Ana içeriğe atla

BİRLEŞİM

Problemsiz bir hayat sürmek, acı veren zorlu durumlara "neden bu benim başıma geliyor?" şeklinde yaklaşmak, böyle bir sorunsuzluğu, hatasız olmayı gaye edinmek ve sürekli huzur bulmayı arzulamak yaşamak değildir. Yaşamak, her türlü zorluğa ve sert tesirlere karşı çözüm üreterek, ayakları yere sağlam basar halde uygun dansı yapmaktır. Bu hayat dansını yaparken geliştirilen esnek, birleştirici ve onarıcı tepkiler insanı insan yapar. Bilincin, egonun yönlendirmesi huzur ve güven arar, konfor alanında, sınırlar içinde kalmayı ister. Ama varlığı esas genişleten ve bireyleşme yolculuğunda ilerlemesini sağlayan bilinçdışındaki zıtlarıyla birleşebilmesidir. Bir nevi korkusuzluk hali olan bu birleşim varlığı giderek yüksek benliğine yakınlaştırır. Düzensizlik olarak algılanan zorlayıcı yaşam örüntüsünün, düzen halinde görülebilecek yüksek bir noktadan gözlemlenmesi, sevginin, anlayış ve idrak halinde tezahür etmesini sağlar.

Yaşam döngülerindeki zorlanmalar ve karşılaşılan problemler, insanı pasifleştirmesi, acı çektirmesi ya da çaresizliğe sürüklemesi için değil, o insan uygun sevgi dolu, akılcı tepkiyi korkusuzca geliştirebilsin diye deneyimlenirler. Şikayet ya da isyan etmek yerine sorunun köklerine inmeye cesaret etmek, asıl özgürlüğü sağlar ve yaşananlardan gerekli dersler alınmış olur. Varlık bu şekilde kendisini dengeleyebilir, düşünce sapmalarının neden olduğu tıkanıklıkları giderebilir ve sağlıklı bir yaşam örgüsü sürdürebilir. İnsanın bunu yapacak gücü içinde hissedebilmesi için bakış açısını genişletmesi yeterlidir.

Burak Cömertler


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...