Ana içeriğe atla

GERİDE BIRAKILAN YÜKLER

 Cehennem dediğiniz şey geçmişin yükünü taşımanızdan başka bir şey değildir. Bedenli ya da bedensiz hallerde çekilen ızdırabın sebebi tam olarak budur. Geçmiş, duygu ile karışık düşünce halinde, türlü acılar, korkular, kırgınlıklar ve çatışmalar ile enerjinizi zaman düzlemine hapseder. Beşerin dünya okulundaki sınavı da tam bu noktada, geçmişe hapsolmuş enerjisini, yaşadıklarının sorumluluğunu alarak ve ayrılıkları gidererek zamandan özgürleştirebilmesiyle ilgilidir. Duygusal hali şuurlu hale çevirmek, irade göstererek kendisine odaklanan ve dikkatli yaşayan bir varlığın; geçmişin tesirlerini sindirmesini ve bu yolla yapıcı, açık anlayışlara ulaşmasını sağlar. İdrakin kazanıldığı, olan bitenin net bir şekilde gözlemlendiği anda negatif hisler azalır, yükler geride bırakılmış olur ve sevgi belirir. Karmik düzensizlikler bu noktada giderilir ve ruhsal kudret bu anda idrak halinde tezahür eder.

Duygu ve düşünce halinde, zamana yani madde illüzyonuna deneyim için yönlendirdiğiniz enerjinizi, irade göstererek zamandan özgürleştirebilmek, sınırlı egonun ötesindeki sınırsız ruhsal tarafınızla bağlantı kurabilmeniz ve yaşananları saf bir biçimde gözlemleyebilmenizle mümkün olabilir.

İnsanın hem kendisine hem de başkasına dikkatli ve özenli yaklaşımlar geliştirmesi, enerjisinin derli toplu kalmasını sağlarken; dikkatsiz ve farkındalıksız yaşamlar sürmek, sürekli olarak dağınık kalmaya ve egosantrik tekrarlayan döngülerde otomatik bir biçimde sürüklenmeye yol açar. Deneyimin öz bilgiye dönüşebilmesi dikkatli ve bilerek yaşayarak geçmişin tesirlerini sindirmek ile mümkün olabilir. 

Döngüler halinde beliren iç sıkıntıları ya da depresyon halleri de, pek zorlayıcı olmalarına rağmen, geçmişe dair yüzleşilmesi ve dönüşmesi gereken noktaları açığa çıkarmak adına tıpkı bir mücevher gibi kıymetlidirler. Sel olur, ortalık yıkılır ve su köpürür, ardından sular çekilince parçalanan, eskimiş ve geride kalması her şey ayyuka çıkar. Bu anda buruk, serin bir sakinlikle etrafı ayıklamanın ve yeniden düzenlemenin imkanı doğar. Yaşanan hiçbir şey nedensiz değildir. Tüm bu sıkıntılı haller, görmeyi ve pozitif yönlü atılım yapmayı isteyen için, çoğu zaman pek fark edilemese de çok çeşitli imkanlar sunar.

Burak Cömertler


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...