Ana içeriğe atla

İNANILAN VE İDRAK EDİLEN BİLGİ

Bilgi hakikate eriştirmez, irade göstererek sorgulayan kişi bilginin tesirini sindirerek kendi kendini hakikate eriştirir. Yani bilgi, gerçekliğine inanmak ya da inanmamak tercihinin yapılması gereken bir şey değildir. Bir bilgi ona inanıldığı için değil, sorgulayan kişi tarafından idrak edilerek yaşam uygulamalarında kendi gerçekliğini açığa çıkarabildiği için gerçektir. Bu aşamaya gelinene kadar kabul edilmeden göz önünde tutulmalıdır. Bilgi tek bir nüve gibi görünür ama aslında bir bütündür ve diğer bilgilerle ilmek ilmek örülüdür. Yatay tekamül süreci geçiren birisi için bilgi geçmiştir yani zamandır ama dikey tekamül süreci geçiren birisi için bilgi gelecektir ve yine zamandır. Zamana bağlanmış her unsur gibi tesir aktaran bilgi, devinim eden yaratılışı ve Bir'in yasasını arayan varlıkları aşamadan aşamaya geçirmeye yarayan yegane olgudur.

Üçüncü yoğunluk varlıklarının temel şartlanmalarından birisi inançtır. İnanç, sorumluluk almaktan kaçınan bir zihnin, belirli sabit bir kabulün etrafında anlamsızca ve tembelce dolanmasına karşılık gelir. Sabit ve sorgulanamayan hiçbir bilgi sırf ona inanıldığı için varlığı hakikate eriştiremez. Bilgi ancak sorgulayan ve irade gösteren bir varlığı yüksek anlayışlara ulaştırabildiğinde varoluşsal fonksiyonunu yerine getirmiş olur ve kendi gerçekliğini kanıtlar.

İnsanları aşama aşama yükseltecek esas bilgi bilinçüstünden gelir. Yaşamı bilinç düzeyinden deneyimleyen bizler, olan bitenin yatay süreçlerde sadece birbirimiz ile olan etkileşimlerimiz dahilinde mümkün olduğunu sanırız. Esasında evrendeki sonsuza uzanan farklı bilinç katmanlarıyla kurabildiğimiz bağlantı sonucu alabildiğimiz bilgiler bizi gerçek anlamda öteye taşır ve evrim basamaklarını tırmanmamızı sağlar.

Burak Cömertler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENNET & CEHENNEM

 Cennet, belirli bir evrimsel aşamayı tamamlamış varlığın bilinç ve farkındalık seviyesinin sembolüdür. Cehennem ise bedenli ve bedensiz hallerde, varlığın tekamülü için ihtiyaç duyduğu, kendi vicdanının gelişmişliği oranında duyduğu ızdıraptır. Ne cennet içinde hurilerin olduğu bir saray ne de cehennem sırta giyilen katrandan bir gömlektir. Kutsal metinlerde ham ve sembolik olarak verilen bu kavramlar, belirli evrimsel realitelerin artık açıkça anlaşılması gereken ifadeleridir.  Ruhsal varlık,  boyutlar ve realiteler arasında türlü maddesel bedenler kullanır, Yaratan'ın sonsuz ışığı ve bilgisi  doğrultusunda evrimini sürdürür. Sıralı enkarnasyonlar geçirir. Sonunda üzerinde yaşadığı gezegende belirli bir evrim aşamasına gelir. O artık belirli bir realitenin bilgisini deneyimlemiş ve yeni bir başlangıcın kıyısına gelmiştir. Ham olan bilincinin sevgi ve idrakle belirli bir olgunluğa erişmesi, kutsal metinlerde 'cennet', açık bilgiye ulaşması ise 'cennet meyveleri'ne ...

SENİN ESERİN

Sürekli mutlu olunması gerektiğini kim söyledi? Acı çekmenin, hasta olmanın gereksiz olduğunu, göğün her zaman açık olması gerektiğini kim söyledi? Kim söyledi dünyanın adaletli bir yer olması gerektiğini, buna dair kök inanç nasıl oluştu? Kim söyledi savaşların olmaması gerektiğini, ölümün kötü olduğunu? Dünya kendi etrafında dönüyor, insan da onun üzerinde etiyle, kemiğiyle ve düşüncesiyle dönüyor. Döngüleri kısır ve sevgisiz. Dışında olan, ona acı veren her şeyin kendi sevgisizliğinin eseri ve yansıması olduğunu anlayamıyor. Sorgulamıyor, yalnızca inanıyor. Hayır, o sadece rahat etmek istiyor, hem de hiç çaba harcamadan. Hiç sorumluluk almadan kalıplara sığmaya, kimlikler ardına gizlenmeye devam ediyor. En büyük marifeti de bir suçlu bulup onu dışarıda araması. Bu düzeni kendi eliyle kurdu. Dışında oyalandı, içine bakmayı unuttu, kurduğunun esiri oldu. Güç ve haz onun gözlerini kör etti. Her yeri acıyla kaplı halbuki. Etini çizsen kanayacak. Dışardan yardım beklemekten, kurtarıcı yo...

RUHSAL UYANIŞ

 Ruhsal uyanış, uyanmayı istemekle ya da uyanmalıyım demekle gerçekleşmez. Uyanış bir hedef değil, doğal bir sonuçtur. Kök çakradan giren evrensel kozmik enerjilerin, ilk üç enerji alanında içsel enerjilerle kesişerek meydana getirdiği deneyimler ve bunların sonuçlarının özümsenmesinin ardından, varlık bu kesişimi yeşil, mavi ve çivit renklerine karşılık gelen üst enerji alanlarında gerçekleştirmeyi talep eder hale gelir. Uyanış budur. Bu idrak aşamasına gelebilmek için kırmızı, turuncu ve sarı enerji alanlarına karşılık gelen hayatta kalma, kimlik oluşturma ve toplumsal ilişkiler ile ilgili deneyimlerin gözden geçirilmesi, idraki ve kabulü gerekir. Bu sayede geçmiş benlikler bağışlanır ve enerji alanlarını temizleyerek dengeye gelen varlık kendisini sever hale gelir. Karma denilen titreşimsel düzensizlikleri gidermenin tek yolu sevmekten ve bağışlamaktan geçer. Uyanış, deneyimler ve bu deneyimlerin açığa çıkan tesirlerinden bilinçli bir farkındalıkla arınabilmenin sonucunda kendil...