilerek, üstelik yönetildiğinin farkına bile varmadan yaşamak; idraklenme yolundaki varlığın sorgulayarak kendi içinde yapması gereken bir seçimdir.

Birlik bilinci, bireysel gibi görünen bir olay için bütünleşik bir tepki geliştirme ve başka birisini kendinden ayrı görmeme duygusu ile kazanılabilir. Olaylara verdiğimiz tepkiler evrim seviyemizi belirler. Eğer bilerek yaşayıp, sevgi ve bilgiyle hareket edebilirsek ve birbirimizden ayrı olmadığımızı yaşamın her anında anımsayabilirsek, bizleri manipüle edip kontrol altında tutmaya çalışan her türlü yönetici ve yönlendirici unsura karşı pozitif yönde bir savaş verip, kendimizi gerçekleştirmemiz yolunda doğru adımları atabiliriz. Her an nasıl yaşadığımızı, hareket ve davranışlarımızı gözlemlemeliyiz. Bu idrakli yaşamın ilk adımıdır. Değişme yönündeki farkındalığımız, bir sonraki adımda aynı hatayı yapmamamızı ve gereken tepkileri verebilmemizi sağlar. Eğer bağlarımızı anımsar ve sorumluluklarımızı bilebilirsek bu değişimin bireyden başlayarak kademeli olarak topluma yayıldığının farkına varabiliriz. Bu sayede ne olduğumuzu, neden hareket ettiğimizi, nerede nasıl tepki verilmesi gerektiğini anlayıp, bilmeden ve otomatik yaşamamız kaynaklı tüm korku ve aydınlatılmamış unsurları kendimizden uzaklaştırabiliriz.


Sirius Misyonu







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...