Ana içeriğe atla

Kayıtlar

SONSUZ YARATAN'IN DENEYİMLERİ ÖZÜMSEMESİ

Spatyom (şuur katmanı), bilinçaltından farklı bir yapıya karşılık gelmez. Spatyoma (ahirete) henüz geçerken karşılaşılan teşevvüş aşaması (kabir azabı), varlığın kasti bir biçimde dış tesirlerden arındırılarak yaşamı boyunca deneyimlediklerinden ötürü bilinçdışında biriktirdiklerini bilinçaltına aktarma aşamasıdır. Her nasıl, kaba madde ortamında geçirilen deneyim süreçlerinde, Sonsuz Yaratan yarattığı varlık ile birlikte deneyimliyorsa, teşevvüş aşamasında da deneyimlerden elde edilenleri yarattığı varlık ile birlikte özümser. Bilincin tekil ya da bireysel olarak algılanması tamamen illüzyondur. Bilinç bütünseldir. Teşevvüş aşaması, yaratılmış varlığın Yaratan'ın halifesi olmasından ötürü sahip olduğu özgür iradesi ile deneyimlediği yaşam süreçleri ve bu süreçler ile birlikte üstlendiği sorumluluğun hesabını verdiği aşamadır. Varlık, idrak ettiğini öz bilgiye çevirir ve bu oranda derslerini verebilir. Edemediği oranda ise sonrasında telafi etmek üzere karma olarak, titreşimsel düz...
En son yayınlar

EGOSANTRİK

Beşerin hayata yaklaşımındaki temel yanılgısı, bilmeyi, çok bilmeyi sürekli arzulaması ve yaşamın anlamını gelecek vizyonlarında, umutlarında ve inançlarında aramasıdır. Yeni üst bilgilerle muhatap olunabilmesi ya da farklı realitelerin tesirlerinin alınabilmesi, sürekli yeniyi isteyerek değil, mevcut bilginin tesirlerini sindirip, onları hayata tatbik etmek ile mümkün olabilir. İnsanın vazifesi de alacağı görevin büyüklüğüne göre bu sayede giderek gelişir. Bu yüzden birisinin " Benim vazifem nedir?" diye sorup durması abestir. İnsanın vazifesi, kendi sınırlarını, şartlandığı noktaları algılayarak bertaraf etmesi, yaşamına ve sorumluluklarına odaklanması ve bu noktalardaki düzensizlikleri farkındalıkla giderebilmesi, yani öncelikle elindekinin hakkını vermesidir. Bu noktadan sonra gelecek bir amaç değil doğal sağlıklı bir sonuç olur. Bunun ardından yeni ihtimaller de, yeni görevler de kazanılan liyakat doğrultusunda varlığın hayatına zaten akmaya başlayacaktır. Hayat, gelecek...

DİKKAT ET!

İradenize sahip çıkmak istiyorsanız enerjinizi korumayı öğrenmelisiniz. Saplantılarınız, yanılgılarınız, yargılarınız ve araç olması gerekirken amaç edindiğiniz haz döngüleriniz enerjinizi düşürür. Sağlıksız yeme alışkanlıklarınız, türlü maddesel bağımlılıklarınız, telefon ekranına kitlenip birbirinin aynısı anlamsız videoları saatlerce izlemeniz yine odağınızı dışarıya çekerek enerjinizi çalar ve sizi tüketir. Bu tükeniş madde illüzyonu içerisindeki gerçek kimliğinizi, biçimlerinizi ve Yaratan'dan ötürü yaratıcı olan karakterinizi belirleyen ruhsal kudretinizin zayıflamasına neden olur. İradenizin özgürlük oranı da, nefsin yani maddenin üzerinizde kurduğu bu tahakküm ile birlikte giderek azalmaya başlar. Tek yol, uyanık kalarak yaşamın her anını idrakli geçirmeye çalışmak ve kendine dikkat etmektir. Enerjinizi ancak kendinize hem fiziksel hem de duygusal manada dikkat ettiğiniz zaman koruyabilirsiniz. Başkalarını sevmenin, onlara dikkat edebilmenin yolu da öncelikle buradan geçer....

GERİDE BIRAKILAN YÜKLER

 Cehennem dediğiniz şey geçmişin yükünü taşımanızdan başka bir şey değildir. Bedenli ya da bedensiz hallerde çekilen ızdırabın sebebi tam olarak budur. Geçmiş, duygu ile karışık düşünce halinde, türlü acılar, korkular, kırgınlıklar ve çatışmalar ile enerjinizi zaman düzlemine hapseder. Beşerin dünya okulundaki sınavı da tam bu noktada, geçmişe hapsolmuş enerjisini, yaşadıklarının sorumluluğunu alarak ve ayrılıkları gidererek zamandan özgürleştirebilmesiyle ilgilidir. Duygusal hali şuurlu hale çevirmek, irade göstererek kendisine odaklanan ve dikkatli yaşayan bir varlığın; geçmişin tesirlerini sindirmesini ve bu yolla yapıcı, açık anlayışlara ulaşmasını sağlar. İdrakin kazanıldığı, olan bitenin net bir şekilde gözlemlendiği anda negatif hisler azalır, yükler geride bırakılmış olur ve sevgi belirir. Karmik düzensizlikler bu noktada giderilir ve ruhsal kudret bu anda idrak halinde tezahür eder. Duygu ve düşünce halinde, zamana yani madde illüzyonuna deneyim için yönlendirdiğiniz enerj...

MEDİTASYON VE TESİRLERE AÇILAN ALAN

Meditasyon sorunlarınızı çözüyor olsaydı sabah uyandığınızda hepsini halletmiş olmanız gerekirdi. Siz uykudayken enerjiniz tıpkı meditasyonda olduğu gibi şuur alanınızdan çekilir ve sessizleşirsiniz. Sessizlik hiçbir zaman duyguların tesirlerini sindirmenin, problemleri çözmenin ya da gereken içsel dönüşümü sağlamanın kaynağı olamaz. Sessizlik sadece, irade göstererek kendi şuur sahasının dışına çıkmayı arzulayan varlığın, kendisini zamansızlık noktasından bir bütün halinde gözlemleyebilmesinin yolunu açar ve aracı olur. Varlık bu sayede düşüncesinin de, duygusunun da, probleminin de aslında kendisinden ayrı olmadığını algılayabilir. Çözüm bu noktada, varlığın kendisini saf bir biçimde gözlemlemesiyle, eğer o isterse onunla birlikte gelebilir. Yolda yürümek değişimi getirmez, yol boyu gözlemlenenlerin aktardığı tesirleri sindirmek değişimi getirir. İnsan, yaşamının doğal akışında ilerlerken muhatap olduğu tesirlerle rastgele karşılaşmaz. İnsan, ihtiyacı olan tesirleri her daim kendisin...

HAKİKİ İMAN

İman etmek, sabit ve sorgulanmamış bir inancı kutsayarak, idrak edilmemiş duygu yüklü sözleri, güvenli konfor alanında tekrar tekrar söyleyerek hislenmek değildir. İman etmek demek, irade göstererek içsel bağlantısını artıran varlığın, her daim kendisinin üst versiyonu olan yüksek benliğine, bilgiyi işleyerek ve sorgulayarak yaklaşması demektir. İnsanın tekamülü kendi öz kaynaklarından faydalanmasına bağlıdır. Bu, bir anlamda imanın kuvvetlenmesidir. İmanlı insan, bildiğinin ötesinde her daim daha yüksek bir bilginin ve anlayışın var olduğu bilinciyle hareket ederek, egosunu geçirgen hale getirebilen insandır. Bu insan yeri gelince sabreder, yeri gelince bağışlar ve karmasını düzenler, yeri gelince de cesaretle sevgi eylemlerinde bulunur ve ayrılıkları giderir. Esas önemli olan, yaptığı şey her ne olursa olsun mümkün olduğu kadar idrakli yapmaya çalışmasıdır. İmanlı insan kendisini kontrol etmez; kendisine bilinçli bir farkındalıkla hakim olur. O, vicdan kanalıyla elde ettiği tecrübele...

VERİMLİ ŞUUR FAALİYETİ

Bir şeyi gözlemlemek ayrıdır, açığa çıkan tesirlerini yakalamak ve sindirebilmek ayrıdır. Varlığın şuur faaliyetinin verimsizleşmesinin yegane sebebi, bir olayın açığa çıkan tesirlerini sindirmek yerine o olayın kaynağıyla ilgilenmesidir. İçsel bağlantının kurulamadığı durumda açığa çıkan bu kısır yaklaşım, varlık enerjisinin zaman düzleminde kalarak, tekrarlayan egosantrik döngülerde tükenmesine ve geçmişin, varlığın sırtında gittikçe ağırlaşan bir yük halini almasına sebep olur. Madde realiteleri, saplanılan bir amaç değil, yüksek bilinç aşamalarına ulaştıran birer araç olarak görülmelidirler. Deneyimi tüm yönleriyle algılayarak kabul etmek, alınacak olan veri alındıktan sonra da, ondan özgürleşerek yeni yüksek ufuklara yelken açmak, tekamül sürecinin verimli geçirilmesi adına elzemdir.  Kapsayıcı bağışlama hali, tesirlerin idrak edilerek sindirildiği ve geçmişte kalması gerekenin yerine uygunca yerleştirildiği bu yaklaşım biçiminin ardından tezahür eder. Bilge insan, geçmişin yü...