Ana içeriğe atla

AYRIK VARLIK BİLEŞENİ

 Ego, bir düşman ya da kurtulunması gereken bir şey değildir. Aklın karşılığı olan ego; duygu, düşünce ve bilgiden oluşan, varlığı deneyim sahasına çeken mekanik bir bilinç yapısıdır. Üçüncü yoğunluk derecesi dersleri ego ile deneyimlenmek üzere tasarlanmıştır. Varlığın acı çekmesi, kısır döngülere tutsak yaşaması veya ayrıştırıcı tutumlar sergilemesi, bu mekanik bilincin mekanik olmayan bilinçdışı ile, yani yüksek benlik ile bağlantı kuramamasından kaynaklanır. Beşerin benliği bir bütündür. Egosu yani benleri ise onun ayrık, maddi sahalara dağılmış limitli bileşenleridir. Ne kadar çok sorgu varsa, ne kadar çok idrak edilirse yüksek benliğe o kadar yaklaşılır, ego geçirgen hale getirilir ve limitli bileşenler üzerinden limitsiz bütünlüğe o denli ulaşılır. 

İç sese kulak vererek, sakin ve sessiz bir zihinle olanı biteni duru bir şekilde gözlemlemek idrakin yolunu açar. İnsanın en önemli özelliği kendi bilinç sahasının dışına çıkarak kendisini gözlemleyebilmesidir. Bunu yapmaya irade göstermediği takdirde döngülerinin yani bir anlamda egosunun esiri olur. Hatta hakimiyet sağlayamadığı noktada suçu egoya atar. O zaman kurban olur, esir olur, acı çeker, sıkışır ve bunların tüm nedenlerini dışarıda arar. 

Oysa ki ego, evren ekranında varlığın kendisini kendisine öylece yansıtan bir tesir öbeğidir ve kendisinden ayrı değildir. İnsanın yaşarkenki yegane işi tesirlerle meşgul olması ve bunları düzenleyebilmesidir. Bu tesirlerin varlık tarafından ayrıştırılmadan kabul edilmesi, incelenmesi ve elde edilen verilerinin özümsenmesi, Yaratan'dan ötürü yaratan olan varlığın yaşayarak/ yaşarken sorumluluk almasıyla mümkün olur. Deneyimleyen deneyimlediğinden ayrı değildir ve özgür irade ile atılan her bir adım, attığı adımdan ötürü varlığı sorumlu kılar.

Mekanik, egosantrik yaşam örüntülerininin mekanik olmayan yüksek biçimlerle değiştirilmesi yüksek benliğe yakınlaşmak olarak tarif edilebileceği gibi sevginin keşfedilmesine de karşılık gelir. Sevgi, katı egoların derininde onu keşfetmeyi bekleyen için parlak bir inci tanesi gibi bekler durur. Yeter ki, hakikati ve batılı ayırt etme yetisine sahip olan ruh, irade gösterip akıl ağacının köklerinden girerek, dalların en uç noktalarına kadar erişebilsin ve varlığı besleyebilsin.

Burak Cömertler







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...