Farkedilen bir bağımlılık örüntüsünü gerçek anlamda yok edebilmenin yegane yolu ona idrakle yaklaşmaktır. Zihin inisiye edilmeden beden inisiye edilemez. Varlık, geliştirdiği bağımlılığın fizyolojik ve psikolojik fonksiyonları üzerindeki etkilerini irdeleyip anlayamadığı sürece bir kabloyla bağlanmış gibi negatif tesir alanına bağlı kalmaya devam eder. Bunun sonucunda da zayıflayan enerji alanına sirayet edebilen negatif varlıkların düşünce formları yoluyla yaptıkları saldırıların hedefi olur. Yani bağımlılık örüntüsü idrak ve iradeyle çözümlenmediği sürece, düşünsel ve deneyimsel sapmasından ötürü varlığın enerji alanında meyda gelen zayıflama, hem negatifi çağırır hem de bu yolla varlığın enerjisini sömürmeyi sürdürür. Ta ki varlık iradesini idrakiyle özgürleştirip hayır demeyi başarana ve deneyimlediği sapmayı dengeleyene kadar.
İradenin özgürleşebilmesi demek, alınacak bir aksiyonun potansiyelinin, bilincin yüksek benliğe yakın bir bölümünden verilmesi demektir. Düşünce formları maddedir ve canlı örüntülerdir. Düşüncenin varlık üzerindeki döngüsel etkisi maddenin varlık zihnini kontrol etmesidir. İdrakli ve bunun için dikkatli olmak bu yüzden yaşamın her evresinde oldukça önemlidir. İdrak, varlığı kademe kademe yüksek benliğine yaklaştırır.
Dengeleme idrakle yapılır. Herhangi bir bağımlılık örüntüsünün iyice irdelenmeden kontrol altında tutulmaya çalışılması egosantriktir. Bu yaklaşım belirli bir süre için belki çözüm gibi görülebilir, ama varlık bunun için sürekli enerji harcar. Kontrol etmeye çalışmak enerji tüketir. Kontrolün olduğu yerde sevgi yoktur. İdrakle odaklanılan anda sevgi vardır. Varlık enerjisi kıymetlidir. İdrak ve anlayışla geliştirilmeyen bir reddedişin olmadık bir anda yitip gitmesi de oldukça kaçınılmazdır.
Ne kadar zorlu olsa da şifanın büyük bölümü zihnin kendini tanımasıyla mümkün olabilir. Varlığın bu yaşamdaki temel fonksiyonu, tesir alıp vermesi ve bunu, enerjisini bilinçli bir şekilde yönlendirerek gerçekleştirebilmesidir. Prensiplerle, her an dikkatli davranarak geliştirilen yaklaşımların özden, sevgiden ve yüksek bir yerden olduğunu; belirli dış şartlanma kalıplarıyla, sınırlar içinde kalmaya çalışmanın ise tüketen, egosantrik bir yaklaşım olduğunu unutmamak gerekir.
Burak Cömertler
Yorumlar
Yorum Gönder