Ana içeriğe atla

TUZAKLAR

Yaşam, en basit tabiriyle enerjinizi nereye yönlendirdiğinizin idrakini kazanarak, üzerinde farkındalıklı hakimiyet sağladığınız deneyim süreçleri bütünüdür. Bu hakimiyetin sağlanması için güçlü, özgür bir iradeye ve iradenin zarar görmemesi için de duru ve dengeli bir zihne ihtiyaç vardır. Zihnin dengede kalabilmesi ise, varlığın bedenine odaklanmasıyla, bağımlılıklarını ve alışkanlıklarını idrak edebilmesiyle sürekli hale gelebilir. Enerjiyi tüketen mekanik yaşam örüntülerinin ve bunları geride bırakmak ile ilgili korkuların üstesinden, bilinçli bir farkındalıkla hayır diyerek gelinebildiğinde ise, doğal bir sonuç olarak iç huzura ve dengeye kavuşulur. Bağımlılıkları ve alışkanlıkları kontrol etmek yerine, verimsiz döngülere odaklanarak varlığın kendisine bakım vermeyi istemesi; hem kendisini sevmesini sağlar, hem de öz değerini bilerek bu hallerden otomatik olarak kurtulmasının yol açar.

Bağımlılıklar ve alışkanlıklar varlık enerjisini sömüren negatif tuzaklardır. Bu maddesel örüntüler bedeni ve zihni hiç fark ettirmeden kontrol altına alır ve varlık enerjisinin tükenmesine yol açarlar. Bu mekanik olgular, toplumun genelinde standart kabul edilen haz ve keyif anlayışlarından tutunda, kişinin katı davranış döngülerine kadar, varlığı yönlendiren ve kolay fark edilemeyen örüntülerden oluşabilirler. 

Kısır yaşam döngülerine sebep olan bu mekanik örüntülerin nasıl giderileceğine dair endişe duymak ya da bunlar yüzünden geçmişi ve kişileri suçlayarak kurban rolüne girmek yerine; varlığın kendisine odaklanması ve kendisini sevmesi gerektiğini anlaması, doğal bir sonuç olarak bu hallerin dağılıp kaybolmasını sağlar. Odaklanma halinde, dağılan varlık enerjisi toparlanır, varlık öz değerini ve özgüvenini yeniden kazanır hale gelir. Kabul ve bağışlama sonucu geliştirilen pozitif yaklaşımlar ile birlikte, artık bu hallere duyulan ilgi de doğal olarak azalmaya, yitip gitmeye başlar.

Bütünü sevebilmek için, insanın önce kendisini sevmesi, dengeye getirmesi ve bunun için de, makinesinin parçaları üzerinde bilinçli bir hakimiyet kurarak, tekrar eden verimsiz döngülerini idrak etmesi gerekir.

Burak Cömertler


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...