Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İÇSEL TEPKİ

Ne hakikat sizi özgür kılabilir ne de çektiğiniz ızdırap... Kendinizi ancak yine kendiniz özgür kılabilirsiniz. Tesir odaklarına karşı içsel tepki oluşturacak düşünme süreçleri geçirmeniz, elde edilen verileri içselleştirerek öz bilgi haline dönüştürmeniz ve bu yolla evrimsel üst bir basamağa çıkabilmeniz gerekir. Aklın sınırlandırıcılarını gidermek net ve özgür bir bakış açısı sağlar, dogmalar yıkılır. Ne yaşarsanız yaşayın, olan bitenin üzerine neden sonuç ilişkisi kuramıyorsanız, tekrarlanan döngülerde otomatik bir yaşam sürüyorsunuz demektir. İdrak, varlığın bu döngülerde, etkisi altında kaldığı tesirlere karşı irade göstererek, Yaratan'ın bahşettiği biricik hediyesi olan düşünme kabiliyetini kullanması sonucu belirir. Ve sizin cennetiniz idrak üzerinedir. İçsel tepki geliştiremediğiniz müddetçe hiçbir bilgi ya da gerçeklik sizi yükseltemez ya da çektiğiniz hiçbir acı sizin dönüşmenize katkı sağlayamaz, bunu, içinize dönerek kendiniz için yalnızca siz yapabilirsiniz. Bunun için...

YANILSAMA

Kader konusu üzerine düşünürken aklımıza sıkça takılan, 'Eğer yaşayacaklarım zaten belliyse yaşamanın ne anlamı var?' sorusu, cevabını kendi içinde barındırır. Yaşamın özünün, arzu ve isteklerimiz doğrultusunda ulaşılması gerektiğini düşündüğümüz realiteler ve hedefler olduğunu zannederiz. Bu bir yanılsamadır çünkü yaşam andadır. Duyumsadığımız realiteleri, gereken gözlemi yapabilmek yani tekamül süreçleri geçirebilmek için her yaşam öncesinde, yüksek benliğimizde kendimiz kurgularız. Bu haller evrim ihtiyacımıza göre belirlenir ve geçicidir. Yaşamın, kurgulanan mizansenler dahilinde, egosal benliklerimizle rol aldığımız bir illüzyon olduğunu ve dağılmaya mahkum gelecek imajlarından öte, içinde bulunduğumuz şu anda akıp gittiğinin farkına varabilmek, kendimizi ve yalnızca anda olan Sonsuz Yaratan'ı keşfedebilmemiz için, bizlere önemli bir bakış açısı sağlayacaktır. Yaratan'ın bilgisi sonsuzdur dolayısıyla duygu ve bilgimizin karşılığı olan realiteler de hiç tükenmeksizi...

ENKARNASYON & REENKARNASYON

 Reenkarnasyon bir inanç değil, farkındalık meselesidir ve evrenin işleyiş biçiminin temelidir. Evrim ihtiyacı duyan tüm varlıklar, belirli bir devre boyunca, bilinç yapılarına ve gözlem ihtiyaçlarına uygun olan gezegenlerde tekrar tekrar doğarlar. Ölüm bir son değil, yeniden doğacak, yani yeni bir şuur haline geçecek olan varlığın geçiş, dinlenme ve bir önceki enkarnasyondan elde ettiklerini özümsemesi sürecidir. Yaratan'ın bilgisi sonsuzdur, dolayısıyla evrim farklı gezegenlerde, farklı beden yapılarında ve bilinç seviyelerinde hiç bitmeden devam edecektir. Reenkarnasyon anlayışını, ruhsal bilgiler ışığında, dogmalardan kurtararak gereğince içselleştirebilmek, varlığın, evreni yani kendisini tanıyabilmesinin ve farkındalıklı hayatlar yaşayabilmesinin gereğidir.  Enkarnasyon şuur değişimi demektir. Her yeni yaşam, öncesinde kurgulanır ve realiteler düzeyinde gerekli olan şuur haline geçilir. Bu kurgu, yaşam maketini oluşturan yüksek benliğin kader planlamasıdır. İç içe geçmiş...

OTOMATİZMA

Siz, herhangi bir dinsel otomatizmanın içerisine girmeyi reddettiğinizde, Sonsuz Yaratan'ı ve onun yasalarını reddetmiş olmuyorsunuz. Tam tersi, size dikte ettirilen sınırlamalar ve yaşamın özünü oluşturan deneysel süreçlerinizi kısıtlayan dogmatik, kapalı anlayışlardan kurtulmuş oluyorsunuz. Açık bilgilerle hareket ederek, Yaratan'ın sevgisi ve ışığının, varlığınızın her zerresinde olduğunu fark etmeniz, attığınız her adımın zaten O'ndan ötürü olduğunu anlamanız, dışsal şartlandırma öğeleri yerine, nefsinizi tanıyarak kendi denetim mekanizmanızı oluşturmanız, idrakli yaşamanın temelini oluşturur. Aklınızla, sorgulayarak ulaşabildiğiniz en yüksek anlayışın sizin hakiki dininiz olabileceğini anladığınız zaman, kendi realitenizi kendiniz belirleyebilecek ve evrim basamaklarını özgürce tırmanabileceksiniz. Dinler, evrenin işleyişi dahilinde, bizlerin tekamülünü gözeten vazifeli varlıkların, Sonsuz Yaratan'ın bilgisinden ötürü aktardıkları, bilinç düzeyimizin gelişmişliğine...

KOŞULSUZ SEVGİ

 Koşulsuz sevgi, her varlığın bizim farklı bir yansımamız olduğu, bir ayrım olmadığı ve ayrımı yaratanın içsel yargılarımız ile bunlara bağlı egosal benliklerimiz olduğu, idrakine varabildiğimizde, içimizde keşfedebileceğimiz yüksek tanrısal bir ifadedir. Bir kimseyi sevemeyeceğinizi düşünüyorsanız, içinizde,  ona dair yargıyı kıramıyor ve onu kendinizden ayrıştırıp bu durumun nedenleriyle yüzleşemiyorsunuz demektir. Madde illüzyonunda, üçüncü yoğunluk derecesi temel dersleri, bu benliklerin realiteler düzeyinde dönüştürülmesini ve ayrılıkların ortadan kaldırılmasına dair anlayışların geliştirilmesini amaçlar. Bu dönüşüm, koşulsuz sevmekten ve bilgiyle genişleyen idrakten ayrı tutulamaz. Sonsuz Yaratan'ın sizi asla yargılamadığını ve her birinizi ayrım gözetmeden sevdiğini anımsayıp, O'ndan örnek alabilirsiniz.  Bütün varlıkları ayrım yapmadan, koşulsuz ve şartsız sevebilmenin önündeki tek engel bizim sınırlı anlayışlarımızdır. Neden sonuç ilişkisi kurabilmek ve bilgiyle ...

SEVAP & GÜNAH

Günahlar biriktikçe endişe duymamız gereken, sevaplar ise topladıkça çıkar sağlayıp, puan kazanabileceğimiz kavramlar değillerdir. Günah diye nitelediğimiz ve bazen de kendimizi yargıladığımız negatif tutum ve eylemler, neden sonuç ilişkisi dahilinde, bizleri dönüştürecek ve evrim basamaklarında yukarı taşıyacak olumlu adımları atabilmenin itici gücünü oluşturmaları için vardır. Erişilen yüksek bilinç ve gelişen vicdani değerler ile birlikte, olaylara verdiğimiz tepkiler de giderek rafine bir hal alırlar. Sevap, geliştirilen davranış ve tepki modellerinin, pozitif kutuplaşmanın ve ruhsal kazanımların bir göstergesidir. Bu kavramlar hakkındaki bakış açımızı bilgiyle genişletebilmek; kendimizi bağışlayıp, geçmişin tesiri altında kalarak suçluluk duymamamız gerektiğini ve attığımız her adımın, Sonsuz Yaratan'ın yolunda, çıkar ve fedakarlıktan öte birer vazife olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır. Korku, cezalandırılma, suçluluk hissi ya da ödül beklentisi, yaşam içerisinde bilgisizc...

ŞEYTAN

 Şeytan, boynuzu, kuyruğu ve alevden bedeni olan bir varlık değildir. Duyumsadığımız korku, sevgisizlik ve nefsimizin kontrolü altında yaşamamızın evrensel sembolüdür. Şeytan: koşulsuz sevgiyi, merhameti, anlayışı, yüksek vicdani değerlerin ortaya çıkmasını engelleyen, içsel kaynaklarımızdan beslenen, bizden ayrı ve uzak olmayan yanımızdır. İkili denge sisteminde, pozitif yönde kutuplaşmanın, potansiyel verici negatif unsurudur. Akıl etmek, idrakli yaşamaya çalışarak sorgulanmamış anlayışları dönüştürmek, bu konuda elde edebileceğimiz farkındalığın anahtarıdır.  Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınmaya niyet etmek: korkudan, bilgisizlikten ve akıl etmemekten; Sonsuz Yaratan'da temsil olunan yüksek vicdani değerlere uyumlanmaya niyet etmek demektir. Geçmişten bu yana gelen ve dinsel metinlerde çokça bahsedilen şeytan kavramı, kolektifte imgelenen korkunç imajların aksine, negatif ve geri yönde kutuplaşmanın ve maddesel düzlemde Sonsuz Yaratan'dan öte rabler edinmenin sembolüdür....