İnsanların hayata karşı yaklaşımlarında bakış açılarını daraltan temel unsurlardan biri reenkarnasyon bilgisine sahip olmamaları ve hatta bu olgunun bir inanç meselesi olduğunu düşünmeleridir. Dünya yaşamı kısa sürede geçirilen tek bir hayattan ibaret değildir. Madde düzleminde, birçok yaşamda birbirleriyle bağlantılı türlü enkarnasyonlar geçirilir ve bu süreçlerde geçirilen deneyimler ile birlikte elde edilen gözlemler sonucunda varlıklar belirli bir sevgi ve ışık düzeyine ulaşırlar. Evrimin sonu yoktur. Farklı üst boyutlarda, beden yapılarında ve gezegenlerde tekamül her daim ileriye doğru devam eder. Cennet, dünyanın yaşamının zorlu tesirlerini geride bırakmaktan ve gelişmiş tekamül imkanları sunan evrendeki başka bir gezegenin spatyomuna doğabilecek seviyeye gelebilmekten başka bir şey değildir. İdrak edebilenler için bu süreçler, varlığın kendisini aşama aşama tanıdığı ilahi bir vazifeden ibarettir.
Cennetin altından akan ırmak, geride bırakılan dünya yaşamının zorlu tesirlerini sembolize eder. Dünya, genelin sandığı gibi insanların ebedi evi değil, geçip gidecekleri bir konaktan ibarettir. Bu yüzden madde illüzyonunun geçici realiteleri, saplanılacak veya amaç edinilecek birer amaç değil; onları yüksek varlık aşamalarına ulaştıracak birer amaç olmalıdır.
Üçüncü yoğunluğun kısır ve sabit inanç kalıpları sorgulanıp, devre sonunun açık bilgileri özümsendikçe dikey farkındak giderek artacaktır. Sorumluluk bu idrakle birlikte belirmeye başlayacak ve varlıklar iradelerini özgürleştirebileceklerdir.
Burak Cömertler
Yorumlar
Yorum Gönder