Ana içeriğe atla

ANIN FARKINDALIĞI

 Anın farkındalığı, geleceği düşünmemek ya da geçmişi hatırlamamak gibi bir durumdan ibaret değildir. İçinde bulunulan an sevgi taşır. Bu sevgiye erişebilmek, yaşamın esas akışının, inanılan ve hayal edilen geçmiş/gelecek vizyonlarında değil; tam şu anda, içinde bulunulan durumların idrakiyle mümkün ve aktif olabileceğini kavramaktan geçer. Gelecek imajları kaygı duyar, mutluluk, rahatlık, haz arar ve idealize eder. Geçmiş imajları acı çeker, pişmanlık duyar ve suçluluk taşır. Tüm bunlar zamana ait limitli benliklerin eseridir. Duyguyu fark etme, kabullenme ve içselleştirme ise anda belirir. Geçmiş bu anda dönüştürülür, gelecek aksiyonları ulaşılan idrakin ardından bu anda dizayn edilir. Tüm mesele, zamana yayılan ve varlığı tüketen limitli imajların neden olduğu düşünce sapmalarının saf bir şekilde gözlemlenip algılanmasıdır.

Bu yüzden duyguyu ayrıştırmadan gözlemlemek, kabul etmek ve odaklanarak kıymetli tesirlerini özümsemek dağılan varlık enerjisini derleyip toparlar. Bu durum realitelere farkındalıkla odaklanılması anında deneyimsel sapmaların giderilmesinin yolunu açar. Düşünceden arı bir biçimde odaklanmak anlayış kazanmaya yani sevmeye eşdeğerdir. Hakikate bu zamansızlık ve birlik noktasında ulaşılır. Tekrarlayan kısır döngüler bu anda sonlanırlar.

Burak Cömertler




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...