Bilgi hakikate eriştirmez, irade göstererek sorgulayan kişi bilginin tesirini sindirerek kendi kendini hakikate eriştirir. Yani bilgi, gerçekliğine inanmak ya da inanmamak tercihinin yapılması gereken bir şey değildir. Bir bilgi ona inanıldığı için değil, sorgulayan kişi tarafından idrak edilerek yaşam uygulamalarında kendi gerçekliğini açığa çıkarabildiği için gerçektir. Bu aşamaya gelinene kadar kabul edilmeden göz önünde tutulmalıdır. Bilgi tek bir nüve gibi görünür ama aslında bir bütündür ve diğer bilgilerle ilmek ilmek örülüdür. Yatay tekamül süreci geçiren birisi için bilgi geçmiştir yani zamandır ama dikey tekamül süreci geçiren birisi için bilgi gelecektir ve yine zamandır. Zamana bağlanmış her unsur gibi tesir aktaran bilgi, devinim eden yaratılışı ve Bir'in yasasını arayan varlıkları aşamadan aşamaya geçirmeye yarayan yegane olgudur.
Üçüncü yoğunluk varlıklarının temel şartlanmalarından birisi inançtır. İnanç, sorumluluk almaktan kaçınan bir zihnin, belirli sabit bir kabulün etrafında anlamsızca ve tembelce dolanmasına karşılık gelir. Sabit ve sorgulanamayan hiçbir bilgi sırf ona inanıldığı için varlığı hakikate eriştiremez. Bilgi ancak sorgulayan ve irade gösteren bir varlığı yüksek anlayışlara ulaştırabildiğinde varoluşsal fonksiyonunu yerine getirmiş olur ve kendi gerçekliğini kanıtlar.
İnsanları aşama aşama yükseltecek esas bilgi bilinçüstünden gelir. Yaşamı bilinç düzeyinden deneyimleyen bizler, olan bitenin yatay süreçlerde sadece birbirimiz ile olan etkileşimlerimiz dahilinde mümkün olduğunu sanırız. Esasında evrendeki sonsuza uzanan farklı bilinç katmanlarıyla kurabildiğimiz bağlantı sonucu alabildiğimiz bilgiler bizi gerçek anlamda öteye taşır ve evrim basamaklarını tırmanmamızı sağlar.
Burak Cömertler
Yorumlar
Yorum Gönder