Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DİRİ

Sonsuz Yaratan her daim yarattıkları ile birliktedir, ama sadece idrak edebilenler ile birlikte canlı ve diridir. Otomatik insan sadece yaşar. İdraklenen insan ise idraki ölçüsünde Yaratan'ın sevgi ve ışığını adım adım keşfeder. Diri insan dikkatli yaşayan, yaşadıkça sorgulayan ve idraklenen insandır. Dikkatli yaşamak, varlığın her zerresinde bulunan yaratıcı enerjinin madde illüzyonuna doğru bilinçli, dengeli ve farkındalıklı bir biçimde yönlendirilmesinin, yani özgür iradenin belirebilmesinin yolunu açar. İnsan o zaman gerçekten Yaratan'dan ötürü yaratan olur, o zaman gerçekten O'nun yeryüzündeki halifesi ünvanını hak eder. Dikkatle odaklanmak egoyu geçirgen kılarken, varlığın saf bir biçimde gözlem yapmasını sağlar ve onu özüne doğru yaklaştırır. Düşüncenin neden olduğu çatışmalar, ayrılıklar, korkular ancak bu yakınlık haliyle sonlanır ve ardından sevgi bu sayede belirir. Sevginin, dikkatle odaklanılan anda barındığını unutmamak gerekir. Gerçekleştirilen bir eylemin niy...
En son yayınlar

AYRIK VARLIK BİLEŞENİ

 Ego, bir düşman ya da kurtulunması gereken bir şey değildir. Aklın karşılığı olan ego; duygu, düşünce ve bilgiden oluşan, varlığı deneyim sahasına çeken mekanik bir bilinç yapısıdır. Üçüncü yoğunluk derecesi dersleri ego ile deneyimlenmek üzere tasarlanmıştır. Varlığın acı çekmesi, kısır döngülere tutsak yaşaması veya ayrıştırıcı tutumlar sergilemesi, bu mekanik bilincin mekanik olmayan bilinçdışı ile, yani yüksek benlik ile bağlantı kuramamasından kaynaklanır. Beşerin benliği bir bütündür. Egosu yani benleri ise onun ayrık, maddi sahalara dağılmış limitli bileşenleridir. Ne kadar çok sorgu varsa, ne kadar çok idrak edilirse yüksek benliğe o kadar yaklaşılır, ego geçirgen hale getirilir ve limitli bileşenler üzerinden limitsiz bütünlüğe o denli ulaşılır.  İç sese kulak vererek, sakin ve sessiz bir zihinle olanı biteni duru bir şekilde gözlemlemek idrakin yolunu açar. İnsanın en önemli özelliği kendi bilinç sahasının dışına çıkarak kendisini gözlemleyebilmesidir. Bunu yapmaya ...

İDRAK VE BİÇİM

 Biçimler dahilinde hareket etmek buzlu camdan yapılmış bir fanusun içinde yaşamaya benzer. Bir dine göre belirlenmiş sınırlar içinde kalarak dengeyi ve huzuru amaç edinmekten pek bir farkı yoktur. Otomatik yaşam tam bu düzende, egonun devrede olduğu, yüksek benliğin devre dışı bırakıldığı ve varlık iradesinin sınırlar içine hapsedildiği kalıplarda hüküm sürer. Çünkü deneyim baskılanır ve o anki şartlarda karar verici ya da irade gösterici olan varlığın bilirliği değil, onu doğru yolda tutacağını umduğu sınırlamalarıdır. Doğru yolda kalmayı ummak egonun varlık üzerindeki hakimiyetidir. Varlık enerjisi bu durumda, idrakli yaşamın gerektirdiği, her an ayrı ayrı, diri bir şekilde sorumluluk almak ve varyasyonlu yüksek biçimler ortaya çıkarmak için kullanılmak yerine, dengede kalmak gayesi yönünde tüketilir. İdrakli yaşam, önceden tayin edilmiş biçimlerin içine sığılmaya uğraşıldığında değil, sürekli gelişen prensipler ile desteklenmiş sağlam ve arı bir irade, anbean ortaya konulduğund...

SONSUZ YARATAN'IN DENEYİMLERİ ÖZÜMSEMESİ

Spatyom (şuur katmanı), bilinçaltından farklı bir yapıya karşılık gelmez. Spatyoma (ahirete) henüz geçerken karşılaşılan teşevvüş aşaması (kabir azabı), varlığın kasti bir biçimde dış tesirlerden arındırılarak yaşamı boyunca deneyimlediklerinden ötürü bilinçdışında biriktirdiklerini bilinçaltına aktarma aşamasıdır. Her nasıl, kaba madde ortamında geçirilen deneyim süreçlerinde, Sonsuz Yaratan yarattığı varlık ile birlikte deneyimliyorsa, teşevvüş aşamasında da deneyimlerden elde edilenleri yarattığı varlık ile birlikte özümser. Bilincin tekil ya da bireysel olarak algılanması tamamen illüzyondur. Bilinç bütünseldir. Teşevvüş aşaması, yaratılmış varlığın Yaratan'ın halifesi olmasından ötürü sahip olduğu özgür iradesi ile deneyimlediği yaşam süreçleri ve bu süreçler ile birlikte üstlendiği sorumluluğun hesabını verdiği aşamadır. Varlık, idrak ettiğini öz bilgiye çevirir ve bu oranda derslerini verebilir. Edemediği oranda ise sonrasında telafi etmek üzere karma olarak, titreşimsel düz...

EGOSANTRİK

Beşerin hayata yaklaşımındaki temel yanılgısı, bilmeyi, çok bilmeyi sürekli arzulaması ve yaşamın anlamını gelecek vizyonlarında, umutlarında ve inançlarında aramasıdır. Yeni üst bilgilerle muhatap olunabilmesi ya da farklı realitelerin tesirlerinin alınabilmesi, sürekli yeniyi isteyerek değil, mevcut bilginin tesirlerini sindirip, onları hayata tatbik etmek ile mümkün olabilir. İnsanın vazifesi de alacağı görevin büyüklüğüne göre bu sayede giderek gelişir. Bu yüzden birisinin " Benim vazifem nedir?" diye sorup durması abestir. İnsanın vazifesi, kendi sınırlarını, şartlandığı noktaları algılayarak bertaraf etmesi, yaşamına ve sorumluluklarına odaklanması ve bu noktalardaki düzensizlikleri farkındalıkla giderebilmesi, yani öncelikle elindekinin hakkını vermesidir. Bu noktadan sonra gelecek bir amaç değil doğal sağlıklı bir sonuç olur. Bunun ardından yeni ihtimaller de, yeni görevler de kazanılan liyakat doğrultusunda varlığın hayatına zaten akmaya başlayacaktır. Hayat, gelecek...

DİKKAT ET!

İradenize sahip çıkmak istiyorsanız enerjinizi korumayı öğrenmelisiniz. Saplantılarınız, yanılgılarınız, yargılarınız ve araç olması gerekirken amaç edindiğiniz haz döngüleriniz enerjinizi düşürür. Sağlıksız yeme alışkanlıklarınız, türlü maddesel bağımlılıklarınız, telefon ekranına kitlenip birbirinin aynısı anlamsız videoları saatlerce izlemeniz yine odağınızı dışarıya çekerek enerjinizi çalar ve sizi tüketir. Bu tükeniş madde illüzyonu içerisindeki gerçek kimliğinizi, biçimlerinizi ve Yaratan'dan ötürü yaratıcı olan karakterinizi belirleyen ruhsal kudretinizin zayıflamasına neden olur. İradenizin özgürlük oranı da, nefsin yani maddenin üzerinizde kurduğu bu tahakküm ile birlikte giderek azalmaya başlar. Tek yol, uyanık kalarak yaşamın her anını idrakli geçirmeye çalışmak ve kendine dikkat etmektir. Enerjinizi ancak kendinize hem fiziksel hem de duygusal manada dikkat ettiğiniz zaman koruyabilirsiniz. Başkalarını sevmenin, onlara dikkat edebilmenin yolu da öncelikle buradan geçer....

GERİDE BIRAKILAN YÜKLER

 Cehennem dediğiniz şey geçmişin yükünü taşımanızdan başka bir şey değildir. Bedenli ya da bedensiz hallerde çekilen ızdırabın sebebi tam olarak budur. Geçmiş, duygu ile karışık düşünce halinde, türlü acılar, korkular, kırgınlıklar ve çatışmalar ile enerjinizi zaman düzlemine hapseder. Beşerin dünya okulundaki sınavı da tam bu noktada, geçmişe hapsolmuş enerjisini, yaşadıklarının sorumluluğunu alarak ve ayrılıkları gidererek zamandan özgürleştirebilmesiyle ilgilidir. Duygusal hali şuurlu hale çevirmek, irade göstererek kendisine odaklanan ve dikkatli yaşayan bir varlığın; geçmişin tesirlerini sindirmesini ve bu yolla yapıcı, açık anlayışlara ulaşmasını sağlar. İdrakin kazanıldığı, olan bitenin net bir şekilde gözlemlendiği anda negatif hisler azalır, yükler geride bırakılmış olur ve sevgi belirir. Karmik düzensizlikler bu noktada giderilir ve ruhsal kudret bu anda idrak halinde tezahür eder. Duygu ve düşünce halinde, zamana yani madde illüzyonuna deneyim için yönlendirdiğiniz enerj...