Ana içeriğe atla

MEDİTATİF ZİHİN VE DUYGU

Hayata dair her şey geçmiştir. Bedenler, hareketler, olaylar, düşünceler ve bunlar gibi duygular da geçmiş zamana aittir. Bir duyguyu dönüştürmek için dikkatle odaklanabilen bir zihne ihtiyaç vardır. Dikkatle odaklanmak en kaba tabiriyle ana gelmek ve madde illüzyonuna yani zamana yönlendirilen varlık enerjisinin toparlanması demektir. Odaklanma içe doğrudur. Zihin, bu meditatif halde sınırlandırıcılarından kurtulur ve duygu, bu sessizlik anında saf bir şekilde gözlemlenebilir. Meditatif zihin, geçmiş ile an arasındaki bağlantı noktasıdır ve dönüşüm zihnin bu aşamasında başlar. Ardından duyguya alan açılır, duygu kabul edilir ve ayrıştırılmadan benimsenir. Duyguyla tıpkı bir çocuk gibi diyalog kurulması ve yargılamamak dönüşümü için gereklidir. 

Duygu, varlığın enerji alanında yükselir, bedenine yayılır ve varlığı dönüştürücü etkiye sahip kıymetli tesirler içerir. Duygunun varlık üzerindeki hakimiyeti zamanın yani maddenin hakimiyetidir. Tesirlerinin içselleştirilmesi ve ayrıştırılmadan benimsenmesi ise varlığı maddeye hakim konuma getirir ayrıca enerji kaybını da engeller. Bilincin kaynağı olan bu arketipsel gücü deneyimleyerek ona alan açmak, kendini bilme yolundaki varlığın evrim basamaklarını tırmanmasını sağlar. 

Geçmişin ancak içinde bulunulan anda dönüştürülebileceği unutulmamalıdır.

Burak Cömertler



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

AYRIM

Kendinizi sınıflara, mezheplere, partilere, dinlere, milletlere dayanarak ayrıştırmayı sürdürdüğünüz sürece tüm yaşama sevgiyle bakarak birlik bilincini idrak edemezsiniz. Tutunduğunuz tüm bu kalıplar zamana ait dağılacak realitelerdir, şartlanmaya neden olurlar. Yani düşünce ve iradenizi ele geçirerek yaşamın kısır döngülerinin içine hapsederler. Sonsuz Yaratan, ayrışma ve çatışmaya neden olan bu illüzyonatif döngülerde aranmaz. O, korkunun olmadığı yerde, yalnızca öze ve ana ait olan kapsayıcı sevgide, barışta ve merhamette aranır. Bunun için de her birey, dışa bakan gözlerini kendi içine odaklamalı, sorgulamalı ve ayrışmaya yol açan tavır ve düşüncelerini idrak edebilmelidir. Her varlığın bir diğerini kendinden, evrenden ve Yaratan'dan ayrı görmemesi gerektiğini, onun da Yaratan ile birlikte deneyimlediğini ve evrenin işleyişinde kıymetli bir fonksiyonu olduğunu unutmamak gerekir. Her etkileşim, karşınıza çıkan her insan sizi size yansıtan bir aynadır ve aynadan yansıyan Yaratan...

DUYGUYLA KURULAN TEMAS

Varlığı deneyim sahasına çeken güçlü, tanrısal arketipler olan duygular; bir his yumağı halinde içi içe geçmiş tesir öbekleridir. Bu tesirlere alan açıldığında ve gözlemlenerek uygun düzleme yönlendirildiğinde yumak çözülür ve elde edilen izlenimlerin ardından duygular yerli yerine yerleştirilir. Yaşananların tesirleri asla bitmez ve olanlara ait duygular asla kaybolmaz, kaybolmaları da gerekmez. Önemli olan duyguların tesirlerini sindirebilmek ve bu tesirlerin hangi biçimlerde, hangi düzleme yönlendirileceğini öğrenmektir. Bu aşamalarda verilen irade sınavı, mücadele, bilgi uygulaması ve duyguyla kurulan temas, varlığı vicdani bir uygulama içerisine sokar. Her duygu deneyimlenen bir sorumluluktur ve üstün bir halin ortaya çıkmasına yol açacak tesirleri bünyesinde barındırır.  İmgesel örüntülerden meydana gelen duygular, beşer düzeyindeki tüm insanlar için ortaktır ve bu deneyim yoğunluğunda varlıkları tekamül ettiren temel unsurdur. İmajinatif olması sebebiyle benzer deneyim birim...